Adalet İçeri Güvenlik Dışarı PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 15 Eylül 2011 04:24

ADLİYE’DE HUKUK SAVAŞI

Bu yıl açılan Çağlayan Adliyesi’nde, açıldığından beri, adliye giriş kapılarında avukatlara hukuka aykırı bir şekilde arama dayatılmaktaydı. Hiçbir yasal dayanağı bulunmayan bu arama işlemine karşı dün yapılan eylem sonrasında özel güvenlik personeli ve polisler tarafından avukatlara saldırmışlardı. Bu hukuksuzluk devam ettiği için 13 Eylül salı günün saat 13.00’de tekrar İstanbul adliyesi önünde toplanan  Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi üyesi 85 kişi basın açıklamasını yaptıktan sonra toplu şekilde adliye ye giriş yaptılar.

Açıklamayı ÇHD İstanbul Şube başkanı Taylan Tanay yaptı.

“Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi, açıldığı tarihten itibaren avukatlara yönelik dayatmaların ve saldırıların merkezi haline gelmiş durumdadır. Avukatların kanunsuz aramaya tabi tutulması, Baro'nun kendi meslektaşlarına yönelik hizmetlerinin engellenmesiyle başlayan dayatmalar, avukatlara yönelik kapsamlı saldırının bir parçasıdır. Keza bugün avukatlar duruşma salonlarında, hapishanelerde, emniyet müdürlüklerinde türlü saldırıların ve hakaretin muhatabı olmaktadırlar. Suni meslek gereklerini yerine getirdikleri için avukatların büroları basılmakta, haklarında davalar açılmakta, hatta tutuklanmaktadırlar. Bugün siyasal iktidarın, yargının üç saç ayağı bulunduğunun propagandasına karşın gerçekler savunmanın, yani avukatın, artık yargının dışına atıldığını göstermektedir'. İstanbul'da Siyasal iktidarın avukatları yargı ve adliye dışına atma anlayışı bir durum tespitinden öte kelimenin gerçek anlamıyla dışarı atmaya dönüşmüş durumdadır. Adliyeye avukatı sokmayan anlayış Avrupa'nın en büyük adliyesine Çevik Kuvveti sokacak kadar pervasızlaşmıştır.

Siyasal iktidarın 12, Eylül'ü kesintisiz sürdürdüğü dün bir kez daha açığa çıkmıştır. Avukatlar, yine bir 12 Eylül'de saldırıya maruz bırakmış ve darp edilmişlerdir.

Büyük adliye binaları, milyon dolarlık ihaleler ile bırakınız halkın adalete erişimini sağlamayı, bir yargı teşkilatını dahi ayakta tutmak mümkün değildir. Halka ve yargılama içersinden onun temsilcisi olan bağımsız savunmaya yönelik dayatma ve saldırıların olduğu bir yerde basit bir yargılama faaliyetinden dahi söz edilemez.

Sorunun çözümüm daha fazla avukat hakkında tutanak tutmak, daha fazla avukatı darp etmek daha fazla polis ve özel güvenlik istihdam etmekle değil ancak hukuka aykırı bu haksız saldırılara bir an önce son vermekle mümkündür.”

Eylemin ardından ÇHD’li avukatlar adliye girişinde karşılarına özel güvenlikler çıktı. Avukatları içeri almamak için adliyedeki tüm özel güvenlikleri giriş kapısına barikat kuran AKP hükümetinin yandaşları. Avukatlar özel güvenlikçilerin kurdukları barikata yüklenmesiyle zorla barikatı açtırdılar. Eylemde “Adalet İçeri Güvenlik Dışarı, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Direne Direne Kazanacağız” sloganları atıldı

*

İSTANBUL ADLİYESİ’NDE AVUKATLARA SALDIRI

Adalet Sarayı'na üstlerini aratmadan girmek isteyen avukatlarla özel güvenlik ve polis saldırısına uğradı.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na üstlerini aratmadan girmek isteyen Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 60’a yakın avukatlar 12 Eylül saat 13.00’de İstanbul Adalet sarayı önünde toplanarak son süreçte avukatlar üzerindeki baskıları protesto etiler.  ÇHD üyesi avukatlar, bina girişinde üst araması yapılmasını eleştirdikleri  “Su Yok, Fotokopi Yok, Arama Terörü Var, Avukatlara Yönelik Baskilara Son, ÇHD İstanbul Şubesi” imzalı pankartı açtılar. Daha sonra avukatlar alkışlarla başlattıkları eylemin ardından toplu şekilde adliye ye giriş yaptılar. Bu sırada avukatlara, Özel Güvenlik ve Polis tarafından saldırıya uğradılar.

Grup adına İstanbul Adalet Sarayı önünde bir açıklama yapan ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay, güvenlik görevlilerinin kendilerine saldırdığını söyleyerek:

“Güvenlik görevlilerinin isimlerini istememize rağmen, biri dışında diğerlerinin isimlerini vermediler. Görevi kötüye kullanma durumu söz konusudur. Arkadaşlarımıza hakaret edildi, saldırıldı. Biz bunların takipçisi olacağız. Adliyeler bizimdir. Adliyeleri ne çevik polislerine, ne de özel güvenlik görevlilerine terk etmeyeceğiz. Bu alanlar, bizim çalışma alanlarımızdır. Avukatlar, Avrupa'nın en büyük adliyesine kimlik kartını gösterip, üstü aranmadan giremiyor. Girmek istediklerinde de saldırıya maruz kalıyor. Yasa dışı uygulamalara boyun eğmeyeceğiz. Avukatlık mesleğine yapılan hiçbir saldırıya duyarsız kalmayacağız. Adliyeler bizimdir, bizimle özgürleşecek.”dedi.

Tanay, güvenlik görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını, avukatlara karşı yapılan yasa dışı arama uygulaması sona erinceye kadar da eylemleri sürdüreceklerini belirtti.

Ayrıca avukatların toplu girişinin ardından hemen arkasına Çevik Kuvvet’in girmesi ile avukatların çeviklerin üzerine yürüyerek “Polis Adliyeden Defol, Adliyeler Bizimdir Bizimle Özgürleşecek” sloganı atılar.  Bunun üzerine Çevik Kuvveti adliyeden çıkartılar.

Daha sonra Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi imzalı bir basın metnini dağıttılar.

Basına ve Kamuoyuna;

Demokrasi ve özgürlük mücadelesinin vazgeçilmez ilkelerinden olan “bağımsız” yargı, adil yargılanma ve savunma hakkı, baskıcı ve gerici yasalarla, yasadışı fiili uygulama ve saldırılarla kısıtlanıyor. Diğer yandan avukatlık mesleği emperyalist/kapitalist sistemin yeni ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılıyor. Avukatların yüzyıldır sahip oldukları haklar birer birer gasp ediliyor.

Takip ettikleri davalar nedeniyle gözaltına alınan, evi, bürosu aranan ve tutuklanan avukatların sayısı gün geçtikçe artıyor. Sır saklama yükümlülüğü başta olmak üzere bağımsız savunma, adil yargılanma için gerekli tüm yasal korunaklar birer birer yok ediliyor.

Avukatlar, tamamen piyasanın egemenliğine terk edilen yargı sahasında verimlilik ve kar elde etme adına yeni saldırıların muhatabı oluyorlar.

Avrupa’nın en büyük adliyesi sloganıyla açılan Çağlayan'daki İstanbul Adliye Sarayı(?)ndaki avukatlara yönelik uygulamalar, avukatlara yönelik bu tehditin nasıl bir düzeye ulaştığını hepimize bir kez daha göstermiştir.

Önce Baro odalarına su konulması, fotokopi çekilmesi, " bu işlerin görülmesini ihaleyle alan kişilerin ticari menfaatleri zarar göreceği” gerekçesiyle yasaklanmıştır. Yerleşim planında avukatlara tahsis edilen otopark alanı Başsavcılık tarafından “yer sıkıntısı” gerekçesiyle gasp edilmiştir. Daha önemlisi adliyeye giren meslektaşlarımız yasal düzenleme ve meslek ilkelerine açıkça aykırı olan "arama" dayatmasına maruz kalmaktadır. Bu dayatmaya itiraz eden meslektaşlarımız hakkında tutanaklar tutulmakta, hürriyetleri tahdit edilmekte hatta fiziki müdahalelere maruz kalmaktadırlar.

Konuyla ilgili olarak Başsavcılık nezdinde girişimlerde bulunulmuştur. Başsavcılığın konuyla ilgili görüşü siyasal iktidarın taşıdığı geleneksel yaklaşımın tipik bir yansımasıdır. Avukatlık mesleğini ve avukatı potansiyel tehdit olarak gören bu yaklaşım kabul edilemezdir. Güvenlik ve kar adı altında yargının kurucu unsurlarından olan avukatların, mesleklerini tam bir bağımsızlık ve eşitlik içerisinde yerine getirmesini engellemeye dönük hakların gaspına yönelmiş bu anlayışı kabul etmiyoruz.

Avukatların sahip oldukları haklar, tüm bir toplumun adalete erişimi için zorunludur. Bu hakların gaspı ülkemizdeki adalet sorununu daha da büyütecektir. Siyasal iktidarı avukatlara yönelik saldırı ve dayatmalara son vermeye çağırıyor, bu hakların siyasal iktidar tarafından avukatlara bağışlanmadığını büyük mücadeleler sonucu elde edildiğini ve bugün korunması için de mücadele etmekten geri durmayacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İSTANBUL ŞUBESİ

Ana sayfa