| 9. Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu Yapıldı |
|
|
|
| Pazartesi, 06 Aralık 2010 15:18 |
|
Irak, Filistin-Gazze, Türkiye, Venezüella, Küba, Bulgaristan, Yunanistan, Filipinler, İngiltere, Danimarka ve Almanya'dan onlarca temsilcinin katıldığı sempozyumda iki gün boyunca siyasi tutsaklar ve tecrit, ülkelere yönelik ambargo ve emperyalist saldırı politikaları, sendika mücadele, ırkçı yabancı yasaları ve başta göçmen örgütlere olmak üzere, halkların direnişine yönelik terör politikaları konuşuldu. Sempozyumun ilk günü olan Cumartesi günü, saat 10.00'da siyasi tutsaklar paneliyle başladı. Panelin başlığı "Tutsağız - hem kendi ülkemizde hem de duvarların ardından" oldu. Birinci panelin konuşmacıları Filistin/Gazze'den Mariam Abu Dagga, Irak'tan avukat Sahar Mahdi, Türkiye'den Behiç Aşçı, Venezüella'dan Bolivarcı Kıtalar Koordinasyonu, İrlanda'dan Cumhuriyetçi Sinn Fein temsilcisi Fergal Moore ve Viyana'daki Mumia Abu Jamal Komitesi oldu. Konuşmacılar, kendi ülkelerinde emperyalizmin ve işbirlikçilerinin tecrit ve katliam politikalarını anlattılar. Gazze'den gelen Mariam Abu Dagga, öncellikle İsrail tarafından tutsak edilen Filistinli kadınlar ve çocukların sorunları üzerinde dururken, 30 yıl hapis cezası alan ve ağır tecrit altında kalan devrimci lider Ahmad Saadat'la dayanışma çağrısı yaptı. Irak'lı konuşmacı Sahar Mahdi da kukla hükümetinin uyguladığı vahşetten bahsetti ve ülke çapında 300.000'in üzerinden tutsaklar olduğunu belirtti. Mahdi'nin bilgisine göre, şu anda kayıtlarda 750 civarda hapishanelerin yanısıra 53 tane gizli hapishaneleri var. İrlanda'dan katılan konuşmacı, İrlanda'nın halen İngiliz ordusunun işgalı altında olduğu ve siyasi tutsakların, kötü koşullarına karşı örgütlenen mevcut direnişlerden bahsetti. Behiç Aşçı, 19 Aralık katliamı ve tecrit saldırısını anlattı. Mumia Abu Jamal komitesi adına katılan konuşmacı Jamal'ın son mahkeme sürecinden bahsetti. Bir diğer konuşmacı olan Bolivarcı Kıtalar Koordinasyonu temsilcisi, yasadışı bir şekilde ABD'de tutsak edilen ve ağır tecrit koşullarında bulunan Kolombyalı FARC tutsaklarından bahsetti. Bu konuda daha fazla dayanışma ihtiyacı olduğunu belirtti.
Saat 13.00'e kadar süren ilk panelin ardından sendikal mücadele başlıklı bir panel düzenlendi. Panelin katılımcılar ise Türkiye'den SES/KESK yönetim kurulu üyesi Meryem Özsöğüt, 118 gün devam eden bir örnek direnişiyle haklarını kazanan işçi Türkan Albayrak, Yunanistan'dan ADEDY (memurlar sendikası) temsilcisi Pavlos Antonoupoulos ve Filipinli KMU işçi merkezinin eski çalışanı idi. İlk konuşmacı olan Meryem Özsöğüt TEKEL direnişi ve taşeron işçilerinin yaşadığı sorunlarına, gerçek sınıf sendikacılığının yapılmadığı ve bunun yaratılması için işçi sınıfının direnmesi gerektiğine değindi. Pavlos Antonoupoulos Yunanistan'ın kemer sıkma politikalarından dolayı işçilerin ücretlerinin düştüğünü ve önümüzdeki zamanlarda daha fazla grevlerin planlandığını anlattı. Türkan Albayrak Paşabahçe direnişini anlatarak işçilerin direndiği zaman hakların elde edebilineceğini, işçi sınıfına gösterdiğini söyledi ve bu başarı öncellikle devrimcilerin ve Devrimci İşçi Hareketinin ve aydın sanatçıların desteğiyle elde edildiğini belirtti. Son konuşmacı olan KMU eski çalışanı ülkesinde sempozyuma Selam ve Dayanıışmasını ileterek başladı ve Filipinler’de cezaevinde bulunan sağlık emekçilerinin serbest bırakılması için uluslararası dayanışmanın önemli olduğuna değindi. İlk günün son bölümünde bir dayanışma konseri gerçekleştirildi. Kongo kökenli, Avusturya'da yaşayan Hip-Hop sanatçısı Topoke ve Roman kökenli meşhur sanatçı Harri Stoijka gösterikleri performanslarıyla büyük bir coşku yarattılar. Saat 20.30'a kadar süren konserin ardından, katılımcıların oluşturduğu koro Grup Yorum'dan şarkılar seslendirdi. Sempozyum, ikinci gününde, saat 11.00'de başlayan, "Küba'ya karşı ambargo ve ilerici Latin Amerika için tehlikeler" başlıklı panelle devam etti. Bu panele Avusturya'nın Küba Büyükelçisinin ikinci sekreteri, Avusturya Kübalı 5'ler Komitesi, Küba Ağı, Bolivarcı Kıtalar Koordinasyonu temsilcileri, Venezüella Büyükelçisinin birinci sekreteri ve Bulgaristan'dan Küba dostluk derneğinden tarihçi Dr. Emilia Lasarova konuşmacılar olarak katıldılar. Saat 13.30'a kadar süren panelde, görüntüler eşliğinde Küba'ya yönelik uygulanan ambargo ve etkileriyle birlikte, Kübalı 5'lerin son durumu anlatıldı. Venezüella Büyükelçisi temsilcisi ALBA projesini ve üye olan Latin Amerikan ülkelerinin durumunu anlattı. Bolivarcı Kıtalar Koordinasyonu temsilcisi, gerçek devriminin parlamenter sistem aracılığıyla olmayacağını, devrimin Küba örneği gibi savaşarak sokağa çıkarak olacağına değindi. Ayrıca Honduras'da yapılan ABD destekli askeri darbeden bahsetti.
Öğleden sonra siyasi tutsaklar ve sınırdışılar, Siyasi faaliyetlerin kriminalize edilmesine ilişkin katılımcılar ve delegeler kendi ülkelerinden örnekler vererek, yapılması gereken konusunda bilgi alışverişinde bulundu. Yapılan öneriler sempozyumu organize edenler tarafından takip edileceği ve yapılabilecekler konusunda katılımcı kurumlara ileriki süreçte önerilerini belirtmesine karar verildi. Sempozyumun son programında "Avrupa'daki yabancı yasaları kime hizmet ediyor" başlık altında bir panel düzenlendi. Panele İlticacı yardım merkezi olan 'Asyl in Not' başkanı Michael Genner, Almanya Anadolu Federasyonu başkanı Latife Adıgüzel, Viyana Yeşiller Partisi Eyalet Meclisi Milletvekili Şenol Akkılıç ve Avusturyalı Romanların Kültür Derneği başkanı Prof. Rudolf Sarközi katıldılar. Almanya Anadolu Federasyonu başkanı yaptığı konuşmada, tecritte tutulan Federasyon üyeleri hakkında bilgi vererek, yabancı yasaların giderek sertleştiğini ve buna karşı mücadeleyi daha çok perçinleştirmemiz gerektiğini söyledi. Baskıların devrimcileri yıldıramayacağını ve mücadeleye her koşulda devam edilmesi gerektiği, aksi takdirde toplumun her kesiminin zarar görmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ardından söz alan Michael Genner, 20 yıldan fazla Avusturya'daki ilticacıların yaşadıklarından kesitler anlattı. Avrupa ülkelerinin ilticacılara karşı çıkarttığı yasaların sürekli değiştiğini ve bunun da Avrupa'ya daha fazla ilticacının gelmesinin engellemek amaçlı olduğunu anlattı. Yeşiller Partisi milletvekili Şenol Akkılıç, Dublin 2 antlaşması ve Avrupa sınırlarını korunması için kurulan FRONTEX'in kaldırılmasından yana olduğunu belirtti. 40 yıldır Avrupa ülkelerini yabancıların inşaa ettiğini ve artık sefasını sürebilmemiz için kendimizi yabancı olarak görmememiz gerektiğini söyledi. Romanların Kültür Derneği başkanı Rudolf Sarközı, ailesinin çoğu Nazi kamplarında katledildiği ve kendisinin de bir Nazi kampında doğduğunu anlattı. Bugün halen her yerde Roman halkına yönelik baskıların uygulandığını belirtilerek. Roman'ların vatanı olmadığını, nerede yaşıyorlarsa oralı olduklarının kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Soru cevaplarla devam eden panelden sonra, ABD ve Türkiye'deki siyasi tutsaklardan sempozyuma gönderilen bazı mektuplar okundu. Tecritten gelen dayanışma mesajları salondaki insanları tarafından 'Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur' sloganıyla karşılandı. 9. Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu'na iki günün toplamında yaklaşık 170 kişi katıldı. |