| Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur! |
|
|
|
| Cumartesi, 10 Eylül 2011 16:19 |
|
Antalya Özgürlükler Derneği, başkanları Mehmet Ali Uğurlu ve Yürüyüş dergisi çalışanlarının sesini Antalya halkına duyurmaya devam ediyor. 9 Eylül 2011 Cuma günü saat 19.30’da Kışlahan Meydanında bir basın açıklaması yaparak devletin tecrit politikasını; devrimcilere ve halka olan düşmanlığının halka teşhir ettiği açıklamada sık-sık ”Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur! Mehmet Ali Uğurlu Serbest Bırakılsın! Yürüyüş Dergisi Çalışanları Serbest Bırakılsın! Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!” sloganları atıldı. Açıklamada yeni adli yılın açıldığı buna rağmen Mehmet Ali uğurlu ve Yürüyüş dergisi çalışanlarının mahkeme tarihlerinin dahi belli olmadan 9 aydır tutuklu oldukları halka anlatıldı. Uğurlu’nun sağlık durumuna da değinilen açıklamada 9 aydır tedavisinin tecrit dayatmalarından dolayı yapılmadığı, hastalıklarının günden güne ilerlediği anlatıldı. Hapishaneden, açılan mahkeme sonucunda tahliye olursa, ilerleyen hastalıklarının hesabının kim vereceği soruldu. AKP iktidarının her konuda olduğu gibi yargı konusunda da yaptığı ikiyüzlülük “Yasaları yapan AKP iktidarı, bir taraftan yargı erklerine olağanüstü yetkiler verip, davalara gizlilik kararı konulmasını sağlarken, bir taraftan da meydanlarda “tutukluluk sürelerinin uzun olmasına karşıyız” diye nutuk atmaya devam ediyor. Derneğimizin başkanı 9 aydır tutuklu. Haftalık yayınlanan devrimci yayın organı Yürüyüş dergisinin çalışanları 9 aydır tutuklu. AKP iktidarı her gün işbirlikçi basınında demokrasi söylemleri veriyor. Bir Demokratik Kitle örgütü olan derneğimizin başkanı tüm hastalıklarına rağmen tutuklu. Haftalık yayın organı Yürüyüş Dergisinin çalışanlarını aylardır tutarken de bir yayın organının yayını engellenmeye çalışılıyor, demektir. İktidara ve yargı erklerine demokrasi bunların neresinde diye soruyoruz.”sözleriyle teşhir edildi. Açıklamanın devamında yedi yıl süren ölüm orucu direnişiyle kazanılan iletişim haklarının da gasp edildiği vurgulanarak “Mehmet Ali Uğurlu ve Yürüyüş Dergisi çalışanları dahil tüm siyasi tutsaklara aylara varan iletişim cezaları verilmektedir. Bu ceza ne demektir? Bu ceza, 7 yıllık direnişle kazanılan telefon hakkının gaspı demektir. Asıl olarak bu ceza yüzlerce tutsağı, devrimcilikten vazgeçip, taviz vermedikleri için dört duvar içine diri-diri gömmek demektir. Çünkü en fazla üç kişilik hücrelerdeki insanların dünya ile tek bağlantıları mektupları, görüşçüleri ve engellenmese telefonlarıdır. F tiplerinde cezalar dayatmalar bunlarla da bitmez. Mehmet Ali Uğurlu gibi hasta olan tutsakların doktora çıkmaları ya da çıkarılmamaları tamamen keyfidir. Dayatmalara uyarsan doktora çıkarsın, yoksa senin hastalığını sana silah olarak kullanırlar. Onun içindir ki, Mehmet Ali Uğurlu’nun cilt kanseri aşamasındaki hastalığı tedavi edilmemektedir. Bunlarla devlet, benim gibi düşüneceksin, benim istediğim gibi yaşayacaksın, yoksa mahkemeye çıkıp yargılanmanız, özgürlüğünüz benim elimde diyor. Adalet mekanizmasını buna göre uyguluyor. Onun için ülkemizdeki demokrasi, AKP iktidarının işbirlikçi demokrasisi. Bu demokrasiye ne Mehmet Ali Uğurlu, ne Yürüyüş Dergisi çalışanları ne de hapishanelerdeki yüzlerce devrimci tutsak uyacaktır. Fakat adalet ve hukuk mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir.”denildi. Mehmet Ali Uğurlu ve Yürüyüş dergisi çalışanları serbest bırakılana kadar iki haftada bir açıklamaların devam edeceği söylenerek halk açıklamalara davet edildi. Eylem, sloganlarla sona erdi. |