| Çayan’da Direnişimizin 74. Gününden… |
|
|
|
| Cuma, 29 Temmuz 2011 12:56 |
|
Bugün de her zamanki aile tablomuz var çadırımızda. Çocuklarımız parkı dolduruyor sesleriyle, ailelerimizse sohbet eşliğinde çaylarını yudumluyor bizlerle beraber. Bir yandan özgür tutsaklarımıza mektup yazıyoruz, onları da katıyoruz aramıza... Bugün herkesin kulağı telefonda. Çayan, kaçırılan evlatlarının akıbetini merak ediyor. Bugün hepsinin mahkemeye çıkarılacağı öğrenilir öğrenmez, gidebilenler mahkeme önüne gidiyor, kalanlar da heyecanla çalacak telefonu bekliyor. İlk olarak Yusuf'un tutuklandığı haberi geliyor. Mahalle halkından kadınların gözlerinden ince ince yaşlar süzülüyor ister istemez. Oğullarına yanıyor canları ama sinirleri düşmana... Sonra bu havayı güzel bir haber bozuyor ve diğer gözaltıların serbest kaldığını öğreniyoruz. Zılgıtlarla halaya duruluyor bu kez. Günlerdir estirilen terör boşa çıkarılmıştı işte. Ancak sırtı dönükken kaçırmaya cesaret edebildikleri devrimcileri tutuklatacak bir şey bulamamışlardı. Çünkü henüz açıktan söyleyemiyorlar bu vatanı sevmeyi suç saydıklarını... Ve halaydan çıkıyor birden ablamızın biri. 'gözaltılara yemek yapayım' diyor. Kısa bir süre sonra mahallenin katiller sürüsü tarafından ablukaya alındığını öğreniyoruz. 'Belki boy gösterisi, belki saldırı hazırlığı..biz yine de tedbirimizi alalım' diyoruz ve parkın etrafını barikatlarımızla örüyoruz. Onurla sürdürdüğümüz direnişimize ulaşmaları o kadar kolay olmasın istiyoruz. Kısa bir süre sonra mahallelerden desteğe gelen arkadaşlarımız oluyor. Halk camlardan limon yağdırıyor işkencecilere beddualar eşliğinde. Kömürlüğündeki malzemeleri de barikat için vermekten geri durmuyorlar. Bu kuşatmanın bizimle ilgisi olmadığını öğreniyoruz. Terör estirmeye gelen düşman çekiliyor mahalleden. Uykusuz ama direnişin diri tuttuğu bedenlerimiz gece boyu tetikte olmaya devam edecek. Çünkü düşmanımızı tanıyoruz... |