Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Çayan Direnişinin 56. Günü ve Seminer PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 11 Temmuz 2011 00:00

Devrim şehidi Hüseyin Aksoy Anıldı

Çayan mahallesi şehitlerinden Hüseyin Aksoy, adının verildiği Hüseyin Aksoy Parkı'nda ölümünün 32. yılında anıldı. 14 Temmuz 1979'da  Kağıthane Boronkay fabrikasında "Emperyalizme, Faşist Teröre, İşsizliğe, Pahalılığa Karşı Mücadele Kampanyası"nın bildirisini dağıttıktan sonra fabrika müdürünün ihbarı üzerine dönüş yolunda jandarma tarafından katledilen Hüseyin Aksoy'u ailesi ve yoldaşları anlattı.

Çayan mahallesindeki direniş çadırı önünde 10 Temmuz Pazar akşamı saat 20.00'de başlayan “Hüseyin Aksoy'u Anlatıyoruz” başlıklı seminere 70 kişi katıldı. Hüseyin Aksoy'un annesi Hanım Aksoy, abileri Yüksel ve Yunus Aksoy'la birlikte Nurtepe Haklar Derneği'nden bir kişinin konuşmacı olduğu seminer Hüseyin Aksoy nezdinde tüm devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başladı. Konuşmalar sık sık alkışlarla, “Hüseyin aksoy Ölümsüzdür, Devrim Şehitleri Ölümsüzdür, Kahramanlar ölmez Halk Yenilmez” sloganlarıyla kesildi. Seminer başlangıcında Hüseyin Aksoy'un fotoğrafının olduğu rozet katılanlara dağıtıldı. Hanım ananın tüm doğallığıyla oğluna, oğlunun yoldaşlarına yönelik anlatımları duygulu anların yaşanmasına neden oldu.

Bugün bildiri dağıtabiliyorsak, dergi dağıtabiliyorsak, Çayan mahallesi diğer mahallelerden farklıysa, yozlaşma buraya daha uzaksa şehitlerimizin ve Çayan'ın ilk şehidi Hüseyin Aksoy'un emeği sayesindedir. Nurtepe Haklar Derneği adına yapılan konuşmada bunlara yer verildi. Yine abileri yaptıkları konuşmayla çayan'ın kuruluş sürecini anlatırken Hüseyin Aksoy parkında fotoğrafları asılı bulunan tutsakların birer Hüseyin olduğuna vurgu yaptılar. Bir saat süren seminer haftaya aynı gün, aynı saatte yapılacak olan "Çayan'ın kuruluşu" seminerine katılım çağrısıyla sona erdi.

*

Hüseyin Aksoy’u Hüseyin Aksoy Parkında Ailesinden dinledik

Bugün 10 temmuz.  Bugün Hüseyin Aksoy parkında Halk Cepheliler Nurtepe’nin ilk şehidi olan Hüseyin Aksoy'u halka anlattı.  Hüseyin Aksoy’u anlatanların arasında annesi ve kardeşleri vardı. Çayan’da her yere ayrı bir koşuşturmaca ve seminer vakti yaklaştıkça yavaş yavaş gelmeye başlayan halktan insanlar. Ve parktaki ailelerin heyecan sevinç ve öfkeleri gözlerinden okunabiliyordu, herkes yardım etmek edebilmek için dört kolla işine sarılıyordu. Her yerden ufak çocukların kin ve öfke yüklü slogan sesleri geliyordu. Ve seminer vakti gelip çatmıştı sonunda o sırada aileler boş sandalyelere oturuyor. Ve herkesin arasında bir muhabbet oluşuyordu ve sonunda seminer başladı. Hüseyin Aksoy ve diğer tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Başta biraz heyecandan olsa gerek Hüseyin Aksoy’un annesi konuşma teklifini geri çeviriyordu utanıyorum deyip ama biraz ısındıktan sonra başladı anlatmaya Hüseyin’i; o daha 17 yaşındaydı vurulduğunda diye ama üzülmüyordu hatta aksine çok sevinçliyim, diyordu çünkü hesabı soruldu diyordu.

Buralar tarlaydı kondular yapıldığında biz buradaydık ve Hüseyin’in annesi Hüseyin’e diyor ki bize bir kaç ev daha versinler diye ama Hüseyin henüz 17 yaşında ama yoksulluğun açlığın sefaletin ne olduğunu biliyordu bildiği için “ana burada bir çok yoksul evsizler oturacak sana da bir tane yeter” diyordu. Ve abisi aldı  mikrofonu: “…kardeşim her gün toplantılara gider ve bunun yanında da Okmeydanı’nda bir inşaatta çalışıyorduk… ve biz normalde İstanbul’a değil Yalova’ya taşınmayı düşünüyorduk yalnız Hüseyin bizi buraya taşınmamıza ikna etti ve biz de  buraya taşındık ve sonra Kağıthane’den bildiri dağıtmaktan eve dönerken 2 fabrika müdürü tarafından görünüyor ve ihbar ediliyor sonra jandarmalar geliyor ve ellerini kaldırmalarına rağmen  Hüseyin Aksoy sol gözünden taranıyor…” diye  şehit düştüğünü anlatıyordu. Ve Hüseyin Aksoy şehit düştükten tam 20-25 gün sonra ise onu katleden başçavuş cezalandırılıyor.

Hüseyin Aksoy o kadar bağlıydı ki sevdasına evde bile yatarken yastığının bir köşesinin altında silahı bir tarafında ise her gün toplam 3-4 sayfa okuduğu Mahir Çayan’ın kitabıyla yatıyordu diyordu abisi.

Her gün eve geldiğinde kavgalar ederdim onunla,  ama dayanamazdım sarılırdım diyordu annesi. O şehit düştükten sonra biz karakola gittik,  bizi gözaltına aldılar bize tehditler savurdular diye devam etti.

Karakolda Hüseyin Aksoy’un annesine ki bir dahakine yalnız gel demişler, yanında mahalleden bir ablayla gitmişti çünkü. Ve sonra bize güzel konuşmaya başladılar diyordu, “size karışan olursa bize bildirin” demişler, Hüseyin’in annesi ise “bizi kimse rahatsız etmiyor jandarma ve polisten” başka diye anlattı.

Ve cenazesinin Nurtepe camisinden kaldırıldığını anlatıyordu. Yoksul bir alevi genciydi fakat o zamanlar cem evleri olmadığı için cenazesi Nurtepe camisinden kaldırılıyor ve eline pankartını alan Çayan’a koşup devrimci sol pankartlarını açarak kortejlerle Hasdal mezarlığına kadar cenazenin sırtlarda taşındığnı anlatırken Hüseyin Aksoy ölümsüzdür sloganları yükseliyordu Hüseyin Aksoy parkından.

*

Çayan Direniş Günlüğünden - 56. Gün

Bugün açlık grevinin daha önceki farkı Şehidimiz Hüseyin Aksoyu anma entkinliğimizdi...

Direnişimizin 56. günü her zamanki gibi yine ziyaretçilerle, misafirlerle, parkta çocuk sesleriyle ve akşam yaptığımız anmayla dolu dolu geçti. Sabahın durağanlığını parkta oynayan çocuklar bozarken; öğlene doğru çevreden insanlar çadırı ziyaret etmeye başladılar.
Daha sonra bugün öğle sonrası TAYAD'lı Ailelerimizden Yıldız abla ve Mehmet amcalar direniş çadırımızı ziyarete geldiler. TAYAD olarak bir de bileklik hediye ettiler. Açlık grevinde olarak hediyeyi ben aldım. Ve Ailelerimizden hediye almak beni mutlu etti. Devamında ziyaretçilerimiz eksik olmadı. Bir arkadaş Gebze'den motoksikleti ile ziyaretimize gelmişti. Onunla sohbet ettik. Kısa bir sohbet oldu ama o kısa sohbette mevcut düzendeki adalet sisteminin nasıl işlediğinin sıklıkla yaşadığımız bir örneğine daha tanık olduk. Arkadaşın üzerine daha önce Erdoğan Kaldi adında biri ifade vermiş. Şahsı ne o tanıyor ne de şahsın bahsettiklerinden haberdar. Tutuklanıp 3 ay kalıp salıvermişler. Ama daha sonrasından örgüt üyesi deyip ''6 yıl 3 ay'' ceza vermişler. Elbette ki bu örneği ilk duyuşumuz değil. Artık peynir ekmek yemek gibi sıradanlaşan, rutinleşen bir uygulama halini almış olmasını, göstermesi açısından bahsetmek istediğimiz bir örnekti. Bozuk düzende sağlam çark olmaz diyenlerin ne kadar haklı olduğunu göstermesi açısından önemli.
Akşam olmak üzere 20.00’deki şehidimiz Hüseyin Aksoy'u anma etkinliğimizin hazırlıkları başlıyor. Bir yandan da anmaya katılmak için gelenler de gelmeye başladı.
Ve anmamız saygı duruşu ile başladı. Ardından kürsüye Hüseyin abinin annesi ve abisi geldi. Ve bir bir Hüseyin abiyi anlatmaya, beraberinde yaşadıkları sıkıntıları, acıları ile Çayan mahallesinin nasıl kurulduğunu da anlattılar...
Hüseyin abinin de bu mahallenin kuruluşunda ödenen bedellerimizden biri olduğunu, bu mahallenin öyle basit-kolay kurulmadığını her karışına devrimcilerin kanının aktığını anlattılar.
Hüseyin abinin annesin “benim oğlum yiğitti, gözü karaydı, hiçbir şeyden korkmazdı. Kendini feda etti. Şimdi herkes Hüseyin’im, hepiniz benim oğlumsunuz, onunla gurur duyuyorum” sözleri insanları duygulandırdı.
Daha sonra mahalleden bir abinin de Hüseyin abiye dair anısını anlatmasıyla anma programı alkış ve sloganlarla bitirildi.
Devamında anmaya gelen ziyaretçilerin kalkmasıyla sohbet edilmeye devam edildi…

… Ve günü bitirdik . Nöbetçi arkadaşlar nöbetlerine kalkıp geri kalanlarda uyumaya gittiler.
56. Günümüzü de böyle dolu dolu devirdik...

cayan_56gun-seminer_20110710-1cayan_56gun-seminer_20110710-2cayan_56gun-seminer_20110710-3cayan_56gun-seminer_20110710-4

Ana sayfa