| Dersim'de Süresiz Açlik Grevinin 17. Günü |
|
|
|
| Pazartesi, 27 Haziran 2011 15:05 |
|
Avrupa ve Türkiye’nin bir çok yerinden destek mesajları alıyoruz. Okmeydanı’ndaki Anadolu Halk festivalinden arkadaşlar arıyorlar, biz de onlara başarılar diliyoruz. Artık buranın yerlisi olduk gelip gidenle göz teması kurup selamlaşıyoruz. Bir kaç gündür değişik şehir plakalarını taşıyan araçlar geliyor, tatil başladı kesin. Çadırımızı görüp gelenler oluyor şeker ve çay getiriyorlar. Almanya Anadolu Federasyonu’ndan canlı bağlantı oluyor süreci paylaşıyorum. Anadolum acılar, sürgünler talanlar yaşamış toprakların binlerce yıldır. Kuyucu Murat Paşa canlı canlı yakaladığı direnişçileri öylece kuyuların içine basmış ancak bitirememiştir. Bugünün zebanilerinin yaptığı gibi. Ayaklanmalar, direnişler örgütleyen bu topraklar kendi kahramanlık destanlarını yaratmıştır. Bedrettinler, Börklüce Mustafalar, Torlak Kemaller, Pirsultanlar, Karacaoğlanlar, Köroğlular, Mustafa Suphiler, Mahirler, İbolar, Denizler bu topraklarda yaratılan değerlerdir. Direngenlik yiğitlik alçak gönüllülük dün de vardı gelecekte de hep var olacak. Mayasını Munzur’un dağlarından Fırat’tan Dicle’den alan kırmızı bayraklarını Dersim’e, Toroslar’a, Canikler’e, Ağrı’ya, Nemrut’a asacak olan binlerce yiğide gebe bu topraklar. Sevdaların en güzel yaşayacaktır. Göz yaşlarının …!!! karanfiller açacaktır tane tane. Binler olup aktığında güneşin ışıkları, kuşlar güçlü ve sonsuz olacaklar. Pusuya düşse de şimdi yürekleri. Pir sultanlar olmaya devam edecekler. Şirin Dersim’in Mazgirt ilçesine ülkücü faşit bir yüzbaşının tayini çıkar. Mazgirt kaymakamıyla tanışırlar. Kaymakam en kısa zamanda köyleri dolaştırıp ahali ile tanıştıracağını söyler. Köyleri bir hafta sonra dolaşmaya başlarlar. Ali amca diye çok lafını esirgemeyen, yaratıcı amcanın köyüne geldiklerinde kaymakam yüzbaşıyı Ali amca konusunda uyarır ve hiç konuşmamasını tembih eder. Yüz başı hiç oralı olmaz ve duymazlıktan gelir. Ali amcanın köyünde birkaç köylüyle yukarıdan bakarak konuşur yüzbaşı. Ali amca da köyün alt tarafında odun yüklemektedir. Kaymakam Ali amcaya hal hatır sorar. Sıra yüzbaşıya gelir aklınca Ali amcayı ezmek ister. “Ali amca sana bir soru soracağım”, “ sor” der “Ali amca. “Ali amca bu eşek Bektaşi mi?” Ali amca önce kitlenir. Sonra bu söylemi yakıştırmaz yüzbaşıya. Kıvrak zekâsıyla bir ders vermeye karar verir. “Hiç sorma komutanım. İnancın olsun yemiyor yediriyorum gel Bektaşi ol diyorum olmuyor. İnancın olsun yük vurmuyorum sırtına ben taşıyorum, gel Bektaşi ol diyorum vallahi de billahi de olmuyor. Eee ne olacan dediğimde ben inşallah yüzbaşı olacam diyor”. Yüzbaşı birkaç kez renk değiştiriyor. Kaymakama mahcup bir şekilde bakıyor. Kaymakam bile şaşırıyor bu duruma. Rahat durmazsan olacağı buydu diyerek döner. Oldukça yaşlı bir kangal kırması bir köpeğimiz var. Kendi hiyerarşisi içinde dışlanmış diğer köpeklerden. Her gün yanımıza geliyor. Sırtını kaşıyorum, dostça sokuluyor bana gıdısını okşatmayı seviyor. Karnı aç gibi geliyor bana. İsmi gölge. Arkadaşlara para vermeye çalışıyorum döner ekmek alsınlar diye kimseye kabul ettiremiyorum. Gülüşüyor arkadaşlar. Gökyüzü ikiye ayrılmış, bıçak sırtında duruyor. Bir tarafta yıldızlar açmış gelincikler gibi, diğer taraf tabloda ki resim gibi. Bulutlar parça parça coğrafyamdaki yürekler gibi. Bir yanımız “sol” yanımız hep güler, gülerken de gözlerimizden yaş akar. Böylesi ancak bu coğrafya insanına aittir. Tarihsel zorunluluktur bura insanı için, kavgayı, hayatı sevgiyi ve öfkeyi böyle yaşamak. Sürekli yakılıp ta inadına yeşeren meşelerden ormanlar gibi. Kuzgunlar ormanlara çekildi ne kadar çoklarmış fark ettim bugün. Gecenin başka sahiplerine saygı göstererek battaniyemin altındaki sırlara merhaba diyorum. 26 HAZİRAN 2011 ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ Tel: 0533 300 96 07 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir |