Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Dersim’deki Ölüm Orucu Direnişinin 65. Günü PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 14 Ağustos 2011 17:00

Kazıların yapıldığı alandaki ikinci günümüz daha sakin. Bir gün öncesinin tecrübesi de var. Savcılar, polis, analarımız, memurlarımız, gençlerimiz ve avukatlarımız yapacaklarımızın tarihe not olarak düşüleceğini biliyorlar. Bir gün öncesinin olumsuzluklarının olmaması için hepimiz birbirimizi tekrar tekrar uyarıyoruz.

Dün ilk kazı yapılıp da yalnızca bir kadına ait olan alana yeni tanık ifadeleriyle ilk kazma vuruluyor. Önceki gün kazılan yere sadece iki metre uzaklıkta önce bir sonra iki, üç, dört, beş ve altı tane çukurdan kemikler çıkmaya başlıyor. Ölüm orucunun 65. günü, hava çok sıcak. Normal bir eylemci profilinin dışında, açılan her çukuru dikkatle gözlemlemeye çalışıyor notlar çıkarıyorum. Toprak, içinden acı fışkırırcasına kabına sığmıyor. Toprak ağlıyor, kabul etmiyorum dercesine her tarafıma dokunun diyor. Başının üzerinde gövdesi, gövdede de eksik kol ve bacaklar, çoğu kırık veya paramparça. Tek tek topluyoruz, elekten süzüp insanlığı. Biz neresindeyiz yaşamın? Vahşet bu ölçüdeyken hangi makamın rahatlığı ile oturuyoruz. Kalem tutan el yazamıyorsa bunu mürekkebinden, göz yaşı dökülemiyorsa. Hangi konudaki fikrimiz gerçek ve inandırıcı olabilir.

Dersim’e ilk geldiğimizde bolca Dersim’liyi aramıştık. Sonra insanlık  arayışımıza yön versin. Gördüğümüz ve tanıklığını yaptığımız şu an ise kendimizden  başlayarak, kimiz gerçekten biz sorusu daha canlı duruyor, çukurlardan kalan ölülere baktığımızda. Soru canlı, biz ise öldürdüğümüz insandan haberimiz yok.

Kalemi oynattığımda şu an neyi ne kadar yazdığımı bilmiyorum. Çürümemiş şort nasıl yazılır. Veya kışlık oduncu gömleği. Yarısı olmayan kafatası, kafatasındaki mermiyi nasıl anlatmalı. Bir avuç saç teli, az altın dolgusu duran diş, bir vücudun tamamını nasıl temsil eder peki. Sırtında şarapnel parçası tek ayağı ve kaburga ile kalça kemikleri olmayanı…

Eksik olan aslında genel insanlığın ruhunun ne kadar eksik olduğunu gösteriyor.

Çemişgezek ilçesinin nüfus tabelasında 2700 yazıyor, ilçe bu. Selçuk abi şöyle demişti dikkat ettiğimiz nokta olarak; Kadıköy’de ilçe nufüsu 350 bin, Silopi’ninki 100 bin bunun gibi çok örneğin yanı sıra Çemişgezek’te bir ilçe. Belediyesi, emniyeti, jandarması var haliyle. Tüm bu mezarların olduğu yer işte Çemişgezek jandarma karakolunun yanında oluyor.

Kazı işlemleri devam ederken kazı çalışmalarının yapıldığı alanı gören tam yedi tane nöbetçi kulesi var. Kulelerin içinde nöbetçi askerler de alanı gözetlemeye devam ediyor. Her hangi bir askeri bölgeye izinsiz kuşlar bile giremezken buradaki ölüm tarlaların kimler tarafından ekildiğini de gösteriyor. İki gündür buraya kararlılıkla gelmemiz buradaki köylülerin vicdanını da etkiliyor. İhbarlar yağıyor bu topraklara. Yaşlıca bir köylü, buraya 100’den fazla insan öldürüp gömdüler, diyor. Bir diğeri, şuraya gömdük TİKKO’cuları diyor. Ağlıyor bu topraklar. Ama inatçılığı elden bırakmadan teslim de olmuyor acılara.

Şu ana kadar 15 insana ait kemikler bulundu. Arazi çok dağınık. Gerçek anlamdaki bir tespit için öneriler geliyor. Adli tıp uzmanımız bir aletin çok daha kolay ulaşmamızı sağlayacağını iki gündür anlatıyordu. Kazıya bu şekilde devam etmenin sağlıklı olmayacağında ısrarlı. Avukatlarımız da aynı düşüncedeler. Konuşuyoruz, durumu değerlendiriyoruz. Yeniden, bu koşullardan daha iyi bir şekilde devam etmesi koşuluyla araziden çıkacağımızı söylüyoruz.

Malatya cumhuriyet savcısı benimle konuşmak istediğini söylüyor avukatlarımıza. Her şeyin ilklerinin yaşandığı bu günlerde toplu mezarı kesin bir dille açmayacağını söyleyen savcı, mezarların açılmasını talep eden ölüm orucu direnişçisiyle ölüm tarlalarının ortasında konuşuyor.

Siz de gördünüz diyor. Nereyi kazın dediyseniz orayı kazdık. Ama kazının yeterli olmadığını biz de kabul ediyoruz. Adli tıp uzmanı ve avukatlarınızın belirlediği tarihte biz yine geliriz. Sizden de ölüm orucunu bırakmanızı istiyoruz. Sağlığınızın daha kötüye gitmesini istemeyiz.

Dedik ya, tarihi anlar devam ediyor. Her türlü insani vicdani ve ahlaki talebimizi reddeden savcılık makamı, savcının kendisi mezarların açılmasını talep eden ölüm orucu direnişçisi ile pazarlık yapıyor. Yüzlerce insan buna tanıklık ediyor. Bu söylediklerinizi biz basınla paylaşacağız ve takipçisi olacağız. Savcı da etkilendim ve açığa çıkması gerekiyor diyor bu vahşetin. Ekliyor sizin verdiğiniz bu mücadele diğer açılmayı bekleyen mezarlar için örnek teşkil etmesini umuyoruz diyor. Daha birkaç saat önce analarla konuşuyordum, onlar şahit oluyorlar, çocukların gözleriyle gülümsüyorlar.

Yazacak çok şey kalıyor, yazacağız bu anları yeniden. Toprağı gönül eleğinden geçiriyor gençler bırakmamak için tek parçayı. İzliyor devlet hayranlıkla tutukladığımız bu insanlar bu çocuklar.

Yola koyuluyoruz, el ele halaylar çekiyoruz her molada. Kol kola çocuklara sarılı dağlar. Molasında zirvenin nasıl fışkırıyorsa bu hayatı yaşatan su akıyor tertemiz yüzümüzden. Bir araç çeşmede bizi görüp duruyor. Nasıl mutlular dağın başındaki bu tesadüften, çadıra da gelmişler bizi görünce duruyor Fransa’da yaşayan Dersim’li dostlarımız.

Araçlardan iniyoruz. Sloganlıyoruz meydanı bir kez daha. YAŞASIN DİRENİŞ YAŞASIN ZAFER. Kazandık alkışlıyor Dersim bizi. Havalanamayan ellerin yerine yürekler alkışlıyor gözler. Vitrinlerde parlamış hayat alkışlıyor ve sokağın lambaları. Alkışlıyor çadırda bizi bekleyenler. Aşık oluyoruz meydanın salınmasına, aşık oluyoruz hayatın onurlu devamlılığına. Yazacak çok şey var yazacağız daha…

13 Ağustos 2011

ALİ YILDIZ’ın abisi HÜSNÜ YILDIZ

Tel: 0533 300 96 07

www.toplumezarlaracilsin.com

www.cenazemiziistiyoruz.blogspot.com

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Ana sayfa