| Dersim’deki Süresiz Açlık Grevinin 40.Günü |
|
|
|
| Çarşamba, 20 Temmuz 2011 12:43 |
|
Yeniden dizayn ediyoruz çadırı 4 kişiyiz bu gece. Direnişimizin 40. gününün ilk saatleri gelecek günlerin habercisi sanki. Daha fazla emek, özveri ve sabır gerektirecek. Terleyeceğiz, üşüyeceğiz ama her an sırılsıklam sarılacağız yaratacağımız düşe.
Yeniden uyumayı deniyoruz ki palavra meydanının sakinleri daha kalabalık geliyorlar. Yirmiye yakın genç bitmeyen bir tartışmanın içindeler. Duvara dikiliyoruz yine kavga başlamışken 4 tane polis minibüsü var kavgayı izleyen. Sadece izliyorlar aynı kareye bizi de sığdırarak. Bizden uzaklaşarak devam eden kavgayı bırakarak duvarın ötesine uzanıyoruz bir kez daha. Gecenin kimyası bozulmuş bir kez. Nöbetçi Sadık bağırıyor “gidin buradan, gidin buradan.” Kalkmalı bir kez daha gecede ne oluyor diye bakmalı. Hayırdır Sadık demeden, Sadık’ın elindeki sopayı görüyorum. Palavra meydanı olumsuzlukları sergiliyor bu gece. Tezgâhta bu kez içip de arabanın müziğinin sesini son ses açarak destek olan arkadaşlar var kendilerince. Yine emniyetten izliyorlar. Sadık’a sen dur deyip duvarın ötesine geçiyorum. Sabaha görüşeceğiz sizinle, araç uzaklaşıyor fakat duydular beni. Görüşeceğiz. Bir tur daha atıp çadıra yanaşıyorlar. Sarhoş kafalar ‘kalbimiz sizinle xızır adına bin kere özür diliyoruz. Mücadeleniz bizimde mücadelemiz.’ Peki, sabah gelin diyoruz. Yağmur gizlice süzmeye devam ediyor. Yeni misafirimizin sesiyle Dersim İnşa Vakfı Başkanı ilk çadır ziyaretçimiz. Saat 08.00 gibi buyur ediyoruz. İlk çaylarımızın salınan buğusu gözlerimize yaslanıyor. Çadırın içindeyiz yer dar bu kez idare edeceğiz. Dersim’le oldukça alakalı kulağa hoş gelen şeyler söylüyor. Sonra benimle röportaj yapıp bunu samimiyetle birçok internet sitesinde paylaşıyor. Tiram dergisinden güleç yüzlü kardeşim geliyor. Röportaj istiyor tabi diyoruz, sorular klasik değil memnun oluyoruz. Görüntünün altındaki duyguyu öğrenmeye çalışıyor. Şimdi buradaki 40 günün arka penceresini de anlatıyorum gönül diyarımızda dolaşıyor sıcacık. Yağmur şiddetli bazen her arkadaş bir fırçaya uzanıyor ben dinlenmeye çalışıyorum. Kendisine kardeşleri tarafından yanlış yapıldığını söyleyen bir teyze ev ve tarla hikâyesini anlatıyor. Bizim hukukumuza güveniyor gibi anlatıyor. Bizim hukukumuz acılarla staj yapmış teyzeciğim… CHP Dersim milletvekili Hüseyin Aygün sabahki ziyaretinden sonra ikinci kez geliyor. Malatya savcılığına yarın uğrayacağını bildirmek için uğradım diyor. İsmini sormayı unuttum beklide önemi de çok yok. Geçen gün yalnız gelip kederi ve direnişi selamlayan Avrupa’dan gelen kardeşimiz, bu kez ailesini alıp geliyor. Baba “25 yıldır ilk kez geldim Dersim’e içimde dağ gibi hasret ateşleri yansa da gelemedim. Vatanını bir gün görememek ne acı şeydir. 25 yıl aynı sevdaya yanmak”…çekiyor memleketin güzel havasını “bende Nazmiyeliyim” diyerek. Arayan, mail atan kavgamızı kavga belleyen merhabalar durmuyor. Basına bir mektup yazıyorum. Aydın, sanatçı, yazar, gazeteci diyerek. Demokrasi havarisi diye emperyalizm tarafından orta doğu halklarına örnek verilen AKP’yi anlatıyorum azıcık. Azıcık! Çünkü çivisi çıkmış memleketin tanımlanması tarif sayfalarına sığmıyor. 40 gündür direniş sergiliyorum. Açlığıma göz gezdirmeyenler bilsin ki lokma yutamayacak kadar sürse de bu eylem sürecek süresiz. Cenazemizi istiyorum ben. Savaşa sebep bu sistemse asla vazgeçmeyeceğim. Neydi o güzel deyim, “biz bir harmandalında, bir de dost sofrasında diz kırarız.” Sizinle savaşım hep sürecek, sürecek… 19 Temmuz 2011 ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ Tel: 0533 300 96 07 www.cenazemiziistiyoruz.blogspot.com |