| Dersim’deki Süresiz Açlık Grevinin 33. Günü |
|
|
|
| Çarşamba, 13 Temmuz 2011 11:39 |
|
Grup Yorum elemanlarıyla birlikte. Hava kapalı yalan yağmurlara açık bekliyor. Bensiz giderseniz böyle olur diyorum, şakalaşıyoruz.
Ankara Temel Haklar’dan Burcu Serap ve Hakan’ın mektupları geliyor. Yeraltı Çadırı Açlık Grevi Çadırı adresli. Yalnız değiliz, diyorlar sıcacık selamlarını inançlarını gönderiyorlar. İstanbul’dan 4-C mağduru Tekel işçisi ve Ataşehir Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı arıyor. Mücadelemi desteklediğini söylüyor, buluşmak üzere diyor. Ve Usari tık tık diyor çadırın kapısına. Yüzüne ektiği kardeşlik sevgisiyle kucaklıyor. Bulut kardeşliği bizimkisi 8000 fitte tanışmıştık. Sonrası çadıra bu üçüncü gelişi ziyaretime. Zerya ve Ayaz dursa 3 gün de ben kalmak istiyorum çadırda diyor. Gözleri kaçamak dolaşıyor yüzümde. Dayanamıyor sonunda yanakların çökmüş mü ne, dikkat et olur mu diyor. Sıcacık yüreği tedirgin, rahatlatmak için ben zaten zayıflamak istiyordum diyorum. İnanmış gibi yapıyor, annemi soruyor ve kızımı. Seneye tatile geldiğimde sen de kalacağım iyi ol diyor. Yarınlara randevu vererek. Arkadaşlar internette imza kampanyası için çalışmaları bitirip yayınlıyorlar. ‘Cenazelerimizi İstiyoruz’ alt başlığı ile ‘Toplu Mezarlar Açılsın’ sitesinden. Radikal’de Yıldırım Türker’in dün yazdığı ‘Hüsnü Yıldız neden aç’ yazısını okuyup etkilenen dostlarımız arayıp ne yapabiliriz diye soruyorlar. Kamuoyu oluşması noktasında yardımcı olabileceklerini söylüyoruz. Tavır Dergisi’nde çıkan yazımı arkadaşlar samimi bulup beğeniyorlar. Pikniğe giden Grup Yorum ve arkadaşlarımız dönüyorlar. Tatlı bir yorgunluk bedenlerini sarmış. Yağmur tekrar yüzünü gösteriyor. Saz gitar çalan eller çadırın korunaklı hale gelmesi için uğraşıyorlar bu kez. Ayrılık saati bir kez daha çalıyor. Sarılıp kucaklaşıyoruz, festivalde görüşmek üzere diyoruz. Su dökmeyeceğiz Grup Yorum’un peşinden, yağmur yağıyor. Fakat ‘Türküler Susmaz Halaylar Sürer’ sloganlarımız ve alkışlarla uğurluyoruz. Yolunuz her daim açık ve aydınlık olsun. Dünyayı türküleriniz sarssın güle güle güneşin çocukları güle güle… ‘Hasta olacak kişinin ayağına doktor gidermiş’ ziyaretimize psikolog bir arkadaş uğruyor, oldukça duyarlı. Daha önce gelemedim kendimi suçlu hissediyorum diyor. Şakalaşıyoruz… durum telafisi için sağlık kontrolümü üstlenin diyorum. Tamam, kesin uzman doktor ve sağlıkçılarla geleceğim diyor. Adını bile soramadık henüz o ise bir çırpıda tansiyon aleti satın alıp gelmiş. Bizde var diyoruz, olsun diyor gülümsüyor yüzü, nur yağıyor çadıra. Akşam çayı içiliyor, ikişer üçerli gruplar halinde doyumsuz sohbetler oluyor. Şimdi entelektüel bir felsefe ötesinde çadır konuşuyor, gökyüzü, serin hava, yorguna dönen akşam konuşuyor… ‘Selamünaleyküm’, ‘Aleykümselam’ saat 00.10, uyuyor muydunuz rahatsız etmedim değil mi… Estağfurullah uyumuyordum. Hülya’yı aramaya çalışırken henüz uykuda karşıdaki ses, kırılsın istemiyorum. Avusturya’nın Inse şehrinden arayan bir abimizin başarı dileklerini kabul ediyoruz saygıyla. Yağmur beton zemine düştüğünde yayılıyor, azıcık da şiddeti arttırmış. Rıza nöbetçi bugün, kaçtı uyku değil mi diyor. Alçak gönüllü Dersim selvi boylu kardeşimiz. He! Rıza kaçtı diyorum. Ama olsun senin çayın var mı onu söyle… 12 Temmuz 2011 ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ Tel: 0533 300 96 07 |