| Anadolu Halk Festivali İkinci Günü |
|
|
|
| Pazartesi, 27 Haziran 2011 11:44 |
|
Anadolu Halk Festivali Sosyalizm Tohumlarının Serpildiği Bir Festivaldir
Emperyalizmin ve kapitalizmin yoz kültürüne karşı halkların kültürlerini taşıyan Anadolu Halk Festivali’nin 2. gününe İstanbul Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı’nda devam edildi. 25 Haziran’da devam eden festival girişinde Halkız Kültürümüzle Varız Anadolu İhitilanin Son Halkasıyız Anadolu Halk Festivaline Hoşgeldiniz Halk Cephesi imzalı pankart ve şehitlerimizin resimlerinin bulunduğu bir pankartla karşılandı insanlar. Dünden çalışmasına başlanan ve bugüne yetiştirilen zaman tuneli dünden bugüne miras bırakılan direniş tarihini hem görsel hem de sesli bir şekilde izliyecilere anlatıyordu. Zaman tunelinin ilk bölümünde Kızıldere direnişini ondan sonra“Bize ölüm yok” 12 Temmuz direnişini onun arkasından umudun adını kanlarıyla duvara yazan Çiftehavuzlur direnişi yer alıyordu. Zaman tunelinin bir başka bölümde ise Engin Çeber’in karakolda başlayan, hapishanede devam eden işkence saldırısı yer alıyordu. İllerleyen bölümlerde 19 Aralık katliamı; 6 kadının diri diri yakıldığı yer. Hemen ardından boranlarımız bulunuyordu. Zaman tunelinin son bölümünde ise geçenlerden hissetikleri yazılması isteniyordu. Hazırlanan çadırların etrafını çoktan insanlar sarmıştı. Kimi kaynatılmış mısır sırasında, kimi tantuni sırasında kimi de Gemlik zeytininden tatmak için yanından geçiyordu. Çadır kurmayan kimse kalmamıştı. Festival programına İdil Kültür Merkezi çocuk korusuyla başlandı. İlk olarak marşlarla başlayan koro ardından da “Biz bu oyunu bozarız” adlı tiyatro oyununu sergilediler. Tiyatro oyunun ardından roman oyunu oynandı. Çocuk korosunda yaşanan coşku yerini Ege’nin efelerine bıraktı. İzmir Haklar Derneği’nin zeybek foklor grubu alana çıkararak Efeler diyarında Çakırcalı Mehmet Efeyi, Atçalı Kel Mehmet Efe, Çerkez Ethem yanımıza getirdi. “Biz bir harmandalında bir de dost sofrasında diz kırarız” diyerek harmandalında diz kırdılar. Efeler diyarının ardından Anadolu Haklar Derneği’nin iki kişilik foklor gurubu ile çeşitli yörelere ait oyunlar sergilediler.
Neden Yoksul Olduğumuzu Kabul Etmiyoruz? Festival programının içinde yer alan “Yoksulluk ve Yozlaşma” konulu bir söyleşi düzenlendi. Söyleşide yer alanlar Yasemin Karadağ, Ali Aracı, Musa Aykanat, Şevket Avcı konuşmacı olarak yer aldı. İlk olarak söz alan Ali Aracı; yoksullarımız yoksul olduğunu kabul etmiyor diyerek dinleyicilere “içinizde yoksulluk çekmeyen var mı?” bir soru sordu. Dinleyicelerden birinden gelen cevapta “Yoksulluk elbetteki biz de his ediyoruz. Bu kimi zaman eve kimi ihtiyaçları alamadığımızda oluyor.” diye cevap veriyor. Ardından tekrar söz alan Aracı bir çocukla konuştuğunu ona “Siz yoksulmusunuz? Çocuk da bana ‘hayır biz orta halliyiz’” diye cevap verdiğini söyledi. Nasıl yani hastaneye gidebiliyor musun, dişi ağrıdığı halde parası olmadığı için gidememiş. Peki süt içebiliyor musun? Alırım istediğim zaman diyor ama içmiyor. Çocuk şöyle bakıyor kendinden daha çok yoksul olanları görüyor. Bütün okul Çanakkale’ye geziye gitmiş ancak çocuğun sınıfı parasızlıktan gidememiş.” Bu durumu şöyle değerlendiren Aracı “Bir kişi kendisine kolay kolay yoksulum diyemez çünkü kendisini aşağı tabakadan görmek istemez çünkü guruna yediremez“ diye cevapladı. Daha sonra söz alan Yasemin Karadağ yoksulluğu içeren istatisliği okudu. “İstatislikte dünyada açlıktan 24 bin insan ölüyor. Açlıkla karşı karşıya olanlar ise 800 milyon. Açlık sınırının altında yaşayanlar ise 1 milyar insan bulunmaktadır” dedi. “İnsan olmanın bazı temel gereksinimleri var: barınma hakkımız, eğitim hakkımız, sağlık hakkımız, seyahat hakkımız ve iletişim hakkımız. Bunların bir kısmına sahip olmak veya tamamına sahip olmak yoksulluk ve açlıkla tanımlanıyor” dedi. Tekrar söz alan Ali Aracı Avrupa’daki yoksulluğa değinerek oradaki yoksulluğun da had safhalara ulaştığını çünkü dünyayı sömüren büyük tekellerin daha çok sömürme isteği oradaki işçilerin haklarını elinden alıyor diye belirterek oradaki yoksuluğun da arttığını söyledi. Aracı’dan sonra söz alan Musa Aykanat ise “Yoksulluğu bize kader olarak kabul ettirmek istiyorlar. Hayır, yoksulluk kader değildir. Bir taraftan AKP’nin yarattığı tekeller kârına kâr katıyor, bir taraftan da yoksullar daha çok yoksullaşıyor.” diyerek bu duruma karşı “birleşirsek, mücadele edersek biz bu oyunu bozarız” diyerek sözü Şevket Avcı’ya bıraktı. Avcı aslında hepimiz yoksuluz, yoksul olduğumuzu kendimize inandıramıyoruz. Eskiden cebimizde ne kadar olduğunu bilir ona göre bir harcama yapardık. Şimdi ise kredi kartlarının çıktığını ve ne kadar harcadığımızı bilmeden harcama yaptığımızı söyledi. Bu durum karşısında ya birbirimize saldırıyor ya öldürüyoruz, ya da bunalımlar sonucunda intihar ediliyor diye belirterek “Biz, kimse intihar etmeden mücadele etmeliyiz” diye mücadelenin öneminden bahsetti. Son olarak söz alan Yasemin Karadağ ise “insanı insan yapan değerleri ve erdemleridir” diyerek Anadolu Halk Festivali’de düzenin tüm pisliğine karşı alternatif olarak yapıldığı ve bu festivale halk olarak birlikte sahip çıkmamız gerektiğini vurgulayarak bu festival halkın değerlerini barındıran bir festival olduğunu söyledi.
Türkülerimiz Acılarımız Sevinçlerimizdir Festivalin akşam saatlerine gelindiğinde parkın anfi bölümünde konserler verildi. Çukurova’nın berketli topraklarının içinden gelen Rıfat Hınıs sazıyla türkülerini halka söyledi. Rıfat Hınıs’ın hemen arkasında da Binali İlgün ve Aynur ikilisi sahneye çıkarak türküleriyle herkesi çoşturdu. Türkülerin ardından da Bursa ve Gemlik Haklar Derneklerinin hazırladığı “Yoksulluk başa bella” adlı tiyatro oyunu oynayarak düzenin insanları nasıl sömürdüğünü anlattılar. Yağmurun yağma durumuna karşı ara verilmeden devam eden konserde sahneye İkitelli Özgürlükler Derneği müzik grubu Grup Gündoğdu çıktı. Ancak yağmurun aniden bastırmasından dolayı sahnedeki eşyaların ıslanmaması için eşyalar korunmaya alındı. Buna karşı dinleyiciler de yağmurun altında türküler söyleyerek halaylar çektiler. Yağmurun dinmesinin ardından tekrar sahneye çıkan grup, adını Dersim kır gerilla birliğinde şehit düşen Yunus Gündoğdu’nun soyadından aldığını belirtti. Grup Gündoğdu ilk şarkısı yozlaşmaya karşı mücadelede şehit düşen Birol Karasu’nun sevdiği Üç karanfil türküsünü söyleyerek başladı. Yağmurun tekrar yağma durumuna karşı programı hızlandıran festival komitesi Grup Gündoğdu’dan sonra Burhan Berkeni sahneye aldı. Burhan Berken’in hazırlanırken bu arada sahnede hırsızlık olduğu duyurusu geldi. Bunun üzerine hırsızlığın şerefsizlik olduğunu çalınanların halkın malı olduğunu derhal iade edilmesini söylediler. Yapılan hırsızlığın ardından yağmurun dahi yağmasına ragmen halkın çoşkusu hiç dinmedi. Sahnede Burhan Berken’de hazırlıklarını tamamladığı aşamada aniden tekrar yağmur yağmaya başladı. Ancak halk çözümsüz değil işte geçen sene Mersin Evvel Temmuz Festivalinden yaşamış olduğu deneyimi bu sefer de Anadolu Halk Festivali’nde uyguladılar. Sahnenin üstünü naylonla kapatan halk sahnenin hem direkleri oldu hem de tüm çoşkusuyla halaylar çektiler. Burhan Berken’in konserinden sonra yağmurun bastırmasıyla festival’in 2 günü bitirildi. |