Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Şehitlerimizin Mezarları Başındaydık PDF Yazdır e-Posta
Salı, 30 Ağustos 2011 21:54

Ankara'da, bayram arifesinde devrim şehitlerimizin mezarlarını ziyaret ettik ve mezar  temizliklerini yaptık. Yarın bayram, halkımızın geleneğidir, en mutlu gününe önce yitirdiklerini anarak başlar. Çevremize bakıyoruz, yüzlerce insan yitirdiği sevdiklerini anıyor, kimi çiçeklerle beziyor mezarını, kimi su döküp yıkıyor. Kimi ağlıyor, kimi dua ediyor. Her biri kendi inançları doğrultusunda anıyor sevdiklerini. Biz de işte bu yüzden şehitlerimizin başucundayız bugün. Yarın şehit anaları geldiğinde mezarları temiz bulacak, bir de üstünde kırmızı karanfillerimizi görecek. Yoldaşları gelmiş diyecek. Ne mutlu bize.

Önce Mahir Çayan'ın mezarına gidiyoruz, temizleyip karanfil bırakıyoruz. Resmi polis arabası geliyor önümüzden yavaş yavaş geçiyor. Biraz ötemizde durup bekliyorlar. Ölülerimizden bile korkuyorlar. Gelseler yanımıza alacaklar cevaplarını. Korkaklar, halkın kalabalık olmasından korkuyor, yaklaşamıyorlar. Ulaş'ın mezarına yöneliyoruz. Sokağına girince bir abla hangi parseli aradığımızı soruyor. L-16 diyoruz, Ulaş Bardakçı'ya mı gidiyorsunuz diye soruyor. Evet diyoruz, söylesenize kan çeksin diyor. Yüzünde bir gülümsemeyle tarif ediyor. Sonra Denizlerin mezar başına gidiyoruz. Temizliyor su döküyoruz, çiçekler koymuş halkımız, bayram şekerlerini paylaşmış Denizlerle. Biz oradayken iki tane teyze geliyor, eğilip öpüyorlar mezarlarını. “Onlar bizim çocuklarımız, katledenler, insan değil. Allah da onlara öyle ölüm versin diyorlar”. Biz de adaletin halkın ellerinde olduğunu anlatıyoruz. Biz uygulayacağız adaleti diyoruz, doğruluyorlar, ama bir yandan da Allah da katillere versin diyerek gidiyorlar. 60 yaşındaki teyzeler eğilip öperken mezarları, taşlarına elini sürerken öyle yürekten ki, halktan adam olmaz diyenlere cevap diyoruz içimizden. İşte halkımızın vefası.

Zeynep Eda Berk'e sonra da Yusuf Topallar'a gidiyoruz. Bakıyoruz, 18 yaşında şehit düşmüş Yusuf Topallar. Mamak'ta Sarı diye anlata anlata bitiremez halkımız şehidimizi. 18 yaşında bu kadar saygı ve sevgi kazanabilmiş, şaşırıyoruz. Kısacık yaşamlarında büyük bir yaşam bırakıp gidiyor karanfillerimiz. İrfan Ortakçı'nın yanına gidiyoruz, feda şehidinin yanına.  Yalnız değil  iki yanında da siperdaşları yatıyor Ali İhsan Özkan ve Cafer Tayyar Bektaş. Onların da mezarlarını temizleyip karanfil bırakıyoruz. İsmet Kavaklıoğlu'nun yanına gidiyoruz. O da yalnız değil iki yanında da siperdaşları var, Mahir Emsalsiz ve Önder Gençaslan'la yan yanalar. Tüm devrim şehitleri bizimdir diyoruz, karanfillerimizi koyuyoruz üzerine. Ümüş Şahingöz'ün, Melek Birsen Hoşver'in gülüşleri karşılıyor bizi. Tüm şehitlerimize yoldaşlarından selam iletiyoruz. “Öldüler Ama Yenilmediler” şehitlerimizi anlatan ne güzel bir söz diyoruz. Onlara verdiğimiz sözümüzü bir kez daha yeniliyoruz.

Karanfillerimiz boynu bükük kalmıyor, mezarları üzerinde yazan slogan yaşamın anlamını ifade ediyor zaten. KAHRAMANLAR ÖLMEZ HALK YENİLMEZ!

Halkımızın değerleri bizim için bir zenginlik kaynağı oldu hep bugüne kadar. Bayramda dayanışmayı, kardeşliği örgütleyen kültürümüzün takipçisiyiz. Ama biz de halkımız gibi en mutlu günlerde yitirdiklerimizi anmadan başlamıyoruz gülmeye. Sarıldık, bayramlaştık devrim şehitleriyle.

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

ANKARA TAYAD'LI AİLELER

29.08.2011 Pazartesi

Ana sayfa