| İzmir'de Açlık Grevi Basın Açıklamasıyla Sona Erdi |
|
|
|
| Pazartesi, 15 Ağustos 2011 15:54 |
|
14 Ağustos 2011 tarihinde saat 19.00’da yapılan basın açıklamasında “Dersim’de Toplu Mezara Gömülen Ali Yıldız’ın Cenazesi Ailesine Geri Verilsin Bu Zulme Son Verin, pankartı, Ali Yıldız Ölümsüzdür, Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer yazan dövizleri ve Ali Yıldız’ın resimleri yer aldı. Basın açıklamasında şunlara değinildi. “DİRENDİK VE ALİMİZİ GERİ ALDIK Ölüm orucu direnişinin 62. gününde Malatya Savcılığı, Hüsnü Yıldız’ın avukatı Taylan Tanay’ı arayarak 12 Ağustos Cuma günü mezarların açılacağının bilgisini vermişti. 12-13 Ağustos tarihlerinde Çemişgezek’te bulunan toplu mezarlar kazılarak üç kazı alanından 15 ceset çıkarıldı. Toplu mezarların kazım işleri şimdilik bitirildi. Dün başlanan kazılarda üç ayrı toplu mezar açılmıştı. Açılan mezarlardan toplamda onbeş ceset çıkartıldı. Yerleri tanıklarla tespit edilen bu mezarların çevresi de araştırıldı, somut mezar bulgusuna rastlanmayınca kazılar durduruldu. Bundan sonrası için gerekli çalışmalar yapılacak ve toprak altında kemik tespit eden alet ile aramalar devam edeceğini savcı açıkladı. Tüm bu aramalar-kazılar için gereken prosedür 12 Ağustos`ta başlayan kazılarla başlamış oldu. 12 Ağustos`ta başlanan kazılar 13 ağustos saat 16.00’da bitirilirken, Malatya özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Şeref Gürkan ölüm orucu direnişçisi Hüsnü Yıldız’a hitaben: "Eyleminizi saygıyla karşılıyoruz, artık bitirmenizi bekliyoruz. Çıkartılan kemiklerin arasında kardeşiniz var mıdır, bilmiyoruz. Ama bu mezarlar sonuçta direnişin talepleri ile açıldı. Bundan sonra, tüm tanıklardan bilgiler toplanacak, yer tespiti yapılacak, arkeologlar ve adli tıp çalışanları ekibi, tam yer tespit eden aletler yardımı ile kazılara devam edilecek. Kazılar sürecek.” dedi. Hüsnü Yıldız: “O zaman süreci birlikte tamamlayalım. Direniş konusunda değerlendirme yapıp yarın açıklama yapacağız” dedi. Savcının bu konuşmasında daha iki savcı ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı, İstanbul ÇHD başkanı dünden beri kazıları takip eden kurumların temsilcileri vardı. Savcılardan birisi daha söz alarak, burası mezar tarlasına dönmüş” dedi. Cesetlerin tek tek bulunarak, varsa ailelerine teslim edilmesine, yoksa kimsesizler mezarlarına gömülmesine çalışılacağını söyledi. Çıkartılan, 15 cesedin kemikleri İstanbul Adli Tıp'a götürüleceği söylendi. çıkartılan bir ceset - kadın Hüsnü Yıldız bugün saat 11.00 da Direniş çadırında yaptığı açıklama ile direnişini talepleri kabul edildiği için sonlandırdığını söyledi. Ölüm Orucu direnişçisi Hüsnü Yıldız ise şunları söyledi; “Yaklaşık altı ay önce kardeşimin Dersim Çemişgezek’te toplu mezarda olduğunu basından öğrendim. 17 PKK ve 2 DHKP/C gerillaların olduğunu ve bunların arasında kardeşimin olduğunu öğrendim. Bundan sonra hukuki bir süreç başlattım. Savcılıklara gereken başvuruları avukatlarımız yaptılar. Aradan epey bir süre geçti hukuki olarak hiçbir sonuç alamadık. 14 yıl boyunca insani olarak kendi çocuğunu arayan bir anne vardı, kendi kardeşini arayan ablaları vardı, ailesi vardı. Haber alamıyorduk ve 14 yıl sonra kardeşimizin toplu mezarda olduğunu öğrendik ve biz bunu talep ediyoruz. En insani, haklı ve meşru olan bir süreç başlattık. Fakat bu süreç devlet katında bir karşılık görmedi. Ve ben de kardeşimi gerçekten seviyorsam onu oradan bir şekilde almam gerekiyordu. 10 Haziran 2011 tarihinde süresiz açlık grevine başladım. Ve Dersim meydanında çadırımı kurdum. Başta TAYAD’lı Aileler olmak üzere Dersim halkı bana sonuna kadar destek oldu. Yurtiçi ve yurtdışından destek telefon ve mektupları aldım, bunlar bana çok büyük bir moral kaynağı oldular. Açlık grevimin 45. gününden sonra eylemimi Ölüm Orucuna dönüştürdüm. Ben kendi kardeşimin ölüsünü, kemiklerini alabilmek için kendi bedenimi ölüme, açlığa yatırdım. Toplu mezarların açılması sırasında avukatlarımızın yapma dediği yapılmıyor, adli tıp uzmanın dokunma dediğine dokunulmuyordu. Her şey bizim denetimimiz dâhilinde oluyordu. Ali’nin yoldaşları kendi elleriyle toprağı kazıp, kendi elleriyle kemikleri topladılar. Ve toplu mezarların usulüne göre açılışı konusunda başarılı olduğumuzu düşünüyorum, tekrardan bize destek veren herkese sonsuz kez teşekkür ediyorum. Çıkan 15 mezardan benim kardeşim çıkmamış olsa bile onların hepsi benim kardeşimdir, onları kardeşim olarak kabul ediyorum. Sürecin takipçisi olacağıma dair söz veriyorum ve amacımıza ulaştığımızı düşünerek Ölüm Orucu direnişime burada son veriyorum.” Bizler TAYAD’lı Aileler olarak hiçbir evladımızı sahipsiz yalnız bırakmadık. Ne tecrit hücresinde kanser hastalığına yakalanan Güler Zere’mizi, ne hapishanede gördüğü işkenceler sonucu şehit olan Engin Çeber`i ne de faşizmin çukuruna atılan Ali Yıldız`ımızı sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da evlatlarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Basın açıklamasında “Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer, Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz, Ali Yıldız Ölümsüzdür ve Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak” sloganları atıldı. Basın açıklamansın ardından toplu mezarların açılması ve Hüsnü Yıldız’ın talebinin kabul edilmesi çekilen halaylarla kutlandı. Basın açıklamasına DHF destek verdi. 13 kişinin katılmış olduğu basın açıklaması saat 19.30’da sona erdi. *
Suriyeli anne ve akrabası masamızı ziyaret edip kendi akrabalarının da şehit olduğunu söylediler. Direnişiniz çok onurlu dedi. Hollanda’dan Anadolu Federasyonu’ndan gelen arkadaşlarımız dil sorunumuzu çözdü ve onların sayesinde aile ile epeyce sohbet ettik. Bir yandan da kulağımız Dersim’de oradan gelecek haberlerde. Gazeteleri taradık, gelişmeleri takip etmek için. Masamıza gelenlere mezarların açılmaya başladığını anlattık. Sosyalist Parti’den su ve sandalye verdiler. Halkevi’nden de çaydanlıkla çay getirdiler. Gün boyu ziyaretçilerimiz oldu, imza toplayıp bildiri dağıtmaya devam ettik. Bir yandan da kitaplarımızı ve Yürüyüş dergisini de tanıttık. Akşam üzeri Devrimci İşçi Hareketi’nden bir arkadaşımız bağlama getirdi. Söylenen türkü ve marşlarla güzel anlar yaşadık. Masaya imza vermeye gelenler genellikle haberlerde Çemizgezek’teki toplu mezar açılışını izlemişler ve ayrıntılı bilgi almak için masada bizimle sohbet ediyorlar. Akşam DHF’li bir arkadaş gelip süreçle ilgili bilgi aldı ve bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Avrupa’da yaşayıp İzmir’e tatile gelen halkımız pankartımızı görünce gelip sohbet ediyorlardı. Gece bulunduğumuz alandaki çimleri sulayan park bahçe işçileri daha önce bu alanda taşeronlaşmaya ve sendikasız çalışmaya karşı oturma eylemi yaptıklarını söylediler. Devletin yıllarca uyguladığı politikaları eleştiren işçiler, polisin amirlerine işçilerin bizim açlık grevimize destek vermemelerini ve TAYAD’lılarla konuşmamaları yönünde uyardıklarını söylediler. Çalışma koşullarının zorluğunu anlatan işçiler polisi umursamadıklarını söylediler. |