Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

KESK 4. Olağan Genel Kurulu Sona Erdi PDF Yazdır e-Posta
Salı, 05 Temmuz 2011 10:30

KESK 4. Olağan Genel Kurulu, Ankara'da, 1 Temmuz Cuma günü Karayolları Genel Müdürlüğü Konferans Salonu'nda, Genel Sekreter Kasım Birtek'in açılış konuşmasıyla başladı. Divanın oluşturulmasıyla gündemlere geçildi. Genel Başkan Döndü Taka Çınar'ın açılış konuşmasından önce KESK'in son dönemine ilişkin bir sinevizyon gösterimi yapıldı.  Döndü Taka Çınar konuşmasına 12 Haziran seçimi sonrası yaşanan gelişmelere, tutuklu milletvekillerinin bir hak gaspına uğradığına değinerek başladı. Ortadoğu halklarının mücadelesini, İspanya'daki gençleri, Yunanistan'da gerçekleştirilen grevi selamlayan Çınar, sözlerini kamu emekçilerinin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı sorunlara birleşerek çözüm üretilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.

Döndü Taka Çınar'ın ardından kürsüye gelen DİSK Genel Başkanı Tayfun Görgün ise milletvekillerinin meclise alınmamasının halkın iradesini yok sayan bir tutum olduğuna değinerek başladığı konuşmasını yargının siyasallaşmasının önlenmesi gerektiğini, emeğe ve özgürlüğe yönelik saldırıların ancak birleşerek püskürtülebileceğini söyleyerek bitirdi.

TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, KESK'li tutsaklara özgürlük sözleriyle başladığı konuşmasını 11 Haziran ile 13 Haziran arasında hiçbir fark olmadığı, baskıların eskisi gibi devam ettiğini söyleyerek sürdürdü. Mücadelenin salonlardan çıkarılarak barikatlara taşınması gerektiğini ifade etti.

Sözü alan CHP Genel Başkan Yardımcısı İzzettin Çetin, KESK'in kuruluşuna göndermeler yaparak mücadelenin bugünlerde dejenere olduğunu ifade etti. Ülkede sol partilerin büyümesiyle birlikte sendikaların ve emek örgütlerinin de büyüyeceğini, bu süreçte işçi sınıfının taleplerini göz önünde bulundurarak politika üreteceklerini söyledi.

Ardından kürsüye gelen BDP Milletvekili Hasip Kaplan, konuşmasının büyük bir bölümünü 12 Haziran seçimleri sonrası yaşananlara ayırdı. “Ya seçilen milletvekillerinin iradesi özgür olarak meclise alınır ya da meclisin iradesi yok olur.” diyen Kaplan, “Kürt halkının meclise olan güveni kalmazsa meclis çatısı onların başına yıkılır. Hükümet altı ay dayanamaz” diye konuştu.

EMEP Genel Başkanı Selma Gökay, CHP'nin yalnız kendisi için değil meclise alınmayan bütün milletvekilleri için demokrasi istemesi gerektiğini söyledi. AKP'nin yapacağı anayasanın bugünden belli olduğunu, halkın kendi anayasasını AKP'ye karşı birlikte mücadele ederek yapacaklarını ifade etti.

“Emeğin tüm bileşenleri birleşik bir emek hareketi örmeli” diyen ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, bu birleşik mücadeleyi örme konusunda KESK'in öne çıkması gerektiğini ifade etti. Hopa'da katledilen emekli öğretmen Metin Lokumcu'yu selamlayan Taş, birleşik bir sola ihtiyaç olduğunu vurgulayarak sözlerini bitirdi.

Kürsüye çıkan Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, tarihin direnişler ve yenilgiler tarihi olduğunu ifade ederek başladığı konuşmasına faşizmin artık yüzünü gizleyemeyeceğini, son süreçte yaşananların faşizmin yüzündeki gülümseyen maskeyi düşürdüğünü söyledi. KESK'in tarihinden aldığı güçle güvencesizleşen emekçilerle birlikte eşitlik özgürlük ve adalet şiarıyla, dernek, sendika, platform, parti ayrımı yapmadan birlikte mücadeleyi örgütlemesi gerektiğini söyledi.

TKP adına konuşan temsilci, emeğin köleleştirilmesinde ustalık dönemini yaşayan AKP'nin, aynı zamanda BOP'un Büyük Ortadoğu Katliamına dönüşmesinin eşbaşkanı olduğunu ve ülkeyi savaşa sürüklediğini söyledi. KESK'in bu kongresinin AKP'ye ve AKP'nin temsil ettiği kölelik düzenine karşı bir mücadele kararının alınması gereken bir kongre olması gerektiğini ifade eden temsilci, emeğin özgür kılındığı bir anayasayı meclisin değil emekçilerin mücadelesinin yapabileceğini söyleyerek sözlerini tamamladı.

ESP adına kürsüye çıkan Mukaddes Çelik, kongrenin kritik bir zamanda yapıldığını ifade ederek sosyalistlerin mecliste siyaset yapmasını engelleyen bir süreç yaşandığını söyledi. Kürtler, aleviler, kadınlar neoliberalizmin yıkıcı politikalarına karşı büyütülecek mücadele içinde KESK'in de daha güçlü yer alması gerektiğini öne sürdü.

Kürsüye Halk Cephesi adına çıkan Veysel Şahin sürecin, “Nasıl bir dünyada, nasıl bir ülkede yaşıyoruz?” sorusunu sorarak tartışılması gerektiğini ifade ettikten sonra saldırıların üst düzeyde yaşandığı bu süreçte emperyalizmin değiştiği gibi düşüncelerin gerçeklik taşımadığını söyledi. Emperyalizmin halklarla arasındaki uzlaşmaz çelişkilerinden dolayı özünün değişmeyeceğini vurgulayan Şahin, “Vietnam’la Irak arasında, Japonya'ya atom bombası atılması ile Lübnan'ın bombalanması arasında fark var mı?” diye sordu. ABD'den ve AB'den demokrasi ve özgürlük beklentilerinin karşılığı olmadığını ifade eden Şahin, bu beklenti içinde olanların yanıldıklarını söyledi. “Emperyalizmin yerli işbirlikçisi AKP'nin, ileri demokrasiden bahsederken dergi bürolarını, dernekleri, evleri gece yarıları basıp, yüzlerce insanı tutukladığını, halkın seçtiği milletvekillerini meclise almadığı, emeğin üzerindeki sömürüyü sürdürdüğü, kamu emekçilerinin haklarının gasp edildiği yasaları çıkarmaya devam ettiği, parasız eğitim isteyen iki öğrenciyi iki yıldır hapishanede tuttuğu bu sürecin neresi ileri demokrasidir?” diye soran Şahin, ülkemizin emperyalizme göbekten bağlı, faşizmle yönetilen bir ülke olduğunu söyledi. Herkesin bu gerçekleri göz önünde tutarak politika üretmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, KESK'in de sınıf temelli bir sendika anlayışıyla gündem takip eden değil, gündem yaratan bir politik hat izlemesi gerektiğini söyleyerek “Halka gitmeli, örgütlenmeli, kamu emekçileri kendi gücüyle mücadele ederek kimseden medet ummamalıdır” dedi.

KESK'in 1Mayıs'ta takındığı olumlu tutumu ülkenin her noktasında dayatılan tecrit politikalarına karşı da sergilemesinin beklendiğini söyleyerek sözlerini sürdüren Şahin, “122 insanımızın yaşamını yitirdiği F Tipleri mücadelesi KESK'in de sorunu olmalıdır.” dedi.

KESK'in hiçkimsenin tekkesi olmadığını belirten Şahin, sözlerini şöyle tamamladı: “Kuruluşundan bu yana katkı sunduğumuz KESK'e bugün de katkı sunmaya hazırız. KESK sivil toplumculuğun yeri değildir. Sınıf temelli bir anlayışa sahip olmalıdır. Birlik masa başlarında değil ilkeli ve kurallı bir şekilde her alanda yapılmalıdır.”

KESK eski yöneticilerinden Sevgi Göyçe'nin bir teşekkür konuşması yapmasının ardından yabancı konukların konuşmalarına geçildi.

Portekiz'den gelen temsilci şunları söyledi: “Sizi Portekizde görmek istiyoruz. 48 yıllık faşizmden sonra 1986'da AB ile demokratikleşmeye gidildi. İşçiler mücadele ederek sosyal haklarını kazandılar.  Biz de genel seçim yaşadık. Portekiz hükümeti Troyka'dan 78 milyar euro yardım istedi. İnsani harcamaları kısıtlama sözü verildi. Protestolar da devam ediyor. Avrupa'nın büyük ülkeleri küçük ülkelerin egemenliğine müdahele ediyor. İşçilere, gençlere, kadınlara kemer sıktırıyor. KESK'in bakış açısını paylaşıyoruz. Barışı ve kardeşliği savunuyoruz. Arap Baharını selamlıyoruz. Filistin'in işgali devam ediyor. 1980'de Türkiye'deydim. Mücadelenizi o zamandan bu yana izliyor, dayanışma duygularımızı iletiyoruz.”

Ardından kürsüye çıkan Filistin temsilcisişöyle konuştu: “ Yoldaşlar, dostlar, Dünya Sendikaları Federasyonu adına sizleri selamlıyorum. Çok kötü koşullarda işçi çalıştırılıyor. Krizin bedeli işçilere ödetiliyor. Emperyalizm haksız bir savaş yürütüyor. Yer altı zenginliklerimizi sömürüyor. Filistinli İşçiler Birliği'ni temsil ediyorum. Dünya Sendikalar Birliği Filistin halkının mücadelesini tanıyor. ETUC İsrail'le ilişkiler sürdürüyor. Filistin halkı zor koşullarda mücadele ederken, emperyalizmin baskısıyla dünya ülkeleri sessiz kalıyor. Bunu bilen İsrail masum insanları katlediyor. Türkiye halklarının Gazze'ye verdiği destek için teşekkür ederiz. Sermaye ve İsrail barbarlığına karşı Türkiye'deki çalışanlarla beraber mücadele ediyoruz. Yaşasın bağımsız Filistin!”

Kıbrıs'tan gelen temsilci Ahmet Kaptan şunları ifade etti: “ AKP'den bizler de çekiyoruz. AKP Kıbrıs'ta asimilasyon politikası yürütüyor. Burada demokrasi istediği nasıl yalansa Kıbrıs'ta barış istediği de yalandır.”

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Temsilcisi Mehmet Pasgir ise şöyle konuştu: “Terörize edilmiş bir barbarlık dönemini yaşıyoruz. Barbarlığa karşı sosyalizm mücadelsini yükseltmeliyiz. Kıbrıs Türkiye'nin labaratuvarı olarak kullanılıyor. Kıbrıs şimdi yeşil sermayeye peşkeş çekiliyor. Sayımız az olsa da buna karşı mücadele edeceğiz. Yaşasın halkların kardeşliği.”

Konuk konuşmalarının ardından faaliyet raporunun ve denetleme, disiplin raporlarının okunmasına geçildi.

*

KESK 4. OLAĞAN KURULU'nun ikinci günü saat 9.40'ta açıldı. Kurulun ikinci gününün 2 Temmuz'a denk gelmesi nedeniyle 1993'te Sivas'ta katledilenlerin adları tek tek okunarak alkışlandı. Ardından Sivas şehitleri için saygı duruşu yapıldı ve KESK Genel Başkanı konuyla ilgili bir konuşma yaptı.

Ardından delegelerin konuşmalarına geçildi. Demokratik Emek Meclisi adına kürsüye çıkan konuşmacıların bir bölümü Kürtçe konuştu. Konuşmacılar genel olarak 12 Haziran seçimleri sonrası yaşananlara değindiler. Demokratik özerklik vurgusu yapılan konuşmalarda seçimlerde oluşturulan blokun seçim sonrasında da çalışmalarını sürdürmesi gerektiği söylendi. Yeni süreçte barış söyleminin bir adım daha öne çıkarılmasının önemli olduğu ifade edildi. Demokratik sivil anayasa talebinin bütün emekçilerin ve ezilenlerin talebi olduğu söylendi. Konuşmalar sırasında “jin, jiyan azadi”, “şehit namîrın” sloganları atıldı.

Kürsüye Devrimci Memur Hareketi adına çıkan temsilciler, meclisin, devrimcileri, hak mücadelesi verenleri temsil etmediğini söyleyerek başladığı konuşmalarını KESK'in sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışından gün geçtikçe uzaklaşıldığını ifade ederek sürdürdü. KESK'in KESK'li tutsakları sahiplenmek başta olmak üzere tecrite ve F Tiplerine karşı verilen mücadeleye daha fazla katılması gerektiği vurgulandı. Önümüzdeki ay gündeme gelecek olan “toplu görüme” sürecine ilişkin Genel Kurul'da kamu emekçilerinin ihtiyacını karşılayacak sözler edilmediğine değinildi. Tüzük değişikliği konusunda bu kadar acele edilmesinin anlamsız olduğunu, tabanla tartışılmadan tüzük değişiklikleri yapmanın AKP'nin anayasa yapma yöntemine benzediği ifade edildi. Tüzük değişiklikleri konusunda bir örgütün anayasasının olabilecek en geniş tartışma süreçleri yaşatılarak yapılması gerektiği anlatıldı. Yönetim organlarının yeniden düzenlendiği bu değişikliklerin mücadelenin ihtiyaçlarına cevap vermediği, tüzük değişikliklerinin yakın bir zamanda gerçekleştirilmesi gereken bir tüzük kurultayında ele alınmasının daha doğru olacağı ifade edildi. Bu bağlamda verilen tüzük önergelerinin geri çekilmesi gerektiği öne sürüldü. Fiili meşru mücadeleyi dilinden ve eyleminden çıkaran KESK'in, Dedeman Otel'de KESK'in kuruluş yıldönümünü kutlayarak ya da SGK'ya temsilci göndererek bu anlayıştan uzaklaştığı, sınıf ve kitle sendikacılığını yeniden hatırlaması gerektiği ifade edildi. Yine kadın mücadelesi konusunda yapılan konuşmada kadın kotası uygulamasının sivil toplumcu bir anlayışın ürünü olduğunu ve bir ayrışma ifadesi olduğunu söylendi. Dertlerinin sistemi iyileştirmek değil sistemi ortadan kaldırmak olması gerektiği ifade edilirken “Özgür kadın direnen kadındır, mücadele eden kadındır” denildi. Konuşmalar sırasında ‘Halkız Haklıyız Kazanacağız’ sloganı atıldı.

Muğla'da katledilen Şerzan Kurt'un babası yaptığı konuşmada KESK'in ve Eğitim-Sen'in Şerzan Kurt davasına diğer kurumlarla birlikte sahip çıktığını ancak bunun yeterli olmadığını, daha güçlü bir sahiplenmeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Yine değişik illerden gelen delegeler kamu emekçilerini önümüzdeki dönemde bekleyen sorunlara ve ülke gündemine ilişkin konuşmalar yaptılar. Bu konuşmalarda güvencesiz çalışmaya, toplu görüşme sürecine, anadilde eğitim ve sağlık hizmetine, AKP'nin artan faşizan uygulamalara, Hopa'da yaşanan saldırılara, Alevi ve Kürt açılımlarının birer tasfiye programı olduğuna, Sivas Katliamı'na, ortak örgütlenmeye değinildi.

Delege konuşmalarının ardından önergelerin görüşülmesine geçildi. İlk olarak Devrimci Memur Hareketi'nin verdiği ve tüzük değişikliklerinin tabana danışılmadan, şubelerde üyelerle tartışılmadan yapılmasının doğru olmadığını içeren önerge oylandı. Oy çokluğuyla reddedilen bu önergenin ardından Devrimci Memurlar, Genel Kurul salonundan ayrılarak tüzük değişikliği için yapılan oylamalara katılmadılar.

*

Üçüncü gün, 3 Temmuz Pazar günü ise seçimlerin ardından Genel Kurul tamamlandı.

KESK yeni Merkez Yönetim Kurulu:

Lami Özgen,  Canan Çalağan, İsmail Hakkı Tombul, Baki Çınar, Ali Kılıç, Ali Berberoğlu ve Akman Şimşek

Ana sayfa