Köln' de Açlık Grevinin 5. Günü PDF Yazdır e-Posta
Salı, 09 Ağustos 2011 03:57

7 Ağustos 2011- Dom

Sabah dinç bir biçimde uyanıyoruz, kalkarken yataklarımızın ıslak olduğunu fark ediyoruz. Öyle ya, gece boyunca çadırımızı yıkmak istercesine tüm hızıyla esen rüzgarın ve tuluma iyice sarınamayanlarımızın yüzüne vuran yağmurun izleri bunlar.

Çadırımızı temizleyip birer çay alıyoruz hemen. Gazetelere bir göz attıktan sonra çadırımızı sağlamlaştırmaya başlıyoruz. Bazı değişiklikler yapıp koltuk ve masa getiriyoruz. ziyaretçilerimiz erkenden gelmeye başlıyorlar, pazar günü olmasına rağmen 10.00’dan itibaren meydan da kalabalıklaşıyor.

 

Dünyanın dört bir yanından insani ağırlıyor bugün de Köln. Farklı kıtaların ve iklimlerin insanları doldurmuş meydanı. Kimi enstrüman çalıyor, kimi cambazları izliyor, kimi dileniyor, kimi ailece geziyor; ama ille de ille içiyor. Resmi polisler çadırın etrafında kontrollerini yaparken, bir kadın ve adam beliriyor yanımızda. Kadın, polisi görünce ağlayıp bağırarak şikayetlerini sıralıyor. Kaldığı otelin kahvaltısında çikolata verilmediğini anlatırken bayılır gibi olup polisin kucağına düşüyor. Polislerin üzüntüsü yüzlerinden okunuyor, uzun uzun dinleyip kadınla birlikte gidiyorlar. Hepimiz tiksinti ve acıma duyuyoruz, bir arkadaş, her yerde polis polistir diyor, işimize dönüyoruz. Bir arkadaşımız dışarıda bulaşık yıkarken Çinli turistler fotoğrafını çekmişler, anlatınca kahkahalara boğuluyoruz. Meydanın en aykırısı biziz galiba. Herkes yer, içer, gezerken biz; 14 yıl önce katledilen Ali`mizin cenazesinin ailesine verilmesi için, her mevsim soğuk olan şehir meydanında susuz, elektriksiz çadırda açlık grevi yapıyoruz. Hem de kazanacağımızdan hiçbir şüphe duymadan... Ezilenlerin haykırışına da sıkça ev sahipliği yapan meydandan geçenler, ilk bakışta politik bir nedenle orada olduğumuzu anlıyor, fakat konuyu kavraması biraz zaman alıyor. Önce uzaktan pankartları okuyor, sonra yaklaşıp bildiri alıyor, arkadaşlarımızın anlattıklarını dinledikten sonra imza atıp gidiyorlar. Bugün yaklaşık 150 kez tekrarlandı bu sahne.

Almanya`nın çok okunan gazetelerinden Frankfurter Allgemeine gazetesi çalışanı imza atıp, röportaj yapmak istediğini söyledi. Antifaşistler, Hindistanlılar, İngilizler topluca gelip imza atıyorlar. İranlılar, 30 günlük açlık grevinde olan arkadaşımıza “Sen bir kahramansın” diyerek ne kadar etkilendiklerini ifade ettiler. “Ali Yıldız akrabanız mı” sorusuna onlarca kez cevap veriyoruz, kimilerinin aldığı cevaptan sarsıldığı oluyor, kimileri inanamıyor. Kimi zaman biz de bu kadar şaşırmalarına şaşırıyoruz. Yoldaşlığın ne olduğunu bilmeyenlerin anlaması zor elbette... İnternet üzerinden yayın yapan Özgürlük çiçeği radyosu çalışanı elinde çiçeklerle ziyaretimize geliyor. Kendini ve radyoyu tanıtıyor, canlı yayına katılmamızı istiyor. Türkiyeli DKÖ temsilcileri ziyaretimize gelip başarılar diliyorlar. Başı örtülü genç bir kadın "Elbette bir mezara sahip olmak herkesin hakkı. Kimse çukurlara atılmamalı, bu insanı değil. Allah yardımcınız olsun" diyerek ayrıldı. Avrupa tutsaklarımızdan birinin ailesi geldi elinde çay paketiyle, süreci anlatıyor, özgür tutsağımızı yad ediyoruz tabi.

Bugün, İlker’e dönüşümlü açlık grevcilerden 5 kişi eşlik etti, akşam saatlerinde iki arkadaşımız çadırdan ayrıldı. Saat 21.00’de hava artık dışarıda durulmayacak kadar soğuk. Alıyoruz bağlamamızı elimize, gelen ziyaretçilerimizi de ortak ediyoruz türkülerimize, marşlarımıza. Bir yandan da internetten haberlere bakıyoruz. Dersim'de Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanının, Sakine Ana ve Hüsnü Abiyle yaptığı görüşmeden sonra bir gelişme var mı diye. Ne olursa olsun cenazemizi alacağız. Israrımız, militanlığımızla alacağız, yoldaş sevgimizle alacağız...

Koln_AG_5gun-20110808-1Koln_AG_5gun-20110808-2Koln_AG_5gun-20110808-3Koln_AG_5gun-20110808-4Koln_AG_5gun-20110808-5Koln_AG_5gun-20110808-6

Ana sayfa