| Dersim’deki Ölüm Orucu Direnişinin 48.Günü |
|
|
|
| Perşembe, 28 Temmuz 2011 04:33 |
|
Bitki çaylarından nane, limon, ada çayı ve yeşil çay almamak lazım. Daha çok böğürtlen, kuşburnu, karışık bitki çaylarını içmek gerekiyor. Misbon tarzı bayram şekerleri tüketmek gerekiyor. Uzun soluklu direnişlerde enerji tasarruflu kullanılmaktadır. Çok gerekmedikçe hareket edilmemeli farklı meşguliyetler ve konuşmalardan kaçınılmalıdır. Düzenli egzersiz, okuma, sohbet ve sıvı tüketiminin çizelgesi çıkartılıp buna uyulmalıdır. B1 vitamini düzenli alınmalıdır. Bu eylem biçimi ancak kişinin özgür iradesiyle alınırsa başarıya ulaşabilir. Başlarken son ana kadar yaşayıp hayatı bütün vedalara da hazır olunmalıdır. Eylemin kendisi iradelerin önce kendisi sonra düşman ile çarpışmasıdır.
Ellerinden öperim Zeynep ana selamlarım amcama iyi olun lütfen. Ben de sizleri tebrik ediyorum. İngiltere’den kartları postacımız Baki abi getiriyor. Diğer postacımız Hüseyin abi geç kalmasının acısını tutsak mektupları getirerek çıkartıyor. İngiltere’den bolca sevgi, saygı, destek selamlarını, biz aynı aileden olabilir miyiz acaba sorusunun cevabını da alıyoruz. “ne fark eder zaten aynı şeyleri hissedip yaşamıyor muyuz” gözlerinizden öperim ben de, hepinizi yürekten kucaklayıp selamlıyoruz. Aydın ve sanatçı dostlarımız için imza föyleri nerede arkadaşlar! Biraz daha dikkatli düzenli olmalıyız. Dün Cezmi Ersöz ile konuşmuştuk son durumumuzu. Antalya’da imza gününde kızımla gidip toplu mezarları konuşmuştuk. Sanırım Mart 25 idi. “şizofren aşka mektuplar”da insan ruhunun girdiği girdabı sorguluyordu. Armutlu’da Canan ile Zehra’yı yazacak kadar da mütevazi. Ne gerekiyorsa yapmaya çalışacağım, ayrıca bunu her yerde de dile getireceğim. Buraya, çadıra da bekleriz usta. “ertesi günlerin aşkı”nı belki yazarsın. Hasan amcamız dönüyor iki günlük hastane maverasından. Durmuyor çadırın tavanını güçlendiriyor tel çekiyor. Yiğit insan kule yüksekliğindeki boyuyla hem görünüşünü birleştirmiş yol gösteriyor her konuda. Palavraya ilk kez gördüğümüz bir amca ne ikram size diyor. Akşam yemeği söyleyim mi. Ben de 80’lerde bir ay açlık grevi yaptım. İyi yapmışsın amca bari iyi kilo aldın mı? Kahkahalar içimizde atıldığı için mideler kasılıyor, olsun. Son hikâyesi doğru ama şu sizin amca, babanız var ya cezaevleri için nereden bulmuşsa toplamış koca lastikleri getirip yolla üst üste koymuş. Sonrası malum. Yav ne adam yahu. 96 gazisiyim ben Haydar. Açlıkla aran nasıl. İyidir arkadaş olduk. Gülüyoruz karşılıklı ne diyeyim bilmiyorum. Ama Ali şimdi seninle öğünüyordur. Abisiyle gurur duyuyordur. Biz de duyuyor, öğünüyoruz. Ali duyuyordur değil mi, bunu bilmek nasıl huzur veriyor biliyor musunuz. İç huzurun güzelliğini de biliyorsunuzdur. Her gün yazmak gerek şikâyet etmeden. Defteri tanık yapmak için tarihe. Zorlanacağız günler ilerledikçe fakat bu kalem düşmemeli elden. Şairi ya da yazarı değiliz çıkacak makalenin. Çadırdan dışarıya taşan hayatların sözcükleriyiz. İmlası yanlış, cümlesi düşük de olsa yazmalıyız. Başka çadırlara yazıyoruz. Onlar bilir duygularımızı. Cezaevlerine yazıyoruz, sokaktaki öfkeye gecekondudaki duvara yazıyoruz. Vardiya değişimine yazıyoruz. Pencere kenarındaki kumrulara, özlem yüklü güvercinlere, tedirgin bakışlara ve şu anda daha fazla uzatmama engel olan güzel yeni konuklarımıza yazıyoruz. Daha ileri gidiyoruz, arkadaşlar koşturmada çayı siz demler misiniz, sevgili konuklar. İzmir eli değiyor çaya demeden, Almanya suyunu iyi kaynatın diyor. Eyvallah güzel dostlar. Işık sizlerle daha parlak gecede. 27 Temmuz 2011 ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ Tel: 0533 300 96 07 www.cenazemiziistiyoruz.blogspot.com |