Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Çayan'da 55. Günümüz / 9 Temmuz 2011 PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 09 Temmuz 2011 22:48

Sabah temizliğimizi yaparak, çayımızı demledik… Açlık grevi ekibindekiler değiştiler.

Marmara üniversitesinden bir arkadaş geliyor, Adı Sezin… Tutsaklara kitap göndermek istediğini söylüyor. Biz de gençlik tutsaklarından bahsediyoruz. Buraya getireyim birlikte göndeririz diyor. Yaz okulunda okuyor.

Direniş panomuz rüzgara karşı direniyor. Sabah işe giden bir ağabeyin dikkatini çekiyor panomuz. Durup okumaya başlıyor, sonra da hızlı hızlı işine gidiyor.

İki TAYAD’lı ana ziyarete geliyor. Sohbetimize katılıyorlar. Alibeyköyden Şevket abi geldi ve anılar … gözaltı anıları, baskınlar, saldırılar komik bir dille anlatılıyor, gülünüyor, dersler çıkarılıyor. Her yaşanmış olay, ders oluyor, deneyim oluyor. Bir kendi acemiliklerine gülüyorlar bir de polisin mantıksız, saçma sapan hallerine… Marmara Üniversitesinden gelen Sezin, ilgiyle dinliyor anlatılanları… Anlatılanların gülerek anlatılmasına şaşırıyor belki de… Ama bizim için çok doğal artık baskılar, baskınlar…

Bir de İlayda kızımız var. Küçücük tüm yaramazlıklarıyla koşuşturuyor. Ağız dolusu gülüyor, büyüyünce devrimci doktor olacam diyor. Bir arkadaş ona takılıyor “Sen devrimci ol da sonra doktorluğu düşünürüz”. Cevabı hazır bizim afacanın. “Hayır ben Che gibi olacam. Devrimci doktor olacam” “Kendine sağlam bir örnek almış. Kimse karışmasın” sözü üzerine herkes kahkahalara boğuluyor. Sonra da İlayda babasıyla birlikte çay içilen bardakları büyük bir mutlulukla yıkıyor.

Masamız gittikçe artıyor. Bir abi Bizim Dayımız kitabını okuyor. Mahalleden orta yaşlı bir amca geldi. Henüz tanışmadık. Bana da çay var mı diyerek samimi bir şekilde oturuyor. Bir yorgunluk çayı verdik ona da.

Çocuklar oyuncak silahla oynuyorlar. Birbirini kovalayıp duruyorlar. Kovalanan direniş çadırına sığınıyor. Elinde tabanca olan çocuk ise çadırın önünde tereddütle duruyor. Kaçan çocuk “ne oldu vuramıyon değil mi” diye soruyor. Bizim 6-8 yaşlarında olan çocuğumuz ise “burası devrimcilerin çadırı. Vuramam ki” diyor. Herkes tebessümle dönüp çocuğa bakıyor. Çayan çocukları küçücük yaşlarında halkın adaletini, devletin adaletsizliğinden önce tanıyor.

Bir tutsağımızın ailesi geldi, oturup sohbet etti parktakilerle, başarılar diledi.

Burada yemek sorunu olmuyor. Açlık grevindeki arkadaşlara refakatçi kalan ve çadırda görevli olan arkadaşların yemek sorununu aileler kendi aralarında organize ediyor. Bugün yemek yapan ailenin yanına gidiyor görevliler, yemeklerini yiyip çadıra geri dönüyorlar. Yemeğe çağıranlar açlık grevindekilere hissettirmeden çağırıyor.

Alibeyköy’den genç arkadaşlar ziyaret ediyor çadırımızı. Oturup sohbeti dinliyorlar.

Saat 21.20… 35 kişiyiz. Bir masa başında toplanmış halk türküleri söylüyoruz. Açlık grevinde olan bir arkadaş eline bağlamayı alıp dertli dertli çalıyor. İstekler isteniyor, sırasıyla söyleniyor. Bir yandan da film izleme programımız var. Ama türkülerden kopamıyoruz. Karlı Dağın Eteğinde, Al Mendil, Dostum Dostum, deyişler…birbiri ardına dile geliyor. Türkülerde özlemler, dertler, acılar sese geliyor.

22.10’da film izlemek için hazırlıklar yapılıyor ve Kasabanın Sırrı filmi direnişçiler ve komşularla 35 kişi izliyoruz. Film izlendiğini pencereden gören bir ailenin oğlu aşağı inip film izlemeye katılıyor.

Genel olarak hareketli geçti bugün. Sürekli gelen giden vardı. Hepsini yazmadık, ama iş çıkışı uğrayanlar da oldu, yoldan geçenlerden de uğrayanlar oldu. Memurlar destek açlık grevinde bulunuyorlar. Gün boyu gece yarısına kadar kalabalık kalıyorlar.

Ve tarihe not düşülen direniş 55. günü yavaş yavaş 56. güne evriliyor. Karanlığın en koyu noktasından yeniden aydınlık doğmaya başlıyor…

Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-1Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-2Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-3Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-4Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-5Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-6Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-7Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-8Cayan-cadir-AG-55gun-20110709-9

Ana sayfa