Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Londra’da Bülent Dil’in Ailesi Ziyaret Edildi PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 29 Ocak 2012 19:36

28 Ocak 1998’de, Adana’nın Kiremithane Mahallesi’nde polis hiçbir uyarı yapmadan üç devrimciyi bütün mahalle halkının ve Mehmet Topaloğlu’nun yakınlarının gözleri önünde katletmişti.

Polis önce Mahalleyi kuşatmış, katliamın yapıldığı evin alt katındaki Mehmet Topaloğlu’nun yakınlarını bir odaya kilitlemiş, sonra üst kata çıkıp kapıyı hileyle açtırmış ve içerde bulunan Mehmet Topaloğlu, Besat  Ayyıldız ve Bülent Dil’i katletmişti.

Şehit düşmelerinin 14. Yılında İngiltere Halk Cepheliler, Bülent Dil’in Londra’da yaşayan ablasının evinde anma ziyareti yaptı.

29 kişinin katıldığı ziyarette, anmalar konusunda kısa bir sohbet gelişti.  Daha sonra Mehmet Topaloğlu,  Besat Ayyıldız ve Bülent Dil’in özgeçmişleri ve onlar için anlatılanlar okundu.

Bülent Dil İngiltere Londra’da yaşıyordu ve buradan koşmuştu sevdalısı olduğu dağlara. Bülent’i tanıyanlar onunla ilgili anılarını anlattı.

Ablası Makbule söz aldı ve Bülent’i anlattı: “öncelikle çok teşekkür ediyorum sizlere, çok memnun oldum bu şekilde hazırlıklı geldiğiniz için. Biz sadece biz olarak bir arada olmamalıyız, biz işçilerle, öğrencilerle, memurlarla, emekçilerle biz oluruz. Çünkü biz Büyük Bir Aileyiz.

Bülent 16 yasındaydı ben 17 yaşımdaydım. Köydeydik, mercimek biçiyorduk. O yaşta işçilik yapıyorduk.  Çok kalabalıktık ve tarlada çok büyüktü. Hiç unutmam bizim ikimizin de ilk günüydü mercimek yolmakta. Tarlada işçi başı olarak çalışan bir adam vardı. Çalışanları yönlendiriyordu. Bu adam tarlada çalışan bir genç kızı rahatsız etmişti. Tarlada çalışan hemen hemen herkes duymuştu bunu ama kimse tepki göstermedi. Bülent duydu olanları “hepiniz hemen durun, biçmiyoruz biz bu tarlayı, biz böyle çalışamayız, durduruyoruz mercimek yolmayı” diye bağırdı herkesin duyacağı şekilde. İşçiler durdu. Ben çok şaşırdım. Tarla sahibiyle konuştu. Adam özür diledi hepimizden. Bizi çalışmaya ikna etti. Biz o tarlada 1 hafta çalıştık, tarlayı bitirdik, o adamı bir daha görmedik. Bülent Konuştuktan sonra utanmış olacak gelemedi yanımıza.

16 yasında bir genç bilincine bakın. Patron da olsa, tarla sahibi de olsa cesurca ders verdi onlara. O yanlışa karşı çıktı ve o işçi kızı sahiplendi. Bu olaydan sonra bir sorun olduğunda Bülent’e sorun deniliyordu. O hiç küçük olmadı zaten çabuk büyüdü. Devrimci olduğu için de, kardeşim olduğu işin de çok gurur duyuyorum onunla. İdeali devrimci olmaktı. Onuru, namusu ve adaleti, insanlığı yaşayarak ve yaşatarak anlattı. 5 dakika yeterdi insanları toplamak için. Çok sıcak ilişkisi vardı halkla.

Bu gün 14. yılındayız. O hiç gitmedi. Aramızdaydı, yanıbaşımızdaydı hep. Bazen de yokluğu çok acı. Çok uzun... onun gibi olan yok, çok farklıydı o. Devrimciler için söylenecek sözler yetersiz kalıyor. Küçük bir kasabada Pınarbaşı’nda büyüdük. Bülent’le bir anısı olmayan çok az insan vardır. Hala şimdi gidiyoruz, tanımadığımız insanlar onu anlatıyorlar bize.

Sırf Bülent’in tarzı ve tutumundan dolayı dergi alırdı insanlar Bülent’ten. Fabrikada çalışıyorduk. Okuma yazma bilmeyen bir teyze Bülent’in merhabasıyla yayınlarımızı alırdı. Bu herkesin dikkatini çekerdi. Bülent oturup dergi okurdu insanlarla.

Bülent’i tanıyan başka birisi de anısını anlattı: “Biz Bülent’le ailelere giderdik. Ziyaret ederdik. Bir gün  tanımadığımız bir kapı daha çaldık. Kadın açtı kapıyı ve geri kapattı, kim olduğumuzu öğrenince. Bülent kapalı kapının ardındaki kadını ikna etti ve kadın açtı kapıyı, bizi içeri aldı. Böyle bir sıcaklığı vardı Bülent’in. Gözlerine bir kez bakan güvenirdi ona…”

Ablası tekrar söz alarak “telefondaki son sözlerini hiç unutmayacağım. “Ben Bülent olarak ayrılabilirim sizden ama bin tane Bülent katılacak bu aileye. Bülent’in bir ailesi yok, bütün ailelerimiz Bülent’in ailesidir” demişti.

Çok gençti çok bilinçliydi. Büyüklere de küçüklere de örnekti o.  Şehitliğinden sonra insanları Bülent’e benzetmeye çalışırdım, ona ait bir şeyler arardım ama hiç benzetemezdim. O bambaşkaydı çok farklıydı tıpkı diğer devrimciler gibi” diyerek sözünü bitirdi.

Hep birlikte içilen çaylarla ve un helvası yendi, Bülent’in çok sevdiği yeşil elma ikram etti ablası yoldaşlarına. Geç saatlere kadar sohbetler sürdü.

*

Bülent Dil'in özgeçmişini okumak için TIKLAYIN

Ana sayfa