| 10 Bin Ali Haykırdı: "Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor" |
|
|
|
| Pazartesi, 11 Temmuz 2011 18:16 |
|
10 Temmuz günü bir başka heyecanlıyız. Bir aydır yürüttüğümüz konser çalışmalarımızın ürününü göreceğiz. İlçe ilçe, köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı gittiğimiz halkımıza devrim yürüyüşümüzün sürdüğünü anlattık. Afişlerimizle, bez pankartlarımızla, bildirilerimizle, sesli duyurularımızla, Seyid Rızalar’ı, Mahirler’i, Dayılar’ı… Dersim topraklarında şehit düşen şahanlarımızın davalarını anlattık. Bu davanın sürdüğünü ve kazananın er geç bizler olacağını, halkımız olacağını anlattık. İşte heyecanımız bundandı. Çünkü devrim yürüyüşümüzün bir parçası olacaktı konserimize gelen her insan. Bir gün önce alanda sabahlamıştık. Yine sabahtan koşuşturmaca başlamıştı. Biliyorduk ki konser bittiğinde de yine orada kalanlar bizler olacaktık. Öğleden sonra görevlilerin Grup Yorum önlükleri alanda kızıl noktalar oluşturmaya başlamıştı. Sırayla pankartlarımızı asmaya başladık. Rüzgârın şiddetinden kaynaklı devrim yürüyüşümüz sürüyor pankartını bir türlü sahne arkasına asamıyorduk. En son astığımızda ise sahne görevlileri platform böyle riske giriyor deyince farklı çözümler aramaya başladık. “Ali Yıldız’ın Cenazesini İstiyoruz” pankartımızı ve Dersim’li şehitlerimizin pankartını dayanaklar bulduğumuz için sahneye asabildik. Her iki pankartta birbirinden güzeldi ve biz o pankartlar için ölürdük. Ali Yıldız’ın gerilla fotoğrafı ve “Şehitlerimizle Umudu Büyütüyoruz” yazısı bizim için hayal değil gerçekti. Umut şehitlerle büyüyordu ve Ali Yıldız umudu büyüten bir gerillaydı. Ve stadın protokol bölümünde oturacak şehit ve tutsak ailelerimizin hemen üstüne evlatları olan “Halk Savaşçımız Gerillamız Ali Yıldız’ın Cenazesini Oligarşinin Mezarında Bırakmayacağız” pankartımızı astık. O pankartın altında bir kale olan şehit ailelerimiz, analarımız beyaz başörtüsü ve kızıl bantlarıyla oturacaklardı. “Yaşasın Sosyalizm, Dersim’e Sefer Olur Zafer Asla”, pankartlarını iki yana astık. Sonra flamalarla dört bir yanı dolandık. Dövizlerimizi astık. Stantların kurulması ve o son dakikaların işleriyle uğraştık. Biz burada binlere konser verecektik ve onun için güvenlik bizim açımızdan önemliydi. Bir olay dahi yaşanmamalıydı. Herkes konserden bu anlamda memnun ayrılmalıydı. Festivallerde yaşanan kavgalar gürültüler burada olmamalıydı. Bize yakışır bir konser olmalıydı. Bu düzenlemelerimizi yaparken polis kapımıza dayandı. Çekim yapmak istediklerini, izinleri olduğunu söyledi. Kim vermişti bu izini? Halkın böyle bir izini yoktu. “Kamera çekimi yaptırmayacağız. Biz izin vermiyoruz” dedik. Tutmadı yoklamaları. “Neyse mobeselerimiz var” diyerek çekip gitmek zorunda kaldılar. Kapıları en sonunda açmıştık. Ve insanlar hemen ön sıraları doldurmaya başladılar. Sürekli insanlar gelmeye başlayınca bizim heyecanımız da coşkuya dönüşmeye başladı. Dersim küçük bir şehir ve bir dolmuş hattı var. Dolmuşların sürekli ring yapması ve şehir merkezinde dolmuş bekleyen insanların fazlalığı nedeniyle konser gecikmeli başladı. İşte “Dağlar Sözümüz Var” ile Grup Yorum sahnedeydi. Sözümüz vardı ve söz bizim için her şeydi. Güleycan, Munzur, Başeğmeyen, Madenciden, Çeşmi Siyahım… bir bir türküler alkışlar ve sloganlar eşliğinde söyleniyordu. Bir konuşma ile Ali Yıldız’ın annesi ve 31 gündür açlık grevinde olan abisi Hüsnü Yıldız sahneye davet edildi. Evet anamız ve direnişçimiz Grup Yorum’la aynı sahneyi paylaşacaktı. Onlarla birlikte Alimiz’in gerilla fotoğrafının altında oturacaktı. Ve dimdik oturdular. Hüsnü Yıldız’ın konuşması birçok sefer alkışlandı. Heyecanlıydı. Bu her yerinden belliydi. Ama zayıflamış bedeni kardeşinden ve şehitlerimizden güç alıyordu. 14 yıl önce 17 PKK’li ve 2 DHKP-C gerillasının katledilip toplu mezara atıldığını söyledikten sonra “benim kardeşim DHKP-C gerillasıydı” deyince stadyumdaki hemen hemen herkes alkışladı. Ve konserin en büyük alkışını bu 4 kelime aldı. Evet, bu halk yiğitlerini her zaman sahiplenmiştir. Ve bir kez daha bunu göstermiştir. Alacağız halkımızdan, şehitlerimizden, ideolojimizden aldığımız güçle Güler Zere yoldaşımızı aldığımız gibi Ali yoldaşımızı da oligarşinin çukurunda bırakmayacağız. Sloganlarımız cenazemiz için. “Cenazemizi İstiyoruz Alacağız” türkülerimiz Hasan babamız ve bir abimizin bir imza da siz verin çağrılarıyla devam ediyor. 1200 imza toplamışız. Fidel ve yoldaşlarının Che’nin cenazesini Bolivya’yı karış karış arayarak nasıl bulduğu örneği ile Grup Yorum “Hasta Siempre” ile devam ediyor… “Defol Amerika ve Çav Bella’dan sonra kısa bir ara verilen konser “Haziranda Ölmek Zor” ile sürüyor… “Uğurlama” hep birlikte söylenirken “Bir Görüş Kabini”nden sonra ölüm orucu şehidi iki kardeş olan Canan ve Zehra Kulaksız’ın babası Ahmet abimiz sahneye çıkıyor. Dersim ve Karadeniz dağlarıyla kurduğu bağ ile Dersimliler’e sesleniyor. Dersimliler’in yüreğinde coşkulu konuşması ile yer ettiği, aldığı alkışlardan görünüyor. Marşlar ve halaylarla devam eden konserin sonunda “Hernepeş, Cemo ve Halkıyız Kazanacağız” söyleniyor. Herkes birbirine soruyor kaç kişiydik diye... 10.000 yürektik o alanda. 10 bin Aliydik. 10 bin devrim diyendik. Ve yarın yüzbinler, milyonlar olacağımıza inançla devrim yürüyüşümüz sürüyor ta ki kazanacağımız güne kadar diyoruz. |