| Yurtdışında 19 Aralık Şehitlerimizi Andık |
|
|
|
| Salı, 20 Aralık 2011 23:11 |
|
Yapılan konuşmalarda 19-22 aralıkta yaşanan katliam o günden bugüne, 11 yıldır, gerçeklerin ortaya çıkması için verilen mücadele ve solun 19-22 Aralık katliamı ve sonrası durumları tartışıldı. Anmada ayrıca Hasan Biber’in , ‘Umuda yolculuk’ ve ‘sevdamızdan korkuyorlar’ şiirleri okundu. Anmadan sonra aşure ikram edildi. Etkinliğe yaklaşık 40 kişi katıldı. *
”Bir mevsim aç olacağız, her mevsim onurlu olmak için“ böyle sesleniyordu ölüm orucu şehidi Fırat Tavuk. Onlar, Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesinde tutsak düşmüşlerdi. Onurlarıyla, düşünceleriyle yaşamak istiyorlardı. Faşizm ise onlara teslimiyeti ve onursuz bir yaşamı dayatıyordu. Düşüncelerine, ideallerine, arkadaşlarına sırt çevirmeyi dayatıyordu onlara. Ve bunu yapmayanları F tipi denen hücreler bekliyordu. Yani TECRİT, Yani ÖLÜM... Ve onurlarını, hayallerini korumak için bir mevsim açlığa yattılar. Açlığın koynunda yürürlerken saldırdı karanlığın bekçileri. Dünyanın gördüğü en büyük hapishane katliamlarından biriydi Anadolumuzda yaşanan. Ve yine dünyanın gördüğü en büyük direnişlerdendi. Takvimler o gün 19 Aralık 2000’ini gösteriyordu. Saldırdılar, bombalar yağdırdılar, türü bilinmeyen gazlar sıktılar, diri diri yaktılar, katlettiler canlarımızı... 28 canımızı aldılar bizden ve yüzlerce yaralı. 19 Aralık hapishaneler katliamını lanetlemek, direnişi selamlamak ve 28’lerimizi anmak amacıyla Anadolu Federasyonu Wuppertal’da bulunan merkez binasında bir anma etkinliği düzenledi. 18 Aralık 2011 Pazar günü yapılan anma, saat 15.00’da 28’ler nezdinde tüm devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından 19 Aralık katliam ve direnişini anlatıldı, şehitlerimizin mektupları okundu. Katliam ve direniş görüntülerinin olduğu bir sinevizyon gösterimi ile etkinliğe devam edildi. Sinevizyonun ardından söz alan bir arkadaşımız 19 Aralık’ta solun tavrını anlattı ve şehitlerimizi sahiplenmenin önemine vurgu yaptı. Ardından Anadolu Federasyonu Korusu türkülerle, marşlarla ve şiirlerle sahne aldı. Ölüm Orucu şehitlerimizin sevdiği türkülerden oluşan bir program sundu. Son olarak Köln’de faaliyetlerini yürüten ´Sanat Atölyesi´ müzik grubu sahne alarak şehitlerimze yapılan türküleri söylediler. Saat 18.00’da sona eren anma etkinliğine yaklaşık 100 kişi katıldı. *
19-22 Aralık direnişinin kahramanları, 18 Aralık 2011, Pazar günü Berlin Özgürlük Komitesi'nin düzenlediği bir etkinlikle anıldı. Şehitler adına yapılan saygı duruşuyla başlayan anma etkinliği, katliam saldırısının görüntülerinden oluşan sinevizyon ve şehitlerin yaşamlarının anlatıldığı slayt gösterisiyle devam etti. Gösterimin ardından 19-22 Aralık Direnişi’nin öncesi ve sonrasında yaşananlar, direnişin siyasal kazanımları ve bize bıraktığı miras, kim ne dedi, ne yaptı, konularının tartışıldığı ve Büyük Direniş’in neden “Anadolu Topraklarında Devrimin Yok Edilemeyeceğinin Destanı” olduğunun anlatıldığı bir seminer yapıldı. Etkinlik, “tarihi unutmak düşmanı unutmaktır, tarihi unutmak devrimciliğimizi unutmaktır, tarihimizi, şehitlerimizi, dostumuzu, düşmanımızı unutmayacağız” denilerek bitirildi. *
Öldük ve de yendik 19-22 Aralık hapishaneler katliamının yıldönümünde İsviçre Halk Cepheliler Zürih halk kültür merkezinde bir anma eylemi gerçekleştirdiler. 18 Aralık 11 tarihindeki anma, saat 13.00’de, tüm dünya devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Sonrasında Kandıra F tipi cezaevindeki tutsakların yazdığı mektup okundu. Anmanın bu bölümünde; 10 yıl öncesine, 19 Aralık 2000 tarihine geri döndük. Yazıda geçen sorulara cevap aradık. Katliam olurken neredeydik? Ne yaptık? Aydın cezaevinde kalan bir arkadaşın anlatımı; “Devletin amacı bu saldırı ile birlikte devrimciliği Türkiye topraklarından, gündeminden çıkarmaktı. Devrimci alternatif yok edilecek emperyalizmin politikaları engelsiz hayata geçirilecekti. Bu düşüncelerle hareket etti düşman, bize direkt olarak ‘teslim olun’ dediler. Yandık, yakıldık, kurşuna dizildik lakin korku tohumlarını bu topraklara ekemediler”. Katliamı yurtdışında karşılayan bir arkadaşın anlatımı; “…uzun ve zorlu bir süreç olacağını biliyorduk, saldırıya hazırlıklıydık. Diğer sol hareketlerle birlikte önceden planladığımız şekilde hareket ettik. Tüm insanlarımız büyük bir sahiplenme duygusuyla hareket etti. Avrupa’da birçok pratik faaliyet içinde bulundum ama böylesine fedakarca bir sahiplenmeye şahit olmamıştım. Bazen haftada üç kere eylem yapıyorduk, buna rağmen insanlarımız bütün fedakarlığıyla bu sahiplenmenin içinde oldular.” Katliamı Kürdistan’da karşılayan bir arkadaşın anlatımı; “Fidan Kalşen’in cenazesi Dersim’e gelmişti. Beş bin belki daha fazla insan katılmıştı. Kızıl bayraklarımızla katıldık. Ben bu süreçte örgütlenenlerdenim.” Dünyanın en soylu damarı düştüğü yerde filiz vermişti. Katliamı TAYAD’da karşılayan bir arkadaşın anlatımı; "TAYAD’taydım. Şehit düşenlerden birebir yakından tanıdıklarım vardı. Şehitlerimizin cenazelerini Gazi cemevine götürdük, almadılar. Korkutmuşlardı. Bazı alevi dedelerinin sahiplenmesiyle kabul ettiler. Polis ablukası altında cebeci mezarlığına doğru yürüyüşe geçtik. Yediden-yetmişe herkesin elinde taş vardı ve bu taşları sıkı-sıkıya tutmamızı sağlayan kinimiz. Saldırmadılar, cesaret edemediler." Evlatları al kanlara belenmiş bir halkı kim durdurabilir. Bir başka anlatım; “Saldırı olduğunda Antakya’daydım. Haberlerden öğrendim. Yazgülü Güder Öztürk’ün cenazesi gelmişti. Harbiye Harbiye olalı böyle büyük bir polis kuşatması görmedi. Amaçları korku yaratmaktı. Televizyondan tüm halka izlettikleri vahşeti dışarıda halkın üzerinde büyük bir korkuya dönüştürmek istiyorlardı.” Direniş ve devamında büyük ölüm orucu eylemi istediklerini yapmanın önündeki en büyük engeldi. Bir diğer anlatım; “Annem TAYAD’lıydı. Başlarda saldırının bu denli büyük olduğunu düşünmemiştim. İşyerimden izin istedim vermediler, ayrıldım. Annemle Ankara’ya gittik. Görüşecek birilerini arıyorduk. Biliyorlar ama bize bir şey söylemiyorlardı. Abim tutsaktı, Tekirdağ’da olduğunu öğrendik. Cezaevi şehrin dışındaydı. Tecrit içinde tecrit yaşıyorduk. Taksi tutmak zorunda kaldık. Cezaevi görüşünde önümüze birini getirdiler. Zorla tanıyabildik. Ben gözyaşlarımı tutamadım. Annem ağlama dedi. Sen ağlarsan onlar üzülürler. Yarı çıplak, işkenceden tanınmaz haldeydi. Abim ise o haliyle bize moral vermeye çalışıyordu. Abime nasılsın? diyemedim. Abimin bu direngenliğinin benim üzerimde büyük etkisi oldu.” Bedeli göze alınmamış bir savaşın kazanma şansı yoktu. Zafer ancak o bedeli ödeyenlerin olur. Katliamı İstanbul’da karşılayan bir arkadaş; “Ümraniye’de otoyolun üzerinde bir köprü vardır. O köprüden cezaevinin belli bir bölümü gözükür. Kürdistan’da kaldım, ama ben bu kadar çok askeri araç, helikopteri bir arada görmedim. Tam bir savaş alanı gibiydi.” Askeri operasyonun büyüklüğü korkularına denkti. Devrimci savaşımızla korkularını büyüteceğiz. Katliamı yurtdışında karşılayan bir arkadaş; “Babam bana ağlama basını dik tut demişti. Katliamda kız kardeşimi şehit verdim. Altı bayanı diri diri yakmışlardı. Hangisinin kardeşim olduğunu bilmiyorduk, tanınmaz haldeydiler. Babam ‘hepsi bizim evladımızdır’ dedi. Kızıl bayrakla toprağa verdik. Yıllar sonrasında babamı kaybettim lakin vasiyeti vardı kızı gibi gömülmek istemişti. Kızıl bayrakla toprağa verdik.” Direniş gelenek yaratır, halkın bağrına kök salar. Anlatımların ardından güncel konular üzerine konuşmalar yapıldı. Yenilen yemeklerin ardından anma sona erdi. Anmaya 23 kişi katıldı. *
Ölüm orucu şehitlerinin resimlerinin bulunduğu pankartın solunda Mahir çayan sağında ise Dursun Karataş’ın bulunduğu pankartlar, hemen karşılarında Che ve Halk Cephesi pankartının asılıydı etkinliğin yapıldığı salonda. 19-22 Aralık şehitleri, ölüm orucu şehitleri ve tüm devrim şehitleri için yapılan 1dakikalık saygı duruşunun ardından, 122 şehit kitabından bazı bölümler okundu. “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür” ve “Mahir'den Dayıya Sürüyor Bu Kavga” sloganları atıldı. Yapılan konuşmalardan sonra 19 Aralık katliamın görüntülerini içeren sinevizyon gösterisi yapıldı. Ardından, anma, hazırlanan yemeklerin yenmesi, ve “bize ölüm yok” marşı eşliğinde 19-22 aralık şehitlerinin resimleri ve söyledikleri sözler duvara yansıtılmasından sonra yapılan sohbetlerle sona erdi. * FRANSA: "19 Aralık Direnişi Yenilmezliğimizdir"
Katliamın devrimci tutsaklar ve düşman açısından farklı yönleriyle anlatımlarıyla birlikte, katliam, direniş ve şehitlikler, ayrıntılarıyla birlikte, gelen davetlilerle paylaşıldı. Direnişin devrimciler açısından siyasal sonuçları da, gelen sorularla birlikte tartışıldı ve özellikle "Direnmeyen çürür" sonucunun yaşam içerisinde somutlanan örnekleri dile getirildi. Özellikle, yaşanan katliamın vahşeti ve şehitlik anları esnasında izleyiciler etkilendiler. "19 Aralık Direnişi Yenilmezliğimizdir" pankartı ve 19 Aralık şehitlerinin fotoğraflarından oluşan şehitler panosunun asılı olan salonda, 35 kişi etkinliğe katıldı.
Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte, hapishaneden gönderilen bir Özgür Tutsak mektubu okundu. Ardından, Nancy Halk Cephesi’nin hazırlamış olduğu sinevizyon izlendi. Halk Kahramanları adlı sinevizyon gösteriminde, Anadolu’nun her köşesinden gelip tutsak düşen ÖZGÜR TUTSAK’ların yiğitlikleri, uğradıkları saldırı ve katliamlar müzikal bir şekilde anlatıldı. Ardından, Fosem tarafından hazırlanan “19 Aralık” adlı sinevizyon izlendi. Hayata Dönüş Katliamında uğradıkları saldırıların anlatıldığı sinevizyonda, bu operasyonun neden ve ne amaçla yapıldığı, tecrite karşı direnişin 7 yıl sürdüğü, 122 ŞEHİT ve yüzlerce sakat tutsakla 10 saatlik sohbet hakkının bir genelgeyle kabul edilmesiyle zafere ulaşıldığı ve Ölüm Orucuna ara verilme süreci anlatıldı. Devamında şiir dinletisi oldu ve sonra da 10 dakikalık bir ara verildi. Aradan sonra, 19 Aralık katliamını yaşamış olan Grup Yorum elemanı İhsan Cibelik, katliamdan sonra ki F Tipi sürecini ve tecrite karşı direnişi anlattı. Özgür Tutsakların “Üretmek Direnmektir” geleneğini yaratarak, uygulanan tecriti hangi yöntem ve pratikle, kendi aralarındaki iletişimi geliştirerek, okuyup, yazıp, çizip, dergiler çıkartarak tek kişilik hücrelerde olmalarına rağmen, direnişi ve Ölüm Orucunu sürdürme kararlılığını en ince detaylarıyla anlatıp, kimi zaman hüzünlendirdi, kimi zaman da güldürdü. Çünkü, Özgür Tutsakların iradesini hiç bir güç ve yapı teslim alamamış ve örgüt yöneticilerinin baskısı altında oldukları iddia edilen özgür tutsaklar, tek kişilik hücrelerde dahi Ölüm Orucunu sürdürmüş ve 2, 3 , 5 … 12 direniş ekiplerini çıkartmış, tecriti ve devletin devrimciler nezdinde halkı teslim alma politikasını kırmıştı. Zafer, özgür tutsaklarımız ve halkımızındı! Zafer, şehit düşen 122 kahramanımızındı! 35 kişinin katıldığı 19 Aralık katlim anması, Halk Türküleri ve Grup Yorum marşları ile, coşkulu bir şekilde sona erdi. * Dreux. 19 Aralık ile ilgili 'Katliamı yaşayan tanıklar anlatıyor' etkinliklerinin ikincisi Dreux şehrindeki bir toplantı salonunda yapıldı. 17 Aralık Cumartesi günü saat 14.00' de başlayan programda katliamı Ümraniye Hapishanesi'nde yaşayan bir eski tutsağın anlatımları yer aldı. 19 Aralık şehitler panosu ve '19 Direnişi Yenilmezliğimizdir' pankartının asılı olduğu salonda yapılan anlatımlar gelen davetliler tarafından ilgiyle dinlendi, Özellikle' Niye direnildi' ve '19 Aralık niye yenilmezliğimizdir' konuları açılarak tartışıldı ve davetlilerin ilgisini çekti. Saat 16.30 da sona eren programa 25 kişi katıldı.
Saat 15.00'de başlayan programda ilk olarak salonda bulunan 37 kişi, saygı duruşuna davet edildi ve Halk Cephesi adına konuyla ilgili bir açıklama okundu. Açıklamanın ardından katliamı yaşayan iki eski tutsak, katliam ve direnişin Ümraniye cephesini davetlilerle paylaştılar. İlk anlatımlar daha çok şehitlikler, şehitlerin anlatımları ve direnişe ilşkin anekdotlar şeklinde gerçekleşti. Ardından devrimci tutsakların, Cepheli tutsakların katliamı nasıl karşıladıkları, katliamın Cepheliler için niye bir direniş ve kahramanlık destanı olduğu anlatıldı. İki eski tutsağın anlatımlarının ardından izleyicilerden gelen soruların cevaplanmasına geçildi. Yaklaşık iki saat süren program 17.00’de bitti. * |