| Tecrit, Türkiye'de De, İtalya'da Da Öldürüyor |
|
|
|
| Salı, 31 Mayıs 2011 20:33 |
|
Yıllardır tecritin öldürdüğüne dikkat çeken TAYAD’lılar, “Hapishanelerde 1758 Ölüm. Tecrit Can Almaya Devam Ediyor. Siz Neredesiniz” pankartı açarak yaptıkları açıklamada “Tecrit Türkiye hapishanelerinde de, Avrupa Birliği hapishanelerinde de öldürüyor. İtalya'da Kızıl Tugaylar üyesi olma iddiasıyla tutuklu bulunan siyasi tutsak Luigi Fallico tutuklu bulunduğu Viterbo hapishanesinde 23 Mayıs 2011 sabahı ölü bulundu. Luigi Fallico hasta olmasına rağmen muayene ve tedavisi yapılmayan, geciktirilen bir tutsaktı. Bu nedenle Luigi Fallico'yu öldüren kalp krizi değil, tecrittir. Tıpkı Tekirdağ F Tipi Hapishanesinde kalp krizi geçirerek şehit düşen Salih Sevinel gibi. Salih Sevinel'de kalp krizi belirtilerine rağmen revire çıkartılmamış, saatler sonra çıkabildiği revirden de ağrı kesici ilaç verilerek gönderilmiş bir tutsaktır. Elbette ağrı kesici ilaçlar kalp krizinin çaresi olamaz ve olmamıştır. İtalya'da da aynı şey olmuş, siyasi bir tutsak kalp hastası olmasına rağmen doğru dürüst muayene ve tedavisi yapılmamış, doktora çıkarılmamış, kalp krizi geçirerek ölmüştür” sözlerine yer verdiler. Hüseyin Kaşkır tarafından yapılan açıklama “Tecrit emperyalizmin halklara saldırı silahlarından biridir. Tecrite karşı mücadelemiz bu nedenle anti-emperyalisttir. İnsan yaşamı üzerinden süren bu savaşta sol, demokrat kişi ve kurumlar, aydınlar Avrupa Birliği savunuculuğu yaparken tekrar tekrar düşünmelidirlir. Avrupa Birliği savunuculuğu yaparken tecriti de savunuyor oluyorlar. Hiçbir demokrat tecriti savunamaz. Her demokratın ilk sorumluluğu tecrite karşı mücadeleye omuz vermektir. Tecrit Türkiye'de de, İtalya'da da öldürüyor. Yeni ölümlere engel olmak bizim elimizdedir” sözleriyle sona erdi. Okunan basın açıklamasının metni:
TECRİT TÜRKİYE'DE DE, İTALYA'DA DA ÖLDÜRÜYOR.
Tecrit Türkiye hapishanelerinde de, Avrupa Birliği hapishanelerinde de öldürüyor. İtalya'da Kızıl Tugaylar üyesi olma iddiasıyla tutuklu bulunan siyasi tutsak Luigi Fallico tutuklu bulunduğu Viterbo hapishanesinde 23 Mayıs 2011 sabahı ölü bulundu. Luigi Fallico hasta olmasına rağmen muayene ve tedavisi yapılmayan, geciktirilen bir tutsaktı. Bu nedenle Luigi Fallico'yu öldüren kalp krizi değil, tecrittir. Tıpkı Tekirdağ F Tipi Hapishanesinde kalp krizi geçirerek şehit düşen Salih Sevinel gibi. Salih Sevinel'de kalp krizi belirtilerine rağmen revire çıkartılmamış, saatler sonra çıkabildiği revirden de ağrı kesici ilaç verilerek gönderilmiş bir tutsaktır. Elbette ağrı kesici ilaçlar kalp krizinin çaresi olamaz ve olmamıştır. İtalya'da da aynı şey olmuş, siyasi bir tutsak kalp hastası olmasına rağmen doğru dürüst muayene ve tedavisi yapılmamış, doktora çıkarılmamış, kalp krizi geçirerek ölmüştür. Tecritte tek başına tutulan Luigi Fallico'ya kimse yardım edememiştir. Sabah hücresinde ölü bulunmuştur. Benzerlik dikkat çekici değil mi? Benzerlik var, çünkü F tipi tecrit hapishanelerinin akıl hocası Avrupa'dır, ABD'dir. F tipi tecrit hapishaneleri AB'nin desteği ile yapılmıştır. F tipi hapishaneler yapılmadan önce Adalet Bakanlığının bürokratları yıllarca Avrupa Hapishanelerini incelemişler, buradan aldıkları bilgi ve deneyimlerle F tipi hapishanelerin yapımanı karar verilmiştir. Tecrit hapishanelerinin yapılma amacı ne bireysel – özgür yaşam alanları sağlamak, ne de hijyendir. Bu hapishanelerin yapılış amacı insanı yok etmek, teslim almak, insani tüm değerlerinden soyundurmaktır. Bu nedenle de hapishanelerde hastalıklar artmakta, ölümler artmaktadır. Adalet Bakanlığının Ocak/ 2011 istatistiklerine göre hapishanelerde 10 yılda 1758 kişi öldümüştür. Yılda 176 ölüm! Nerede ise 2 günde 1 kişi ölmektedir. Neden? Niye insanlar hapishanelerde hastalanmakta, tedavileri yapılamamakta ve ölmektedir? En son Güler Zere ve Abdullah Akçay'da gördük. Tedavileri mümkün kanser hastaları zamanında muayene ve tedavileri yapılmadığı için ölmüşlerdir. Çünkü Adalet Bakanlığı tutsakların her hakkını teslim alma aracı olarak kullanmaktadır. Yani aslında tutsakların hiçbir hakkı bulunmaktadır. Kağıt üzerinde sayılı hakları da hapishane idarelerince ödül (!) olarak kullanılmaktadır. Teslim olursan ödülün, hak kırıntılarını kullanabilmek oluyor. Tecrit bir insanlık suçudur. Tecrit emperyalizmin halklara saldırı silahlarından biridir. Tecrite karşı mücadelemiz bu nedenle anti-emperyalisttir. İnsan yaşamı üzerinden süren bu savaşta sol, demokrat kişi ve kurumlar, aydınlar Avrupa Birliği savunuculuğu yaparken tekrar tekrar düşünmelidirlir. Avrupa Birliği savunuculuğu yaparken tecriti de savunuyor oluyorlar. Hiçbir demokrat tecriti savunamaz. Her demokratın ilk sorumluluğu tecrite karşı mücadeleye omuz vermektir. Tecrit Türkiye'de de, İtalya'da da öldürüyor. Yeni ölümlere engel olmak bizim elimizdedir. 31.05.2011 TAYAD'LI AİLELER |