| İngiltere’de Anadolu Gençlik Merkezi Açıldı |
|
|
|
| Perşembe, 15 Eylül 2011 03:52 |
|
Anadolu Halk Kültür Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren gençler, iki yıllık çalışması sonucunda kendi gençlik merkezlerini açtılar. Günler öncesinde çağrılarıyla açılışa davet edilen gençlerin ve ailelerin ilgisi yoğun oldu. Açılış konuşması öncesinde, gelen misafirlere hoşgeldiniz sefalar getirdiniz denilerek, ardından tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Daha sonra Anadolu Gençliği’ni temsilen bir genç açılış konuşmasına; Neden Anadolu Gençlik? sorusuyla başlayan konuşmasında şunları söyledi; “Neden Anadolu Gençlik? Bu sorunun cevabı aslında nasıl bir düzende yaşadığımıza verdiğimiz cevapta saklıdır. Peki nasıl bir düzende yaşıyoruz? Düzen çürüyor, her yanından dökülüyor. Çürüyen düzen kendini ayakta tutmak için bu çürümeye uygun insanlar yetiştiriyor. İnsanların değerlerini, geleneklerini, kültürünü elinden alıyor. İnsanları uyuşturucunun, fuhuşun, bireyci ve yoz ilişkilerin bataklığında eritiyor. Çünkü yozlaşan insan neyi ne için yaptığını düşünmez, ANI yaşar. Zamanını boşa harcar. Çünkü yozlaşan insan ahlakını yitirir. Onun için hiç bir toplumsal kural geçerli değildir Çünkü yozlaşan insan, geleceğini düşünmez, isyan etmez, isyan etse bile, nereye nasıl isyan edeceğini bilemez. Çünkü yozlaşan insan, hakkını aramaz ve düzen onun her şeyini en ufak zerresine kadar sömürür. Düzen bugün yozlaşma silahını çok sistemli bir şekilde uyguluyor. Ve bu silahın birincil hedefi durumunda gençlik var. … Dostlar, arkadaşlar; Şimdi şu anda içimizden birinin çocuğuna birileri tokat atsa, küfür yapsa, uyuşturucu verse, işkence etse, daha dün polis tarafından infaz edilen Mark Dagın gibi durumla karşı karşıya kalsa, hemen hepimiz emniz ki, göz göre buna izin vermeyiz ya da vermemeye çalışırız, değil mi? Ama aslında farkında ya da farkında olmadan göz göre göre izin veriyoruz. Bu yaşadıklarımıza katkılaramız NİCELİK OLARAK DEĞİL AMA NİTELİK OLARAK yapanlardan farklı değildir aslında. Duyarsız, ilgisiz kalmak ta ortak olmaktır, hatta yapmakla eşdeğerdir. Biz şimdi yaşamıyorsak, sadece sıranın bize gelmemesindendir, yani zaman sorunudur sadece... Dostlar, arkadaşlar! Anadolu Gençlik iki yıllık çalışması boyunca bir kar makinası gibi yol açıyor görev üstleniyor. Ve bunun mevzisini yarattı. Bu mekanda gençliğin emeği var. Sizler de bundan sonra, bu emekte sabırda ve sorumlulukta bizimle birlikte olmalısınız. Anneler, babalar, abiler, ablalar, arkadaşlar ve kardeşler; Şimdiye kadar boyumuza posumuza yatırım yaptınız. Şimdi ise yüreğimize ve beynimize yatırım yapmanızı istiyoruz ve bu örgütlülüğümüze sahip çıkmanızı istiyoruz. Eğer gençliği örgütlemezsek, yok olmaya mahkum oluruz. Buraya zahmet edip geldiğiniz için bu mekanı bizimle bugün paylaşarak bize moral ve destek olduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyor, bu duyarlılığın devam etmesi dileği ile hepinize Anadolu Gençlik adına Hoş Geldiniz, sefa getirdiniz diyoruz.” Açılış konuşmasından sonra, gençlere söz verildi. Gençlerden biri “İki aydan beri ben bu gençlerle birlikteyim. Bana değer veriyorlar. Ben kendimin değerli olduğumu hissettirdiler. Güzel şeyler yapınca destekliyorlar. Kötü bir şey yapınca uyarıyor, eleştiriyorlar. Böyle bir kurumun açılması iyi birşey, mutluyum.” şeklinde ifade etti düşüncelerini. Yine bir başka gencimiz: “gençlerimizin böyle bir kurum olması beni sevindirdi, yeni arkadaşlarımla burada buluşacağız. Temiz ve güzel bir yer, insanca yaşamak için birbirimizle dayanaşarak ayakta kalacağız. Hatta başkalarına böylece yardımcı olabiliriz” dedi. Yaşları büyük yüreği genç olanlardan da koşanlar oldu. “Bu gençlerimizin böyle bir çaba içinde olması beni duygulandırdı. Bu gençlerimize biz de yardımcı olmalıyız. Sadece manevi olarak değil, daha iyi olanaklara sahip olmaları için taşın altına elimizi sokmamız gerekir, neden daha geniş yerleri olmasın, neden başka alanlarda da gençlik merkezi açılmasın. Bunun için herkesin duyarlı olması gerekir” diyerek duyarlılık çağrısı yaparken duygulandığı da gözlendi. Son konuşmacı Halk Cephesi adına söz aldı: “…Özellikle son günlerde yaşanan gençliğin “ayakta kalmak için ayaklandık” diyerek ifade ettiği gibi, İngiltere’de yaşanan, güncel bir konuya deyinmek istiyorum. Egemenler; yıllara varan birikmiş sorunların, daha büyük sosyal patlamara, isyanlara neden olmaması için düzen içinde eritme yöntemleri uygular. Nasıl yapar? Mesela; yarattığı yapay çelişkilerle halkları birbirine düşürür. Veya, öfkeyi yozlaştırarak çeteleşmeye, mafyalaşmaya yöneltiği gibi. Öfkeyi bazen futbol taraftarlığı içinde de eritir. İngiltere’de olduğu gibi, genci infaz ettikten sonara, gençliğin haklı ve meşru protestolarını, öfkelerini, adalet arama eylemlerini, sabote eder. Yönlendirir; nerdeyse vurulan genç ve isyan eden gençler suçlu ilan edilir... Öldürülenler konuşamayacağına göre herkes kendine göre, polisin, burjuva basının dikte ettirdiği; “silah taşıyormuş, polise ateş etmiş”, yetmedi, halkın tasvip etmediği “çete lideriymiş” gibi söylemleri gerçekmiş gibi gazete manşetlerine taşıyarak, polisin infazını halkın gözünde meşrulaştırmaya çalışır. Bizlerde bu haber doğruymuş gibi, dilden dile dolaşmasına çanak tutar hale getiriliriz. Ülkemizdeki linç saldırılarına nasıl benziyor değil mi? bir örnekte ülkemizde verelim. Kürt bölğelerinde başka bölgelere AYAKTA KALMAK İÇİN göçmek zorunda kalan yoksul emekçi halklarımız, diğer bölgenin yoksul halkını kışkırtır, karşı karşıya getirmeye çalışır. Kendinden daha güçsüz olana, başka milliyetten ve inançtan olana yönelterek, halkların öfkesini halkları bölmenin aracı haline getirir. Esasında sömürü düzeninin yarattığı ve onun için tehlikeli olan öfke gerici-şoven ideolojiyle düzeni güçlendiren bir etkene dönüşür. Mark Dagın, ne silah taşıyor ne de çete lideri. Arabada çıkarıp yer yatırıp etkisiz hale getirdikten sonra infaz edilmiştir. Peki silah taşısa ya da çete lideri olsa dahi polis vurmak zorunda mıdır. Neden silah taşıyan noktaya gelmiştir, neden çeteleşme içine girmiş gençlerimiz. Hiç biri bu düzenin dışında gelişen olaylar olgular değildir. Hepiniz biliyorsunuz, her gencin bebekliğinden 18 yaşına kadar her devletin eğitimiyle şekilleniyor ve denetimine tabi tutuluyor. Peki, kim yaratmıştır böyle gençliği, en büyük çete kim, uluslararası uyuşturucu ticaretini kim yapıyor, yaptırıyor ya da yapanlarda pay alıyor diye soruları çoğaltabiliriz.” dedi. Halk Cephesi adına konuşmacı “gençliğimize sahip çıkmak zorundayız, işte bir mevzi bunu korumak büyütmek bizlerin elinde” diyerek konuşmasını bitirdi. Ardından gitar eşliğinde Grup Yorum’dan türkülerimiz söylendi. Akşam saat 21.00’a kadar gelen giden eksik olmadı. Hayırlı olsun ve memnuniyet dileklerini ilettiler.
Açılış konuşması metninin tamamı şöyle; Neden Anadolu Gençlik? Bu sorunun cevabı aslında nasıl bir düzende yaşadığımıza verdiğimiz cevapta saklıdır. Peki nasıl bir düzende yaşıyoruz? Düzen çürüyor, her yanından dökülüyor. Çürüyen düzen kendini ayakta tutmak için bu çürümeye uygun insanlar yetiştiriyor. İnsanların değerlerini, geleneklerini, kültürünü elinden alıyor. İnsanları uyuşturucunun, fuhuşun, bireyci ve yoz ilişkilerin bataklığında eritiyor. Çünkü yozlaşan insan neyi ne için yaptığını düşünmez, ANI yaşar. Zamanını boşa harcar. Çünkü yozlaşan insan ahlakını yitirir. Onun için hiç bir toplumsal kural geçerli değildir Çünkü yozlaşan insan, geleceğini düşünmez, isyan etmez, isyan etse bile, nereye nasıl isyan edeceğini bilemez. Çünkü yozlaşan insan, hakkını aramaz ve düzen onun her şeyini en ufak zerresine kadar sömürür. Düzen bugün yozlaşma silahını çok sistemli bir şekilde uyguluyor. Ve bu silahın birincil hedefi durumunda gençlik var. Yozlaşma sadece gençliği vurmuyor; en büyüğünden en küçüğüne çok geniş bir kesime bir şekliyle bulaşmıştır. Okulların artık üniversiteler düzeyinde degil, Lise ve Orta okullar da hatta artık ilk okullarda uyuşturucu kolayca bulunan bir meta haline gelmiştir. Polisin raporlarına göre her 10 öğrenciden 1’i esrar ve uyuşturucu kullanmaktadır. Düzen bu yozlaşmayı kendi eliyle desteklemekte, kârını toplamakta ve nemalanmaktadır. Peki Ne Yapacağız? KÜLTÜRÜMÜZE, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ! Bunun için, önce elimizden en değerli varlıklarımızı aldıklarını, alacaklarını bilmeliyiz. Yani gençliğimizi ve buna bağlı olarak geleceğimizi aldıklarını bilince çıkarmalıyız. Halkın ve gençliğin bu durumu geri döndürülmez bir durum değildir. Halklar yüzyıllar boyunca olumlu değerler yaratmıştır. Düzen nasıl olumsuz olanı besliyorsa biz devrimciler de olumlu yanlarını beslemeliyiz. Halkın bu olumlu tarihine ve kültürüne sahip çıkmalıyız. İşte bu gücümüzle ve sahip çıkmamızla orantılı olarak yozlaşma gerileyecektir. Dostlar, arkadaşlar; Şimdi şu anda içimizden birinin çocuğuna birileri tokat atsa, küfür yapsa, uyuşturucu verse, işkence etse, daha dün polis tarafından infat edilen Mark Dagın gibi durumla karşı karşıya kalsa, hemen hepimiz emniz ki, göz göre buna izin vermeyiz ya da vermemeye çalışırız değil mi? Ama aslında farkında yada farkında olmadan göz göre göre izin veriyoruz. Bu yaşadıklarımıza katkılaramız NİCELİK OLARAK DEĞİL AMA NİTELİK OLARAK yapanlardan farklı değildir aslında. Duyarsız, ilgisiz kalmak ta ortak olmaktır, hatta yapmakla eşdeğerdir. Biz şimdi yaşamıyorsak, sadece sıranın bize gelmemesindendir, yani zaman sorunudur sadece. Önce dünyada, ülkemizde, bölgemizde alanımızda yaşanan tüm olaylar bizi ilgilendirdiğinin bilinciyle işe başlayacağız. Daha sonrada böyle bir yaşamı bize dayatanlara yada yaşatanlara KİNLİ olacağız. Emekçi halklara ve halklarımıza karşı saygı ve sevgi dolu olacağız. Bu bireysel ve kişisel bir kin degildir tabiki. Sisteme duyulan öfkedir. Açlığı, yoksulluğu, işsizliği, baskı ve zulmü beraberinde yaşatanlara karşı öfkedir. Öfkeyi yok edemeyen burjuvazi, onu sistemi için zararsız hale getirmek ister. Bunun için de, öfkeyi yumuşatmaya, yozlaştırmaya, farklı kanallara akıtmaya çalışır. Bu, burjuvazinin en çok korktuğu öfke, yoksulların öfkesidir. Bu en yoksulların öfkesin zararsız hale getirmek için sayısız politikalara ve yöntemlere başvurmaktadır. Bizler Ne yapmalıyız? Bizse, Halkın örgütlü güçüyle; Gençlik örgütlenmesi, kadın örgütlenmesi, esnaf örgütlenmesi olarak karşılarına çıkmalıyız. Bu gücünü büyütürsek, ekmeğimizi çalanlardan hesap sorabiliriz. Ve ancak örgütlenirsek ezdirmeyiz kendimizi. Tek başına bir kibrit çöpü kırılır ama onlarca çöp bir araya geldiğinde onları kırmak kolay olmaz. Bu bilinin bir örnektir, ama doğru da bir örnektir de. İşte biz bunun için bu gençlere, Gençlerimize Ulaşmalıyız, Ulaşmak Zorundayız ve örgütlenmeliyiz? Şöyle bir düşünelim. Peki biz örgütlenmezsek bu gençlerin sonu ne olacak? Geleceksiz gençler olacaklar. Daha somutlayalım isterseniz. Nereye ait olduğunu bilmeyen, iki kültür arasında kalmış bunalımlı gençler olacaklar. Vatanlarını sadece bir tatil yeri olarak görmeye başlayacaklar. Değerlerini unutacaklar. Örgütsüz oldukları için emperyalistlerin aşağılamalarına, ırkçı saldırılarına maruz kalmaya devamedecekler. Evleri yakılacak, gözaltılarda sorgusuz sualsiz MARK DAGIN gibi katledilecekler. Örgütlü olmadıkları için, bireysel kızgınlıkların dışında seslerini çıkaramayacaklar. Birlik olursak, omuz omuza verirsek; acılar daha katlanılabilir; zaferler daha da güzel olacak.
Dostlar, arkadaşlar! Evet bizler Avrupa'da yaşıyoruz. Avrupa emperyalistlerin bizi, gençlerimizi aşağılamalarına, izin vermemeliyiz. Emperyalistler bizi aşağılayamazlar. Onlar, onurlu nasıl yaşanır, değer yargıları nedir, adalete olan özlem duygusu nedir bilmezler. Onlar bizim gençlerimizi bilek ve beyin güçleri için kullanıyorlar. Emegimizin alınterimizin karşılığında verdiklerini üc beş kuruşu bize lütufmuş gibi sunuyorlar. Hayır! EMEĞİMİZLE VARIZ HAKKIMIZI İSTİYORUZ! Kimse bize lütufda da bulunmuyor, bulunamaz. Başta Almanya olmak üzere avrupa ülkeleri; bizim alınterimiz ve emeklerimiz sayesinde ayağa kalkmıştır.. Bunu gençlerimize anlatacağız. Emekçi insanlarımızın, ailelerimizin ve gençlerimizin üç beş serseriler ve yozlaşanları bahane ederek aşağılamalarına izin vermemeliyiz, vermeyeceğiz. Bizim emperyalistlerin tarihinden “medeniyetlerinden” öğreneceğimiz hiçbir şey yoktur. Bizim gençlerimiz onlara özenmemesi gerektiğin anlatacağız. Bizim Anadolu halkının onurlu,zulme başkaldıran, direngen tertemizbir tarihi vardır. Gençlerimiz Anadolu halkının onurlu tarihini bilmeli ve onunla gurur duymalılar. Bağımsızlık savaşını bilmeliler. Atçalı Kel Mehmet Efe’yi, Çakırcalı’yı, Şeyh Bedrettin’i, Pir Sultan’ı, Seyit Rıza’yı, Sepetçi Şükrü’yü bilmeliler. Deniz Gezmiş’ı, Mahir Çayan’ı, İbrahim Kaypakkaya’yı tanımalı, bilmeliyiz.
İşte biz Anadolu Gençlik olarak, özel de Türkiyeli Gençliğin sorunlarına eğilsek de; genelde alanımızdaki bütün gençliğin sorunlarıyla ilgileneceğiz. Gençliği bataklıkların sivri sinekleri değil, emekçi göçmenlerin, halkın sorunlarıyla ilgilenen, kafa yoran bir nefer olacağız. Yozlaşmaya, yabancılaşmaya, ırçılığa karşı bir alternatif olarak kimlikli ve kişilikli yaşamak, halkların kardeşliğini, dayanışmasını yaşatmayı hedefliyoruz! Hiçbir gencimizi düzenin pisliğine terketmeyeceğiz, kültürümüzün yok edilmesine ve geleceğimizin çalınmasına izin vermeyeceğiz! Ailelerimize, esnaflarımıza, gençlerimize kapı kapı dolaşıp, bire bir anlatarak ve bu düzenin onlara hiçbir şey getirmeyeceğini çözümün devrimcilerde olduğunu bir kez daha göstereceğiz halkın katılımını sağlayacağız. Her kesimden halkı kucaklayacak, onlara öğreneceğiz ve öğretecegiz. Kültürümüzü beraberce yaşayacağız, geliştireceğiz. Bunun Için alternatif kültürel faaliyetlerimiz olacaktır. Düzenin insanlarımıza dayattığı tüketen ve bireyci yaşam tarzının yerine beraber üreten ve kolektif yaşam tarzını hep birlikte oluşturmaya çalışacağız. Okulların önlerine gideceğiz. Bültenler çıkaracağız. Birlikte film izleme günleri yapacağız. Gençlerimizin haklarına sahip çıkacağız. Katledilen gençlerimizin MARK DAGIN’lerin hesabını sormak için Adalet İsteyeceğiz. Davalar açacağız. Davaları kitlesel olarak sahiplenip, teşhir edeceğiz. Ülkemizde ve dünyada olup biten halklarımızı ilgilendiren tüm sorunlar bizi ilğilendirdiğinin bilinciyle dünya emekçi halkları güldüğünde gülecek, zulme ugradığında bize yapılmış kabul edeceğiz. Duyarlılığımızı göstereceğiz. Ailelerimiz ile konuşacağız. Müzik grupları kuracağız. Daha bir sürü faaliyet ve eylemler yapacağız düzenleyeceğiz.
Dostlar, arkadaşlar! Anadolu Gençlik iki yıllık çalışması boyunca bir kar makinası gibi yol açıyor görev üstleniyor. Ve bunun mevzisini yarattı. Bu mekan da gençliğin emeği var. Sizler de bundan sonar, bu emekte sabırda ve sorumlulukta bizimle birlikte olmalısınız. Anneler, babalar, abiler, ablalar, arkadaşlar ve kardeşler; Şimdiye kadar boyumuza posumuza yatırım yaptınız. Şimdi ise yüreğimize ve beynimize yatırım yapmanızı istiyoruz ve bu örgütlülüğümüze sahip çıkmanızı istiyoruz. Eğer gençliği örgütlemezsek yok olmaya mahkum oluruz. Bura zahmet edip geldiginiz, için bu mekanı bizimle buğün paylaşarak bize moral ve destek olduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyor. Bu duyarlılılığın devam etmesi dileği ile hepinize Anadolu Gençlik adına Hoş Geldiniz, sefa getirdiniz diyoruz. Anadolu Gençlik
|