+ İVME DERGİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM KOMİSYONU PDF Yazdır e-Posta
Aciklamalar - Aciklamalar
Pazartesi, 17 Haziran 2013 05:20

3. KÖPRÜ’DEN GEZİ PARKI’NA AKP’NİN BÜYÜK RANT PROJELERİ

3. Havalimanı, Kanal İstanbul, Taksim Gezi Parkı(Topçu Kışlası-AVM), Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Köprü…

Yukarıda saydığımız proje isimleri AKP’nin "dünyanın en büyük projeleri" diye Tayyip Erdoğan ve bakanlarıyla türlü şovlarla halkı kandırmaya çalıştığı "dünyanın en büyük rant projeleri".

İktidarda olduğu on yıl boyunca halka zulüm etmekten ve vatanımızın her karış toprağını, NATO üstleri, füze kalkanları, özelleştirmeler ile Amerika ve işbirlikçilerine peşkeş çekmekten başka bir işe yaramayan AKP şimdi de “İstanbul’un 7 tepesine yaraşır 7 büyük proje” diyerek İstanbul’u ranta ve talana açmaya devam ediyor. “Geçmişimizden aldığımız ilhamla tarih yazıyoruz” diyen AKP iktidarının yazdığı tek tarih ise ezenlerin yüzyıllar boyu yazdığı sömürü tarihine devam etmek oluyor. Bir yandan bu projeler ihaleye açılıp, açılış törenleri yapılırken, bir yandan da halk ülkenin dört bir yanında biber gazına boğuluyor, katlediliyor. 29 Mayıs 2013 tarihinde bu projelerden birisi olan 3. Köprü’nün temelleri atılırken, hemen sonrasında AVM yapmak için kazı çalışmalarına başladığı Taksim Gezi Parkı’nda direnen halka olanca faşistliğiyle saldırdı AKP ve azgın polisleri.

Bu dev rant projelerinden birisi olan 3. Boğaz Köprüsü 59 metre genişliğinde ve 10 şeritle(2'si raylı taşıma olmak üzere), dünyanın en geniş köprüsü olacakmış. Poyrazköy ve Sarıyer-Garipçe’yi birbirine bağlayacak 3 Köprü projesi içerisinde 9 köprü, 19 kavşak, 45 alt geçit ve 63 üst geçiti de barındırıyor. 3. Köprü İstanbul’daki trafik sıkışıklığına çözüm olacağı ve transit geçitlerin özellikle yük taşıyan TIR ve kamyonların bu güzergahı kullanacağı söylemleriyle yapılmak isteniyor. Oysaki 1. ve 2. Köprü de İstanbul trafiğine çözüm getireceği iddialarıyla halkın itirazlarına rağmen yapılmıştı. 27 Nisan 1995 tarihinde bizzat Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde “Üçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs İstanbul’un çağdaş kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur” demişti. Şimdi ise kendini inkar ederek, tüm bilimsel verilerin bu köprünün de trafik sorununa çözüm olmayacağını belirtmesine rağmen, projenin temellerinin atılmasında ısrar etmesinin sebebi, amacın yine RANT olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

3. Köprü ile ilgili gerçekler ise apaçık ortada. Bu bir talan ve rant projesidir. 3. Köprü'nün trafik sorununa çözüm olmayacağı Vedat Atasoy’un 11/03/2013 tarihli yazısında da açıkça  belirtilmiştir. Bu yazıdaki verilere göre, 1973’te 1. köprü ve çevreyollarının yapımıyla şehir yapılaşması köklü bir değişime girerek kuzeye doğru genişlemeye başlıyor. Köprünün inşasından sonra boğazı geçen taşıt sayısı %200 artarken, taşınan yolcu sayısı ise sadece %4 artıyor.  2. köprü yapıldığında ise araç sayısı %1180 artarken, yolcu sayısındaki artış ise %170 de kalıyor. Bu durum, köprünün yolcu taşınmasında çok araç taşınmasına dönük olduğunu gösteriyor. Böylelikle köprüler, kendi trafiklerini oluşturmaya başlıyor ve devam ediyor. Yazıda 2. köprünün yapımından sonra şehirde en fazla nüfus artışının TEM Otoyolu çevresindeki Gaziosmanpaşa, Ümraniye, Sultanbeyli, Arnavutköy, Sultangazi semtlerinde olduğu belirtilirken, 3. Köprü'nün yapılması halinde, en düşük yoğunluk değerleri dikkate alındığında bile en az 7 milyon 343 bin kişilik nüfus artışının beklendiği söyleniyor. Yine Vedat Atasoy’un aynı yazısındaki verilere göre Londra’da %72, Paris’te %87, Moskova’da %77, New York’ta %77, Tokyo’da %96 olan raylı sistemle yolculuk oranı, İstanbul’da sadece %10. Bir diğer yalan ise "transit geçisin 3. Köprü üzerinden yapılması sağlanarak trafik yoğunluğunun azaltılacak olması". Oysa ki, İstanbul'daki trafik yoğunluğunun yalnızca %3’ü transit araçlardan kaynaklanırken, trafik sıkışıklığının asıl sebebi %82’lik oranla özel araçlar. Kapitalist sistemde halkın ulaşım ihtiyacı da, rant ve sömürü aracına dönüştürülüyor. Yeni yol ve köprü inşaları halkın ihtiyaçları ve bilimsel gereklilikler göz önüne alınarak değil, kar amacıyla yapılıyor. Köprü ve yol yapımlarının ihale aşamalarından projelerin tamamlanmasına kadar olan bütün süreçte halkın cebinden alınan para hukuksuz bir şekilde harcanarak ayrı bir talan ve soygunun önü açılıyor. Böylece toplu taşıma ilkesine ve halkın yararına öncelik veren projelerle çözülebilecek ulaşım sorunu da içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Kentlerdeki ve özellikle İstanbul'daki trafik ve nüfus miktarı zaten doygunluk sınırını aşmışken bu projelerle beraber "bardaktan taşan su" daha da arttırılmış oluyor. Üstelik köprü yapımıyla çevresindeki alanın değerlenmesi de hem bu noktalardaki nüfusun giderek artmasına yol açıyor hem de yeni rant alanları doğuruyor. Şimdiden 3. Köprü güzergahındaki araziler işbirlikçi şirketlere peşkeş çekilmeye başlandı bile.

3. Köprü projesinin diğer bir boyutu ise köprü güzergahının İstanbul’un temiz havasının büyük bir kısmını sağlayan Kuzey Ormanları’ndan ve su ihtiyacının karşılandığı su havzalarından geçiyor olması. TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın verilerine göre projenin yapımıyla İstanbul’da 680 hektarlık doğal sit alanı, 931 hektarlık tarım alanı ve 2,5 milyon ağaç barındıran 1453 hektarlık orman alanı katledilecek. Bu ormanlık bölgenin yok edilmesiyle hem biyolojik çeşitlilik hem de mikro klima üzerinde soğutucu görevi olan bitki örtüsü yoğun şekilde zarar görecek. Marks’ın “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.” sözünü doğrular şekilde...

Tüm bunlar olurken bir yandan da 3. Köprü’nün ismiyle ilgili tartışmaların basında ve sosyal medyada geniş yer bulduğunu görüyoruz. 3. Köprü’nün isminin Alevi-Şii katliamlarıyla tarihe geçmiş Yavuz Sultan Selim olarak belirlenmesi egemenlerin sınıf kinini nasıl taşıdığını ve katliamlarla dolu tarihlerini unutmak bir yana nasıl sahiplendiklerinin bir kanıtıdır. Ancak köprünün yapılmasından çok isim tartışmalarına gömülmek de bir o kadar sınıfsallıktan ve mücadeleden uzak tartışmalardır. İşbirlikçi medya ve iktidar tarafından kolaylıkla yön verilebilen bu tartışmalar ne ilktir ne de son olacaktır. Her türlü katliamının ardından yeni gündemler yaratarak halkı uyutmaya çalışan AKP iktidarı ve emperyalizmin işbirlikçilerinin bu ve benzeri oyunlarına alet olmamak gerekmektedir.

Bir yandan halkı ve doğayı rant için katleden bu “büyük projeler”’in her gün temelleri atılırken bir yandan da emperyalistlerin işbirlikçisi iktidarlar ve onların köpekliğini yapan kolluk kuvvetleri halka olanca gücüyle ve azgınca saldırıyor. Bir süredir Gezi Parkı’nda ve Türkiye'nin birçok ilinde yaşananlar AKP faşizminin ne denli pervasızca ve açıkça uygulandığının bir kanıtıdır. Ancak biz bu yalanları ezen ve ezilenlerin yüzyıllardır var olan tarihinden çok iyi biliyoruz. Tıpkı bu zulüm ve sömürünün; bir gün kurulacak halk iktidarıyla sonunun geleceğini bildiğimiz gibi. AKP her ne kadar emperyalistlerle işbirliği yaparak Suriye halklarını katletse de, yayın yasaklarıyla Reyhanlı’daki katliamının üzerini örtmeye çalışsa da, oligarşinin on yıllardır yaptığı gibi işçi ve emekçilerin kavgasının ve zaferinin alanı olan Taksim 1 Mayıs Meydanı’nı halka kapatmaya çalışsa da bu halkın bir gün hesap soracağını biliyoruz. Şimdi ülkenin dört bir yanında halkımız ve devrimciler kanları ve canları pahasına AKP’nin faşizmine karşı, polisin copuna, tankına, tüfeğine, biber gazına karşı direniyor. Ne yayalaştırma projeleri, ne Esad iktidarıyla ilgili yalanlar, ne de "büyük proje" yalanları halkın gözünde iyice teşhir olan AKP iktidarını kurtarabilir.

Yalanları yetmediğinde kendisine karşı direnenleri her gün gözaltına alıp, tutuklayıp, işkence ederek susturmaya çalışan faşist AKP, 1 Haziran günü yine devrimci, halkın mühendisi, dostumuz Egemen Akkuş’u işkenceyle gözaltına alarak tutuklamıştır. İlhan Kaya, Ali Erdoğan, Erkin Kocaman ve Fatih Özgür Aydın da yine Egemen Akkuş gibi halkın yanında olan, kırmızı baretleriyle gecekondu mahallelerinde halkın mücadelesine destek veren ve bu yüzden de zulmün zindanlarına atılmış devrimci mühendis ve mimarlardır. Ancak nafile! Ne kadar tutuklasanız da, katletseniz de devrimci mühendis mimarlar olarak mesleğimizi ve bilgimizi halkımızın çıkarından yana kullanmaya, Kentsel Dönüşüm, 3. Köprü, 3. Havalimanı projelerinizle Amerika ve işbirlikçi tekellerine peşkeş çektiğiniz vatanımızın her karış toprağını canımız pahasına korumak için Tülin Aydın’ların, Hasan Balıkçı’ların, İsmet Erdoğanlar’ın yolunu izlemeye devam edeceğiz!

Kaynakça:

http://www.radikal.com.tr/turkiye/3kopru_gerekli_mi-1081393

http://www.spoist.org/dokuman/Raporlarimiz/spoist_3.koprurapor.pdf

+ İVME DERGİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM KOMİSYONU
12.06.2013

Ana sayfa