| Halk Cephesi Heyeti Van'a Gidiyor |
|
|
|
| Pazar, 06 Kasım 2011 15:50 |
|
“...Bugün yer sallandı Bugün yeryüzü hareket etti Bugün önce ayaklarım titredi sonra tüm bedenim. Bir uğultu duyuldu sonra yerin derinliklerinden gelen, Yoksulluğun uğultusuydu sanki. Sonra her şey dökülmeye camlar parçalanmaya sıvalar çatlamaya başladı sonra? Sonrası karanlık... Gözlerimi açtım, üzerimde bir ağırlık. Acıyor tüm bedenim. Kımıldamak istiyorum, dünya çok dar geliyor. Sarıp sarmalamış moloz parçaları her tarafımı. Sanki Azrail candostane sarmış kaçamazsın dercesine. Bedenim çok yorgun ömrüm boyunca yorgunluk nedir bilmeden dişimi tırnağıma takıp çalıştım da yoksulluğun yükü, hiç bu kadar çökmemişti üzerime...” Bugün günlerden 23 Ekim, Burası Erciş, Burası Van. Ve biz Kürt Halkı. Tanırsınız bizi atılan gaz bombalarından. Açlığımızdan, yasaklı dilimizden, kimliğimizden tanırsınız. Biz kürt halkı tanırsınız bizi. “Kart-kurt”tan gelen, dağlardan inen bilinmeyen bir dil ile konuşan. Türküz dersek kardeş, Kürdüz dersek katli vacip terörist... Evet tanırsınız bizi bir katilin dilinden dökülen, “Kadın da olsa çocukta olsa gereğini yapın”dan sonra, yol kenarlarında boynu bükülmüş 6 yaşındaki cesetlerimizden ve en önemlisi de yoksulluğumuzdan iyi tanırsınız bizi... Hep yok sayılan ama hep var olan biz, bakın işte buradayız yoksulluğumuz çökmüş üstümüze kanıyor bedenimiz, yürekse yine paramparça. Yine zulüm üzerimizde. Yine canımız yanmış! Devlet mi, ordusuyla polisiyle başımızda nöbette. Hani teröristiz ya olur da göçük altında başkaldırırız devlete, nesine lazım sağlam kazığa bağlamalı işini sağlama almalı. Moloz yığınlarının altındaki iniltiler üstündeki çığlıklar mı? Ölüm bu, kader bu ne olmuş yani. Hem onlar polise taş atanlar onlara her şey müstahak yardım şu bu onlara ne hak, ne kadar ölürse o kadar kar diye düşünüyor Dehak!, Göçük altında kalanlar ölürken birer onar, göçük üstünde olanlar ise çaresizliğin pençesinde ölüyor her geçen zamanda, kiminin karısı çoluğu çocuğu kimisinin anası babası. Tırnaklarıyla ulaşmaya çalışıyor halkımız sevdiklerine. Daha hızlı daha çabuk kurtar yavrunu kurtar anayı babayı kurtar da… avuçlar ne kadar toprak atar ki, ezilen bedenler üzerinden. Yardım mı hangi yardım devletten mi ‘yüce devlet güvenliklerini almış ya en ufak tepkide patlamaya hazır gaz bombaları hazır ya… devlet yine devlet. Devlet bu güne kadar ne yaptıysa yine aynısını yapıyor... Şaşılacak bir durum yok. Keşke! avuçlar daha da büyük olsa... Kaç sayfaya sığar ki 23 Ekim’den bu yana yaşananlar. Kaç öykü yeter Yunus’un bakışlarındaki manayı anlatmaya. Acıyı mı, yoksulluğu mu zulmü mü anlatalım, yoksa susup susanlar kervanına mı katılalım. Hayır susmadı halk. Yerin derinliklerinde gelen sesi duyanlar da vardı. Elinde avucunda ne varsa Van’a ulaştırmak isteyenler de, sofrasındaki zeytini peyniri bölüp yollayanlar da. Bir de halkın örgütlülükleri vardı. Her zaman yanlarında olan birlikte katledildikleri birlikte işkence gördükleri birlikte zindanlarda volta attıları, ekmeklerini bölüştükleri devrimciler vardı, evlatları. Yine yanlarındaydı Halk Cephesi deprem olur olmaz bir heyet gönderip oradaki çalışmalara katılırken bir yandan da Van’a yardım kampanyası başlatmış yardım çadırları kurmuş halktan Van için yardım toplamıştı. İşte 6 Kasım 2011 günü saat 09.00’da Okmeydanı Sağlık Ocağı önünde toplanan Halk Cepheliler tarafından bir eylem gerçekleştirildi. “Öldüren Deprem Değil Yoksul Bıraktırılmışlımızdır, Yıkılan Van Değil Devlettir/Halk Cephesi” yazılı pankart ve kızıl bayrakların taşındığı eylemde “Van Halkıyla Dayanışmaya Gidiyoruz” başlıklı basın metnini okuyan Yeliz Yılmaz, yaptığı açıklamada; Depremde yaşanan ölümlerin “doğal afet” veya “kader” değil katliam olduğunu bu katliamın sorumlusunun devlet olduğunu ve bu katliamın sorumlularının er geç katlettikleri halka hesap vereceklerini belitti. Devamında ise, “...Mazlumuz, mağduruz ama yenik değiliz. Yüzlerce insanımız kaybetsek de, acımızı yüreklerimize gömerek, umudumuzu her daim dipdiri tutarak, halkların kardeşliğini ve birlikte mücadelesini sonuna kadar savunarak çıktığımız kurtuluş yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Dayanışmayı, bir lokma ekmeği paylaşmayı, acılarımızı bölüşmeyi, halklara dair tüm güzellikleri yaşatmayı, kavgamızın önemli bir cephesi olarak görüyor, Van-Erciş depreminin mağdurlarıyla kucaklaşmaya, lokmamızı bölüşmeye, yaralarına bir parça da olsa merhem olmaya Van’a, Erciş’e gidiyoruz. Van-Erciş’te hayatını kaybeden kardeşlerimiz adına Kürt halkı başta olmak üzere tüm halkımıza tekrar başsağlığı diliyoruz...” diyen Yeliz Yılmaz’ın ardından eylem sonlandırıldı. 30 kişinin katıldığı eylem boyunca “Yaşasın Halkların Kardeşliği, Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz, Van Halkı Yalnız Değildir, Katil Devlet Hesap Verecek” sloganları atıldı. Eylemin bitirilmesinden 30 dakika sonra hazırlanan yardım kamyonu ile birlikte yardımları dağıtmak için oluşturulan Halk Cepheli heyetin olduğu küçük araç Van’a ulaşmak üzere yol çıktı. Eylemde okunan basın metninin tamamı; VAN HALKIYLA DAYANIŞMAYA GİDİYORUZ! 23 Ekim 2011’de Erciş’te ve Van il merkezinde meydana gelen depremde yüzlerce insanımız hayatın kaybetti, binlercesi yaralandı. Binlerce bina enkaz haline geldi ve on binlerce insan kış ortasında evsiz-barksız kaldı. Olan biten, siyasi iktidarın sözcülerinin ifade ettiği gibi “doğal afet” ya da “kader” değil, katliamdır. Ölen her bir insanımızın katlinden, yaralananlardan ve binaların yıkılmasından da bu düzen ve bu düzenin sahipleri sorumludur. Halkımızı açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum ettikleri yetmiyormuş gibi, daha evlerimizin enkazından ölülerimizi çıkarmadan düşmanlıklarını utanmadan pervasızca ifade etmekten çekinmiyorlar. Utanmadan timsah gözyaşları döküyor, bir yandan da Kürt halkına olan kinlerini, nefretlerini sayfa sayfa yazıyor, TV ekranlarından yüzleri kızarmadan hakaretler, küfürler yağdırıyorlar. Bu düzen ve bu düzenin sahipleri, insanlık adına yaratılan tüm değerlerin üzerinde tepinmekte, halk düşmanlığında sınır tanımamaktadırlar. Toplanan deprem vergilerini sağlığa, duble yollara harcadıklarını söyleyenler; Van halkı yiyecek ekmek bulamaz, içine girecekleri çadırları olmadığından sokaklarda yatarken düğünden düğüne gezmekte, halka düşmanlıklarım her fırsatta göstermekten çekinmemektedir. Mazlumuz, mağduruz ama yenik değiliz. Yüzlerce insanımız kaybetsek de, acımızı yüreklerimize gömerek, umudumuzu her daim dipdiri tutarak, halkların kardeşliğini ve birlikte mücadelesini sonuna kadar savunarak çıktığımız kurtuluş yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Dayanışmayı, bir lokma ekmeği paylaşmayı, acılarımızı bölüşmeyi, halklara dair tüm güzellikleri yaşatmayı, kavgamızın önemli bir cephesi olarak görüyor, Van-Erciş depreminin mağdurlarıyla kucaklaşmaya, lokmamızı bölüşmeye, yaralarına bir parça da olsa merhem olmaya Van’a, Erciş’e gidiyoruz. Biliyoruz, belki yanımızda götürdüklerimiz sembolik olacaktır ama bunlardan çok ama çok daha önemli bir şey daha var: Umudumuzu, kardeşliğimizi de götürüyoruz. Yarma daha güvenle bakmamızı sağlayacak, halkların bir arada yaşayarak ortak düşmana karşı birlikte savaşmasının yolu da buralardan geçiyor. Van-Erciş depreminin sorumluları bir gün elbette tarihin ve ezilen halkların karşısında mahkum olacak, yaptıklarının hesabını mutlaka vereceklerdir. Bundan zerre kadar kuşkumuz yok! Bu duygularla Van-Erciş’te hayatını kaybeden kardeşlerimiz adına Kürt halkı başta olmak üzere tüm halkımıza tekrar başsağlığı diliyoruz. 06 Kasım 2011 HALK CEPHESİ |