| Avusturya’da Siyasi Tutsaklar Sempozyumu Gerçekleşti |
|
|
|
| Pazartesi, 24 Ekim 2011 17:07 |
|
Filipinli, İranlı, Filistinli, Türkiyeli, Latinamerikalı tutsaklar ve o ülkelerde yaşanan sorunlar ve direnişler gündeme getirildi. Bu ülkelerdeki tutsaklar hakkında bilgi veren dayanışma gruplarının dışında Türkiye’deki devrimci tutsakları anlatan Halk Cephesi de katıldı. Saat 15.00’de başlayan sempozyumda ilk önce toplantıyı düzenleyenler farklı ülkelerde devam eden tutsak direnişlerinin birleştirilmesi ve Avusturya’da da tutsaklar için ortak eylemlerin düzenlenmesi gerektiğini ortaya koydular. Etkinlik, Migrante AUSTRIA’nın açıklamasıyla başladı. Okunan metinde Filipinler’deki ABD destekli faşist rejiminden kaynaklı sorunlar anlatıldı. Yabancı madem işletme ve HES’lerin yerli halk ve doğa için tehdit oluşturduğu, yansıra öğrencilere, insan hakları savunucularına ve tüm halk kesimlerine baskı uygulandığı belirtildi. Filipinlerde 34’ü kadın toplam 360 siyasi tutsak olduğu ve sadece iktidarda olan Aquino rejimi tarafından 67 insanın tutuklandığı bilgisi verildi. Ayrıca uluslararası destek sayesinde 2010 yılında Morong bölgesinde tutuklanan 43 sağlık çalışanının serbest bırakıldığı bildirildi. Bunlardan halen 5 kişi tutsak olduğu için kampanyanın devam ettiği söylendi. Migrante Austria temsilcisinin konuşmasının sonunda tüm siyasi tutsakların koşulsuz serbest bırakılması gerektiği talebini dile getirdi. Ardından söz alan İranlı bir konuşmacı, siyasi tutsaklığın ezilen sınıfların toplumsal mücadelesinin sonucu olduğunu belirtti. Özellikle emperyalist boyunduruğun mevcut olduğu, işbirlikçi iktidarlarının var olduğu ülkelerin en fazla tutsağın bulunduğu ülkeler olduğunu söyledi. Konuşmasında ayrıca tutsakların karşılaştığı sorunları ve hapishane yönetiminin uygulamalarını anlattı. İran’dan sonra Uluslararası Dayanışma Forumu adına konuşan bir arkadaş Filistinli tutsaklar hakkında bilgi verdi. Şu an Filistin yönetimi ile İsrail devleti arasındaki anlaşmadan dolayı 1072 Filistinli tutsağın bir kısmının serbest kaldığını ancak yaşanan deneyimlerden dolayı diğer tutsakların tamamının tahliye edileceğinin garantisi olmadığını vurguladı. Filistinli tutsaklardan FHKC lideri Ahmad Saadat’ın sağlık durumunun ciddi olduğunu ve Kızıl Haç örgütünün bilgisine göre komada olduğunu anlattı. Encuentro Latino isimli kurumda çalışan bir Peru’lu bazı Latinamerika ülkelerinden örnekler verdi. Konuşmasında Venezüella, Ekvator, Bolivya, Peru ve Kolombiya’dan bahsederek, Kolombiya’da az sayıda tutsak olduğunu, çünkü oradaki savaşın askeri düzeyde sürdürüldüğünü ve gerilla hareketine yönelik bir katliam politikasının söz konusu olduğunu söyledi. Ayrıca Filipinliler tarafından dile getirilen tutsaklar için genel af talebinin, eski cunta şeflerinin de serbest kalmasına yol açacağı için bazı Latin Amerika ülkelerinde kabul görmediğini belirtti. Son olarak toplantıya katılan Halk Cepheli konuşmasına sinevizyon görüntüleri eşliğinde 20 Ekim 2000 Ölüm Orucu direnişinin 122 kahramanı için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Salonda bulunan herkes ayağa kalkıp büyük direnişinin önünde saygıyla eğildi. Ardından yine görüntülerle, Güler Zere, Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz gibi son yılların en etkili ve yaygın kampanyalardan bahsederek konuşmasına devam etti. Konuşmasında, asıl meselenin şu veya bu tutsağa sahip çıkmak olmadığını, bu kampanyaların hangi çerçevede ve nasıl yürütülüp, geniş halk kesimlerini içine alarak uzun ömürlü sürdürülmelerinin önemini vurguladı. Toplu mezarların açılması için Ali Yıldız’ın abisi Hüsnü Yıldız tarafından başlatılan mücadelenin de bu çerçevede olduğu ve toplumsal bir nitelik taşıdığı örnek gösterildi. Hasta tutsaklara özgürlük mücadelesinin de tek tutsak için değil, bütün hasta tutsaklar için büyük bir zafer olduğu dile getirilerek, bugün de Yasemin Karadağ ve Kemal Avcı’nın tecrit zulmüyle katledilmek istendiği ve bu mücadelenin halen devam ettiği belirtildi. Son olarak Almanya’da bulunan Anadolu Federasyonu tutsakları ve Türkiyeli devrimci tutsaklar hakkında bilgi verildi. Tutuklanmalarının, Alman devletinin Türkiye hükümetiyle çıkar ilişkisinin ve Avrupa ülkelerinde yaşanan hak gaspların ve yabancılara yönelik ırkçı politikaların bir sonucu olduğu anlatıldı. 129 b maddesinin bu anlamda bütün siyasi ve muhalif kesimler açısından büyük bir tehlike oluşturduğu anlatıldı. Daha ayrıntılı bilgi isteyenler için 129 maddesine ilişkin broşür ve Halk Cephesi’ni anlatıldığı bir broşür sunuldu. Bu konuşmanın ardından Avusturyalı bir katılımcı son dönemde Yunanistan’da yaşanan eylemlerden örnekler verdi ve geçen hafta PAME sendikasına üye olan bir işçinin gösteri esnasında polis tarafından zehirli bir gazla katledildiğini anlattı. Ayrıca dünyanın birçok ülkelerinde olduğu gibi, Avrupa’da da eski dönemlerden kalan tutsakların dışında yeni siyasi tutsaklar olduğunu kaydetti. Toplantının son bölümüne katılan Kübalı 5’ler Komitesi temsilcisi, Kübalı tutsakların son durumunu anlattı. 7 Ekim tarihinde 13 yıllık tutsak süresinden sonra Rene Gonzalez tahliye edildiği, fakat 3 sene boyunca ABD’yi terk etme yasağı olduğu bilgisini verdi. Saat 20.00’de sona eren etkinlikte ayrıca Halk Cepheli tarafından ayda bir, Kübalı 5’ler için kararlaştırılan düzenli eylemlerin yanı sıra tüm siyasi tutsaklar için iki haftalık dayanışma eylemleri önerildi. Bu öneri bütün katılımcılar tarafından memnuniyetle karşılandı ve bu doğrultuda çalışılacağı sözüyle toplantı bitirildi. |