Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Umudun Festivali Sona Erdi PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 30 Haziran 2011 00:00

BİZ MUTLAKA KAZANACAĞIZ, ANADOLU KAZANACAK!

Biz bu toprakların insanıyız... Babamın teriyle bereketli Çukurova, anamın yazması Tokat işi, nenem çok arşınlamış Trabzon’un dik yamaçlarını, Rumca yakmış ağıdını, Türkçe gülmüş... dilinden dininden sürgün, böyle olduğu için de mahsun karşılamış azraili... Yengem Kürt kızı, Hakkari’nin Cizre’sinde kalmış ahı, Türkçeyi küçük kızıyla sökmüş, danteline ilmek ilmek örmüş Kürdistan dağlarında açan mor sümbülü...

Tam da bu yüzden işte acılarımızla, sevdalarımızla, biz Anadolu’nun asıl sahipleriyiz. Biz Anadoluyuz, Anadolu biz... yazımız güzümüz, sazımız sözümüz, dirimiz ölümüz bu topraklardadır.

Halkız biz; bugün bu topraklar bugün yalnız sömürüldüğüze değil zalime karşı nasıl dövüşümüze de tanıktır.

Ve bu toprakların bağımsızlığı içindir kavgamız, şehitlerimiz bu topraklar uğruna düşmüştür, bu topraklara gömülmüştür.

Bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiye için hiç durmadan sürdürdüğümüz bu savaşta bir kez daha çıktık meydana...

Savaşımız bu kez kültür alanında, burjuvazinin o yoz kültürüne karşı Anadolu halklarının kültürünü savunuyoruz. Savunmakla kalmıyor, onu devrimci sanatımızla üretimlerimizle daha da ileriye taşıyoruz.

Evet biz bu iddiaya sahibiz. Bu iddia ile çıktık yola. Bu savaşta bir cephe daha açtık.  Burjuvazinin halkı yozlaştırmak,  iradesini teslim almak için kullandığı o pespaye festivallerinin, dizilerinin karşısına Anadolu halklarının kültürünü koyduk.

3 gün 3 gece boyunca İstanbul’un ortasındaki Sibel Yalçın Parkında Anadolu halklarını buluşturduk.

Festivalin üçüncü günü yani 26 Haziran Pazar günü ilk iki güne göre halkın katılımı daha da fazlaydı, program ise dolu dolu geçti.

O gün festivale ilk kez gelenler üç gün boyunca orda olanlara anlatıyorlardı ilk izlenimlerini... Herkesin yüreğine aynı telaş düşmüştü; “biz bu festivali daha önce niye yapmadık?” Ama bu kaygı geçmişe vahlanma değil, geleceği, yeniyi yaratma kaygısıydı.

Biz bir yandan programı izliyor bir yandan halkla sohbet edip düşüncelerini alıyorduk. Ancak program o kadar yoğundu ki iş bölüşümü yapmak durumunda kaldık.

Hani denir ya yediden yetmişe diye... soruyoruz çocuklara, gençlere, soruyoruz teyzelere, nenelere...

“Festivali nasıl buldunuz?” diye soruyoruz parkta komşularıyla oturan bir teyzeye. “Ben Okmeydanı’nda oturuyorum, kolay buldum” diyor. Şaşkınlığımızı görünce kahkahayı atarak sarılıyor bize. Hep birlikte gülüyoruz “yok kızım beni yazmayın, sonra da herifle uğraştırmayın” diyor.

“Sizi en çok ne etkiledi bu festival alanında?” diyoruz. “Başeğmeyenlerin tarihi tüneli” cevabını alıyoruz çoğunlukla.

Tünel odalar halinde sıralanıyor. Mahirler’in Kızıldere’de şehit düştükleri kerpiç ev maketiyle başlıyor tünel yolculuğu, Dayı halka doğru yolu gösteriyor. O yol boyu ilerleyenler; 84 ölüm orucu direnişini, devrimci hareketin atılım yıllarında yaptığı eylemlerin gazete kupürlerini, 12 Temmuz’u, Saboların Çiftehavuzlar destanını, 96 ölüm orucu şehitlerini, 19 Aralık katliamını, çatışarak şehit düşenleri görüp izliyorlar. Bunun için her şey düşünülmüş. Odaların duvarlarında “siz bizim teslim olduğumuzu nerde gördünüz?” yazısı akıllara kazınıyor. Sinevizyon gösterimi, kısa film, müzik her şey başeğmeyenleri anlatıyor gezenlere.

“Tüneli gezerken ne düşündün?” diye sorduğumuz çocuklardan birisinin verdiği cevap etkiliyor bizi “Şehitlerimizi düşündüm. Onlar hiç düşünmeden öldüler bizim için...” amacına ulaşıyor tarih tüneli. Herkese devrimci hareketin başeğmeme geleneğini yaratan şehitleri anlatıyor, hatırlatıyor, tanıtıyor.

Saatlerimiz 14.00 ü gösterdiğinde eline davulu almış bir genç dan da da dan dan diye ritim tutuyor yanındaki arkadaşı da parkın dört bir yanına dağılan misafirleri birazdan yapılacak söyleşiye çağırıyordu.

Söyleşi sağlık alanında yaşanan hak gaspları ve bu nedenle halkın yaşadığı sorunlar üzerine idi.

Sağlık Emekçileri Sendikası’ndan Meryem Özsöğüt, Talat Koparan ve Onur Bilgiç’in konuşmalar yaptığı söyleşide sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunlar anlatıldı. Hastanelerin, sağlık hizmetinin ticarileştirilmesinden bahsedilen söyleşide sağlık sorunlarının çözümünün örgütlenmekten, örgütlü mücadeleden geçtiği ifade edildi.

Söyleşiden sonra dalga dalga yayılan tulumun sesi aldı götürdü bizi Karadenize, Sinan Kukul’un, Selami Kurnaz’ın, Bahattin Anık’ın, Fatma Hülya Tümgan’ın, Özlem Türk’ün, Faruk Kadıoğlu’nun ve yine onlarca Karadenizli şehidimizin memleketine. Usul usul çaldı önce, horona hayde! Samsun, Trabzon, Hopa, Merzifon’dan gelen Karadeniz Özgürlükler Derneği üyelerinin oluşturduğu Horon Ekibi horonlarını oynadılar.  Dedik ya biz bu kültüre kendi mayamızı katacağız diye. Horonun nidaları da bizim dilimizce idi. “kimun içun” diye soran horon kurucuya cevap veriyordu uşaklar “Mahir içun, Dayi içun, Halk içun” “evrum evrum tek yol devrum”...

Tulum eşliğinde oynanan horonu festivale katılanlar alkışlarıyla eşlik ettiler.

Festivalin ikinci gününde yapılan örgütlenme ve mücadele adlı söyleşiye üçüncü gün de devam edildi. Ankara Haklar Derneği’nden Emel Keleş, Adana Özgürlükler Derneği’nden Akil Nergüz, Halkın Hukuk Bürosu’ndan Ebru Timtik, Grup Yorum’dan Ali Aracı ve Mersin Tarım Or-Kam-Sen (KESK)’den İbrahim Saygılı söyleşide konuşma yaptılar.

Yapılan konuşmalarda  hakları kazanmanın yolunun örgütlenmekten geçtiği belirtildi. İlk sözü alan Avukat Ebru Timtik hak alma mücadelesinin yasal sınırlarla kazanılmasının mümkün olmadığının altını çizerek meşruluk temelinde hareket etmek gerektiğini belirtti. Emel Keleş Ankara’da yapılan konser çalışmasını örnek vererek komitelerin örgütlenmedeki önemini belirtti. Akil Nergüz ve İbrahim Saygılı’nın konuşmalarının ardından söz alan Ali Aracı “Nasıl örgütleneceğiz? Komitelerimiz nasıl olacak?” diyerek söze başladı. Filistin’den, Latin Amerika’dan örnekler veren Aracı komitelerin tek başlarına örgütlenme için yeterli olmadığını belirtti. Örgütlenmek için bürokrasiye teslim olmamak, halktan yana olmak gerektiğini belirten Aracı, bunun yapılmadığı takdirde o örgütlenmenin gideceği yerin tarihin çöplüğü olacağını vurguladı.

Söyleşilerden sonra TAYAD Tiyatro Grubu sahneye çıktı ve “Tarihin Çöp Sepeti” adlı oyunu oynadı.

İzmir’den efelerin diyarından Müjdat Yanatlar’ın, Gürsel Akmazlar’ın diyarından Grup Günışığı sahne aldı. Ege türküleri söylediler, umudun egedeki sesi olarak…

Grup Günışığı sahneden inerken slogan sesleri sarıyor her yanı; üç gün boyunca oyun çadırında öğretmenleriyle oyunlar oynayıp yarışmalar düzenleyen çocuklar ellerinde dövizleriyle yürüyüş yapıyorlar festival alanında. Tüm parkı dolaştıktan sonra sloganlarla anfiye inip sahneye çıkıyorlar. “Çocuğuz Haklıyız Kazanacağız, Parasız Eğitim İstiyoruz, Parasız Sağlık İstiyoruz!” sloganlarına alkışlarla destek veriyor misafirler.

Dedik ya Anadolu’nun dört bir yanından geldi misafirlerimiz festivalimize. Gelirken her biri oyunlarıyla, türküleriyle, ürünleriyle, tiyatrolarıyla gelmişlerdi. Orta Anadolu’dan kalkıp gelen Ankara İdilcan Kültür Merkezi, Gülten Akın’ın şiirinden şiir tiyatrosu oynadı.

Program ilerleyip akşam indikçe Sibel Yalçın Parkının anfisinde oturacak yer kalmıyordu. Misafirler programı ilgiyle takip ederken çocuklar Trakya Kültür Merkezi Müzik Topluluğu sahneye çıktı.

Tiyatro Simurg “Öykülerle Türkülerle Anadolu Halkı” adlı oyununu oynadı. Mehmet Esatoğlu: “Anadolu’nun bütün değerlerinin yozlaştırılmaya çalışıldığı bir ortamda biz Anadolu halklarının kültürünü savunacağız” şeklinde konuştu.

Türküler sahne alıyordu bu kez, Nilüfer Sarıtaş’ın dilinde. “işte o hep özlemini çektiğimiz şenliğimizde buluştuk” diyerek selamlıyor halkı Sarıtaş.

İdil Tiyatro Atölyesi festivalin ana temasına uygun olarak burjuva kültürün halkı, gençlerimizi nasıl da yozlaştırdığını anlatan “Çekilin Yoldan Zengin Oluyorum” adlı oyunu oynuyor.

Son olarak Grup Yorum çıkıyor sahneye, program boyunca hiç durmadan atılan sloganlar daha gür, daha coşkulu atılıyor. Bu festivalin halka nasıl umut verdiğini anlatıyor sloganlar, parti cephe sloganları atılıyor durmadan.

Grup Yorum az ama öz konuşuyor, festivalin amacını anlatıp halkı selamladıktan sonra “BİZ MUTLAKA KAZANACAĞIZ, ANADOLU KAZANACAK!” diyen Yorum’u işte bu inancın türkülerini yaptığı için bağrına basıyor bir kez daha festival alanında bulunan binler.

Halaylar söylüyor Yorum. Halkları omuz omuza getiren, bir arada tutan halaylarını ard arada söylüyor ve Cemo’da yumruklar, Çav Bellada zafer işareti yapan parmaklar kurtuluşun yolunu gösteriyor.

AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-01AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-02AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-03AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-04AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-05AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-06AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-07AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-08AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-09AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-10AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-11AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-12AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-13AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-14AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-15AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-16AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-17AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-18AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-19AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-20AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-21AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-22AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-23AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-24AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-25AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-26AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-27AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-28AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-29AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-30AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-31AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-32AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-33AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-34AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-35AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-36AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-37AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-38AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-39AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-40AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-41AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-42AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-43AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-44AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-45AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-46AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-47AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-48AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-49AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-50AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-51AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-52AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-53AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-54AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-55AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-56AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-57AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-58AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-59AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-60AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-61AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-62AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-63AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-64AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-65AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-66AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-67AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-68AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-69AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-70AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-71AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-72AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-73AnadoluHalkFestivali-3gun-20110626-74

Ana sayfa