| Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz |
|
|
|
| Salı, 26 Temmuz 2011 07:38 |
|
*
Her hafta pazartesi yaptığımız eylemin son sloganları atıldıktan sonra Hüsnü Yıldız megafonu eline alıyor. Heyecanı her halinden belli. Ama kararlılığını 46. gününde dimdik durarak gösteriyor. “Kardeşim Ali Yıldız’ın cenazesi alınıncaya kadar direniş devam edecek. Bugünden itibaren süresiz açlık grevi direnişimi ölüm orucuna dönüştürüyorum. Bu cenaze buradan alınana kadar. Katiller cezalandırılana kadar. Adalet yerini bulana kadar direneceğim. Herkesin bunu bilmesini istiyorum.” diyor. İnsanları kiminin ilk duymasının şaşkınlığı yüzlerinden okunuyor. Kiminin ise gözleri doluyor. Analar evlatlarının kararlılığı karşısında gururlu gözyaşları döküyor. Bir ses “tüm halkımız bant takma törenimize davetlidir” diyor. Yoldan geçerken donup kalan yaşlı amca “ne yapabilirim oğlum” diyor direnişçimize. “Buraya geldin ya yeter amca” cevabını alıyor. Çadırın içi hareketli. Çaylar hazırlanıyor. Tabaklara direnişçimizin şekerleri konuyor. Bant takma töreni sonrası hep beraber çay içilecek, türküler söylenecek, kına yakılacak. Misafirlerimizin bir kısmı çadırın arkasında sağında solunda direnişçimizin aldığı ölüm orucu kararının ağırlığını yaşıyor. Ağır geliyor karar ama hepimiz biliyoruz ki şehidimizin bir çukura atılmış olması daha ağır. Herkesin gözü direnişçimizin üzerinde. Ayağa kalkıyor ve Ali Yıldız panosunun önüne gelerek kısa bir konuşma yapıyor. Şehitlerimizin anne ve babaları “her şeyi bizden isteyin ama bunu istemeyin” dediği için bir başka arkadaşı bant takmaya çağırıyor. Önce süresiz açlık grevindeyim önlüğü çıkıyor sonra onlarca şehidimizin onurla taşıdığı rengini devrimden alan kızıl bant kardeşinin cenazesini isteyen bir abinin alnında direnişimizin kararlığının göstergesi oluyor. Evet, ölürüz biz. Kardeşimiz için, yoldaşımız için, halkımız için, hiç tanımadığımız, görmediğimiz insanlar için ölürüz de sözümüzden geri durmayız. Alacağız. Bunu, sonsuz inancımızı kimse sarsamayacak. İşte kızıl bandımız. Öleceğiz ama alacağız. Analarımız ağlıyorlar. Dökülen her göz damlası ateş olacak bu Dersim dağlarında, bunu bildiğimiz için bir düşmana, bir de dağlara bakıyoruz. Sıra sıra arkadaşlar direnişçimizi kutlayıp, kızıl bandından öpüyor. Bu onur, bu gurur hepimizin. Dersim’imiz tarihi bir direnişe daha şahit oluyor, bizlerde o tarihin yaşamımız yettikçe yaprakları olacağız. İşte kına geliyor. Adet de yerini buluyor. Direnişçimizin serçe parmağına yapılan kına kızıl bir bezle sarılıyor. Dersim’de doğan güneş ile sesleniyoruz dağlara, o dağlarda yiğitçe çarpışanlara. Halkımızın gelini ile halaya duruyoruz yasasın ölüm orucu direnişimiz diye haykırarak. Halk savaşçımız, gerillamız seni alacağız!
|