Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Dersim’deki Süresiz Açlık Grevinin 34.Günü PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 14 Temmuz 2011 07:11

Yağmur bulutları dağılmış uyandığımda saat sabah 07.00. Gece yağan yağmur havayı biraz serinletmiş. Bugün dünden daha iyi geçecek gibi. Yüzüm Palavra caddesine dönük ilk çayımı yudumluyorum. Burada tanıştığım yurtsever bayan arkadaş selam veriyor. Buyur çay ikram edelim diyorum. Aramızda bir duvar var. Arkadaş direnişin süresi hakkında konuşmaya başlıyor. Benimle ilgili kaygılarını dile getiriyor. Bir noktadan sonra sağlığımın ciddi boyutta bozulacağını söyleyip farklı yöntemler vardır belki de diyor… Ben de şu an burada olmayabilirdim. Oturduğum Akdeniz’de güneş ve denizin tadına varabilirdim. Söğüt ağacının yerinde şemsiyenin altında kaygısız uzanıp yeni aşklar da arayabilirdim. Bütün bunların hepsi olabilirdi evet. Bir dilekçe verip savcılığa sessiz kalabalığa karışabilirdim. Kaygısız umarsız hatta hatta Göbels bile olabilirdim! Sizde cezaevinde kalmışsınız ağır yaşam koşullarını bilirsiniz. Oradaki tutsakları nasıl sahipleniyorsak en güzel değerlerimiz diye, cenazelerimizi de öyle sahip çıkmalıyız ki bu bizlerin görevidir. Ben de kardeşimi sahipleniyorum, devrimci olduğu için de saygı duyuyorum. Arkadaş duvarın diğer tarafında gülümsüyor ben de buradan!

Arkadaşlar bazalı yatak getiriyorlar bir de mini bir dolap. Buranın tapusunu alırsın diyor genç arkadaşlarımızdan biri. Gerekirse onu da alırız. Nereye evrilirse hayat açılacak kapıya yok demeyeceğiz. Açlığa kapıyı açtık bir kere. Şimdi kardeşlik, yoldaşlık sevgisini kutsamak zamanı. Şimdi direnişe ivme kazandırma, sessizliğe ses olabilme zamanı. Yaşayan bilir diyeceğim de, neyi, nasıl, niçin yaşadığın sorusuna verilecek cevap da önemli. Hissedilebilir de ama hissettiğini hayata geçirmede çok virgüllü hale düşüyorsa insan ne önemi kalır.

Otuz dördüncü gün çadırdaki bedeni silaha dönüştürme eyleminin. 34 İstanbul plakası, ömrümün büyük bölümünü paylaştığım, caddelerine eylem koyduğum, ellerini sıkıca tuttuğum şehrim benim. Küs ayrıldık senle, sokakların dar geldiğinde bana. Yine de özlem ikimizin arasında hep köprü oldu. Ben sessiz, sen dilsiz, gelebilirsem sana bir gün yine sunacaksın kendini biliyorum. Galata’dan boğazı seyrederken, Beşiktaş’ta sığırcıkların dansını da izleyebiliriz akşam üstü, İstiklal’de çay içebiliriz. Tanya’da koyu sohbet ederiz, anlatırsın sen Okmeydanı’nı, Gazi’yi, Armutlu’yu ben Dersim’i. Sen yeni göçmenlerin mülteci bakışlarını, ben sürgüne çıkmış acıları anlatırız…

“Kardeşimizin cenazesini alma mücadelemiz bizim de mücadelemizdir Saylı ailesi” ve “Mücadelenizi destekler hep beraber başaracağımıza olan inancımızla. K. Akaygun” imzalı 2 adet çicek getiriyor aileler.

B1’i almayı unuttum içip yatma zamanı. Dünyanın en güzel insanları iyi geceler… Bir arkadaş tarihe not düştük bu gün demişti…

13 Temmuz 2011

ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ

Tel: 0533 300 96 07

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

www.cenazemiziistiyoruz.blogspot.com

www.toplumezarlaracilsin.com

Dersim-AG-cadir-34-gun-20110713-1Dersim-AG-cadir-34-gun-20110713-2Dersim-AG-cadir-34-gun-20110713-3Dersim-AG-cadir-34-gun-20110713-4Dersim-AG-cadir-34-gun-20110713-5

Ana sayfa