Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

“Hak Mücadelesi ve Hukuk” Sempozyumu Gerçekleşti PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 22 Eylül 2011 15:56

Avukat Fuat Erdoğan Anısına II. Uluslararası Sempozyum “Hak Mücadelesi ve Hukuk”, başlıklı sempozyum, İstanbul’da,  17 ve 18  Eylül 2011 tarihlerinde gerçekleşti.

17 Eylül Cumartesi günü, Mimar Sinan Üniversitesi’nde, saat 11.00’da, bu mücadelede yitirilen tüm şehitler için saygı duruşu ile başladı.  Ardından, Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Taylan Tanay açılış konuşmasını yaptı ve oturumlara geçildi.

Birinci oturum Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Ebru Timtik yönetiminde başladı.

“Haklar nasıl Kazanıldı? Tarihsel Gelişimi ve Mücadeleler” konulu oturumda ilk sözü ÇHD Genel Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı aldı. Kozağaçlı “Adalet yoksullar için ekmek ve su gibidir.  O yüzden adaleti burjuva hukuk ideolojisinin ele geçirmesine izin vermemeliyiz. Bizlere bu kavgada özel rol düşmektedir. Devrimci avukatlık emek ve gelenek yardımıyla oluşabilir... Meslek örgütlerinde, demokratik kitle örgütlerin de hukukun bizlere imkan tanıdığı her alanda etkin bir mücadele yürütmeliyiz.” dedi. Hukukun hafife alınmayacak bir felaket olduğunu ve dikkatle incelenmesini belirterek “Yalnız değiliz. Dünyanın her yerinde ezilenlerin mücadelelerini bir zincir gibi birleştirmeleri mümkündür. Ortak bir mücadele ruhuyla emperyalizmin küresel saldırılarına karşı bir mücadele yolu bulacağız. Biz haklıyız, biz kazanacağız.” sözlerine yer verdi.

“Hukuk bir politik birikim sağlayabilir;  ama adaletle hiçbir akrabalığı yoktur.”

Prof. Dr. Taner Timur; “Hukukun dünyada ayaklar altına alındığı bir dönemdeyiz. Hukukun kültürel fikirsel yönü vardır. Halklar sorunu uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Her ülke kendi sosyal, kültürel şekillenmesine göre hukuksal sorunlara maruz kalıyor.” sözleriyle başladığı konuşmasına insan haklarının tarihsel gelişimini anlatarak devam etti.

Venezuella’dan katılım sağlayan Av. Dr. Manuel Vadell; Fuat Erdoğan’ı ve kendi şehitlerini selamlayarak “Onlar bizim rehberlerimizdir. Her zaman öyledirler. Pek çok yoldaşıma, Brezilya’daki  topraksız köylülere selamlarımı gönderiyorum.” dedi. Vadell, 16 yıldır Fransa’da hapiste bulunan Ilich Ramirez Sanchez’den bahsederek “İnsan hakları için bir mücadele başlatmıştı hapse girmeden önce. O mücadeleyi şimdi biz sürdürüyoruz.” dedi. Ardından tutsaklar için “Tutsaklar arasında aslında fark yoktur, tek fark renklerimiz, tek fark ayrı kıtalarda olmalarıdır.” diyerek tutsaklar arasındaki bağa değindi.

Konuşmasına bütün devrimci şehitleri selamlayarak başlayan Avukat Eşber Yağmurdereli kapitalizmin dünyanın neresinde olursa olsun aynı sorunları doğurduğuna dikkat çekerek “... ve aynı sorunlar yaşandığı için dünya halklarını ortaklaştırıyor.” dedi ve edebi bir anlatımla gezdiği dış ülkeleri anlattı.

Yunanistan’dan katılan Av. Panagiota Masouridou sempozyuma davet edildiği için teşekkür etti. Hukukun adaleti çağrıştırmadığını ifade eden Masouridou hakların işkenceler, katliamlar, DGM’lerde yargılanmalar sonucu kazanıldığını anlattı.

İlk oturum Yunanistan’dan gelen avukatın konuşmasıyla sona ererek bir bir saatlik ara verildi.

Suriye, Filistin ve Türkiye’den katılımcıların olduğu İkinci Oturumun konusu Siyasal Haklar’dı.

Suriye’den gelen Filistinli avukat Muhammet Cuma Ammura tüm katılımcıları Suriye’deki sürgün Filistinliler adına selamladı.  Ammura özetle Filistin’in şu anki durumundan oradaki yasaklardan ve diğer ülkelerde karşılaşılan sorunlardan bahsetti. Sözlerini Filistinli şair Mahmud Derviş’in bir şiiriyle bitirerek Fuat Erdoğan’a bin selam olsun dedi.

Aynı zamanda mesleği avukatlık olan BDP milletvekili Hasip Kaplan ’80 darbesi sürecinde bir avukat olarak mahkemeden mahkemeye olan koşuşturmalarını anlattı. “31 yıldır aynı anayasadan kurtulamadık. Şu anda muhalefetiyle iktidarıyla herkes yeni anayasa için ortak bir fikir içerisindeler ama bizsiz anayasa yapamayacaklar” diyerek halkların haklı taleplerini yok edecek bir silah daha icat edilmediğini belirtti.

Atılım Üniversitesi’nde çalışan Dr. Çiğdem Sever Olağanüstü Hal konularına değinerek bununla ilgili teorik açıklamalarda bulundu.

Bir diğer konuşmacı ise FHKC Genel Sekreteri olan ve şu anda İsrail hapishanelerinde olan Ahmed Saadat’ın avukatı Hassan Mahmud idi. Hassan Mahmud liderlerinin halen tecritte olduğunu ve ailesiyle görüştürülmediği bilgisini verdi. “Arap Baharı’nın olumlu bir gelişme olduğunu belirtmek istiyorum. Yalnız şu var ki bu gelişmeler Araplar için iyi olabileceği gibi bu olanları emperyalizm de kullanabilir.

Örneğin Tunus ve Mısır’da yönetim değişmedi... Amerika dünyayı yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Libya’da olanlar çok üzücü” diyen Hassan Mahmud’dan sonra sözü TAYAD başkanı    avukat Behiç Aşçı aldı. “Biz devrimciyiz. Kılavuzumuz Marksizm’dir. Bugünü, dünü ve yarını Marksist pusula ile değerlendiririz. Tarih, sınıflar mücadelesidir. Aynı zamanda haklarımızın da, insanın insan olmaktan kaynaklı hakları vardır sözü yalandır. Haklar milyonların kanı dökülerek kazanılmıştır. Haklarımızı korumanın temel şartı örgütlülük, örgütlenmektir. İktidarlar bu örgütlenmeleri istemezler. Emperyalizm dünyaya saldırırken işbirlikçi AKP ise ülkemizde saldırıyor, katlediyor. Haklar kolay kazanılmıyor” diyen Aşçı tecrite karşı 2000 yılında başlayan 122 şehit verilen Büyük Direniş’i, kardeşinin cenazesini almak için direnen Hüsnü Yıldız’ı, TAYAD’ın Ankara yürüyüşünde maruz kaldıkları faşist saldırıları buna örnek verdi.

Sempozyuma Prof. Dr. Nazan Üstündağ rahatsızlığından ve Irak’tan Av. Jasım Hüseyin Seger vize sorunundan kaynaklı katılamadılar.

Sempozyumun Üçüncü Oturumunun konusu “Özgün Mücadele ve Deneyimler”di .

Oturumun ilk konuşmacısı ‘Gerillanın Barışı’ adlı kitabın yazarı Metin Yeğin Şili’deki öğrenci hareketlerini  anlattı. El Salvador, Meksika ve Guatemala’daki barış anlaşmalarından bahsederek “Eşitliğin özgürlüğün olmadığı bir barış, barış değildir.” dedi.

2009 yılında gerçekleştirilen 1. Uluslararası sempozyumuna katılan ve geçirdiği trafik kazasında ölen  Bernardo Filiaggi’nin kızı da bu sempozyumdaydı. Mariana Minerva Filiaggi Vera babası için şöyle diyordu: “…Burada olmaktan mutluyum. Vefat eden babamın yolundayım. Bana sosyalizmi o öğretti. Kendisine  teşekkür ederim. Zorlu yaşamına rağmen mücadelesini sürdürdü. Sosyalizmin yayılmasını istiyorum.”

Ardından sözü Kalan Müzik Şirketinin sahibi Hasan Saltık alarak kendilerine yapılan baskıları anlattı.

Beyza Üstündağ ise doğanın ticarileşmesinde yasal düzenlenmesinden bilgi vererek hazırladığı kısa görüntülerle HES’lere ve termik santrallere karşı halkın direnişini anlattı. Lübnan Komünist Partisi adına konuşan Chaker Khamis ülkesindeki sorunlara değindi.

Hüsnü Yıldız da 14 yıl önce Dersim dağlarında katledilerek toplu mezarlara gömülen kardeşi Ali Yıldız’ın cenazesini alabilmek için verdiği mücadeleyi anlatarak kendisine gelen 500 mektuptan ve Amerika’dan gelen dayanışma mektuplarına değindi.

Adli Tıp Uzmanları Derneği adına konuşan Ümit Biçer Adli Tıp içinde dernek çalışmalarını Adli Tıp’ın kirli çamaşırlarını ve kendilerinini hazırladığı alternatif raporlardan işkence raporlarından ve toplu mezarlardan bahsetti. Ayrıca Dersim’deki Hüsnü Yıldız’ın direnişi sonucu açılan toplu mezar deneyimini anlattı.

Sempozyum’un son dakikalarında emperyalizmin tutsak ettiği Ilich Ramirez Sanchez’le telefon bağlantısı kuruldu. Sempozyuma gelen avukatı Manuel Vadell aracılığıyla sempozyumdakilerle dayanışmasını bildirerek başarılar diledi.

Sempozyumun 2. Günü

2. günün ilk oturumun konusu Sosyal Haklar idi. Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu sosyal hakların tarihsel gelişimi hakkında bilgi vererek “Mevcut sosyal hakları genişletilebilmek  sınıf mücadelesiyle mümkündür.” dedi.

Zeki Kılıçaslan hekim olarak davet edildiği için sevindiğini belirtti ve hastalarla yaşadığı deneyimlerini anlattı. “En temel insan ihtiyacının korunması için bile mücadele etmek gerek.” diyerek sözü TTB Hukuk Dairesi’nden Av. Ziynet Özçelik’e bıraktı. Özçelik sosyal güvenlikle sağlık arasındaki ilişkiyi anlatarak Genel Sağlık Sigortası’ndaki 2009 yılında yapılan değişiklikleri anlatarak ‘Aile hekimliği Dünya Bankası’nın sağlığı özelleştirmesinin adımıdır.’ İfadelerine yer verdi.

DİSK Hukuk İşleri Daire Başkanı Necdet Okcan ise sendikal hareket tarihini anlatarak “Sokağı hedefleyen hayatı kilitleyen bir sendikal mücadele olmadan bir şey başarılamaz.” dedi.

Venezulla’dan katılan başka bir avukat da İsrael Sotillo idi. Venezuella’daki devrim mücadelesini bu mücadelede hakların kazanımını anlattı. Özellikle ülkelerinde burjuva ideolojisi temelinde Özel Tıp anlayışının var olduğunu belirterek Küba’daki doktorların oraya gelip çalışmaları gerektiğini belirtti.

Sotillo’nun konuşmasının ardından bir saatlik ara verildi.

İkinci Oturumda Olağanüstü Hal ve Haklar konusu üzerinde duruldu. Konuşmacılar çağrılmadan önce Amerika’dan video konferans aracılığıyla Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği Başkanı Jean Miller ile canlı bağlantı kuruldu. Miller Amerika’daki sosyal haklardaki yaşanan sorunlara değinerek ABD’de fakirlik artıyor diyerek sempozyumdakileri selamlayarak konuşmasını bitirdi.

İzmir Barosu Başkanı Sema Pektaş Türkiye’deki anayasalarla (61 ve 82 aynayasaları)  Olağanüstü hal arasındaki bağa değinerek DGM’lerin olağan gibi olduğunu belirtti.

Lübnan’lı avukat Chaker Khamis hayatın hukukun ve bilimin gelişmesiyle bir çok hak görülmez hale geldi. En temel haklar ihlal ediliyor diyerek Somali’de Libya’da Irak’ta yaşananlara değindi ve son olarak teknoloji ve bilim tüm insanlar için kullanılmalıdır dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay her ülkenin utanç sayfaları olduğunu, Musolini ve Hitler’i örnek vererek belirtti. Türkiye’nin de utanç sayfalarına değinerek Maraş’ı Sivas’ı ve daha bir çok katliamı, darbeleri 90’na yakın yazar aydının öldürüldüğünü anlattı.  Katledilen yazarlar için hepsinin kendi dönemlerinin muhalifleri olduklarını belirtti.

Çağdaş Hukukçular Derneği 2. Başkanı Munip Ermiş Olağanüstü Hal’in aslında 1925’ten beri devam ettiğini belirtti. ÇHD olarak Özel Yetkili Mahkemeleri boykot çağrısında bulundu.

2. oturum biterken Taylan Tanay az önce ellerine sempozyuma gönderilmiş bir video geçtiğini belirterek videoyu hep beraber izliyoruz dedi. Videoda bir FARC gerillasının Kolombiya Dağlarından seslenişi vardı. Gerilla, sempozyuma dağlardan seslenirken sempozyumun enternasyonal ruhunu ve nerelere kadar uzandığını gösteriyordu. Kolombiya dağlarından sempozyum ve Fuat Erdoğan selamlanıyordu.

Üçüncü Oturum başlarken Kübalı beşleri anlatan bir gösterim yapıldı. Ardından sözü Küba Büyük Elçisi Jorge Quesada Concepcion aldı. Küba’ya uygulanan ambargodan, Kübalı beşlerden bahsetti. Kolombiya’dan katılan Gustavo Conde ise Kolombiya’daki mücadele ve siyasi tutsaklardan ve oradaki toplu mezarlardan kontrgerillanın infazlarından bahsetti. Manuel Vadell ise mücadelenin kadınların ve gençlerin omuz verdikçe yükseldiğine değindi. Hasan Mahmud İsrail’in emperyalistler tarafından desteklendiğini ve Filistin’e gelen desteklerin İsrail tarafından engellendiğini ifade etti. Panagiota Masouridou’da avukatların bir araya gelmesinin ve bu tür sempozyumların olmasının önemine değindi.

Sempozyum, bu 3. oturumdan sonra sona ererken sözü tekrar açılış konuşmasını yapan avukat Taylan Tanay aldı ve bu sempozyumun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-01HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-02HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-03HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-04HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-05HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-06HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-07HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-08HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-09HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-10HHB-Sempzym_II-uluslararsiFErdogan_20110918-11

Ana sayfa