| Van’a Giden Halk Cephesi Heyeti Basın Toplantısı Düzenledi |
|
|
|
| Cuma, 11 Kasım 2011 07:20 |
|
Halk Cephesi, 23 Ekim Pazar günü saat 13.00'te Van ve Erciş'te yaşanan depremle ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Yaşanan deprem sonrası Van halkının yanında olmak ve dayanışmalarını sunmak için Van'a giden ve yaklaşık 15 gün orada kalan Halk Cephesi heyeti, izlenimlerini anlattı. Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesinde düzenlenen basın toplantısında, Van ve Erciş halkına bir kez daha başsağlığı ve geçmiş olsun dilekleri sunuldu. Yapılan açıklamada; "Daha önce yaşanan depremlerin sonrasında yaşadığımız görüntülerin benzerlerini gördük Van ve Erciş'te. 'Doğal Afet'in nasıl doğal olmaktan çıkıp katliama dönüştüğünü gördük aynı Marmara Depremi'nde olduğu gibi" denildi. 23 Ekim'de bir kez daha yüzlerce ölümle sonuçlanan Van ve Erciş depremin sorumlusunun AKP iktidarı olduğu, devletin yazılı ve görsel basını kullanarak Van için yapılan yardımları kendi çıkarına göre değerlendirdiği ve halkın kendi içindeki dayanışmasının engellendiği belirtildi. TAYAD Başkanı Avukat Behiç Aşçı yaptığı konuşmada Devletin Van'da olmadığını söyledi. Arama kurtarma ekiplerinin ilk iki gün orada olmadığını ve halkın cenazelerini kendi imkânlarıyla göçük altından çıkardığını söyleyen Aşçı, çadırların da halka verilmeyip evlerinde tek bir çatlağı bile olmayan subay bahçelerine kurulduğundan bahsetti. Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ise, yaratılmaya çalışılan milliyetçi dalgaya rağmen Anadolu'nun dört bir yanından Van'a yardım geldiğini, halkın büyük bir dayanışma gösterdiğini ifade etti. Gençlik Federasyonu üyesi Hünkar Derya Güneş ise yaptığı açıklamada, yıkılan binaların enkazlarının kamyonlarla göl kenarına döküldüğü ve içinden cenazelerin çıktığını söyledi. Açıklama, yaşanan bu katliamların hayatın her alanında daha fazla örgütlenerek sona erdirileceği belirtilerek bitirildi. Okunan açıklamanın tam metni: Gördük, tanık olduk! ÖLDÜREN DEPREM DEĞİL YOKSULLUĞUMUZDUR! YIKILAN VAN DEĞİL DEVLETTİR! Bayramın birinci günü saat 10.30’da çıktık yola. Van’ daki insanlarımızın acılarına ve yas ilan ettikleri bayramlarına ortak olalım istedik. Günlerdir paketlemekle uğraşıyorduk dört bir yandan insanların gönderdiği yardımları. Yardımı gönderen insanlarımız da fakirdi. Öyle ya başına villasının yıkılma tehlikesi olmayan burjuvalar mı gönderecekti yardımı? O yüzden özenle seçtik, sınıflandırdık yardım için gönderilen eşyaları. Tam bir kamyon doldurdu götüreceğimiz eşyalar. Belki sembolikti ama taşıdığı anlam büyüktü. Bunun bilincinde, kamyon önde, biz arkadaki araçta düştük yola… Taşıdığımız umudu, kardeşliği ve sevgiyi yoldaki mola yerlerimize de serpe serpe ilerledik. Bayram günü yola çıkış nedenimizi merak ediyordu insanlar ve biz de anlatıyorduk ne için yola çıktığımızı. Bize çaylarını ve takdirlerini sunarken bir kez daha gördük ki, ekilen düşmanlık tohumları Anadolu insanının bağrında yer edinememiş. O namussuzluk Müge Anlı gibilerinin anlındaymış yalnızca. Yolumuz oldukça uzundu ve ertesi gün saat 14.30’da ulaştık Erciş’in Çelebibağ beldesine. Burada BDP’nin deprem için kurmuş olduğu kriz merkezine teslim ettik getirdiğimiz eşyaları. Bizi karşılayanlar arasında depremin hemen ardından itibaren burada olan arkadaşlarımız da vardı. Zaten artık buranın insanı gibi olmuşlardı. Getirilen yardımların indirildiği bu depolarda çalışmışlar epey. Son üç gündür de köyleri dolaşan sağlıkçılara yardım ediyorlarmış. Onların bu aşinalığıyla hızlıca indirdik ve depoya yerleştirdik eşyalarımızı. Günlerdir gelen yardımlardan hiç giyilmeyecek kadar eski ve Van’ın soğuğunda bir anlamı olmayan incecik giysiler de varmış. Oradaki arkadaşlarımız bizimkiler öyle şeyler getirmezler demiş. Ve getirdiğimiz özenli eşyalar nedeniyle teşekkürleri alırken günlerce verdiğimiz emeğe deymiş dedik, iyi ki tek tek seçerek yapmışız paketlerimizi. Kamyonumuzu boşalttıktan sonra Erciş’e geçtik. Yol boyunca yıkılmış evler vardı ve deyim yerindeyse her yer tuzla buz olmuştu. Yoksul evlerin yaşamları yıkılan duvarlarla gözler önüne serilmişti. Sağlam kalan evlereyse insanlar korkudan yaklaşamıyordu bile. Deprem neredeyse her gün tekrarlanıyordu ve insanlar her gün ölümle yüzleşmeye devam ediyordu. İşte burada yıkılan devlet gerçeğini gördük bir kez daha. Deprem olur olmaz açıklama yapma yarışına giren AKP’nin bakanlarının yalanlarını gördük bir bir. Her enkazın başında ekiplerimiz var diyorlardı. YALAN! Ekipler çalışmaya son verdi ancak hala taşınan yıkıntılardan cesetler çıkıyor. Cenazesine ulaşılamayan birçok kayıp var hala. Herkese çadırlar ulaştırıldı kimse mağdur bırakılmadı diyorlardı. YALAN! Van’ın keskin soğuğuna karşı insanlar incecik çadırlarda yaşamaya çalışıyorlar. Bazılarında o bile yok. Erciş’in üç katına yetecek kadar çadır ve yardım olduğu söyleniyor valiliğin yardımlara el koyarak oluşturduğu depolarında. Buna rağmen kaymakamlığın yardım diye gönderdiği paketlerden benzinliğe ait giysiler çıktı. Bunlar da eski pis ve giyilmeyecek vaziyetteydiler. İnsanlar kaymakamlığı basarak bu yardımları geri götürdüler. Bu eylemlerin hiçbiri yansımıyor basına. Ertesi gün saat 11.30’da yaptık basın açıklamamızı. İnsanların en sevdiği slogan “katil devlet hesap verecek” oldu. Açıklamamızı pür dikkat dinlediler. Açıkçası böyle bir açıklamaya ben de ilk defa tanıklık ediyordum. Açıklama sırasında bütün caddenin gürültüsü, akan trafiği durdu. Kimseden çıt çıkmıyordu, kafalar onaylarcasına sallanarak dinledi Erciş halkı açıklamamızı. Açıklamadan sonra yorumlarsa şöyleydi: ”buraya birçokları geliyor, ahlarla vahlarla geziyor, baş sağlığı diliyorlar yalnızca. Siz bizlere umut taşıdınız, gerçek hedefi, hesap sormayı anlattınız. Günlerdir burada canla başla çalışıyorsunuz, artık başımızın tacısınız”. İşte Anadolu halkının vefası... Ve insanları aptal yerine koyanlara iyi bir cevap. Halkımız her şeyin farkında ve artık gecekondulardan gelip gırtlağımızı kesecekler diyenlerin kaçacak delik araması gerekiyor! Açıklamamızın ardından yola çıkmak üzere arabalarımıza yöneliyoruz ve tabi bizimle beraber bizleri misafir eden Erciş halkı da bizi uğurlamaya geliyorlar “mutlaka tekrar bekliyoruz” temennileri ile. Van’da ne gördük? Yıkılan duvarlar, enkazlar… En çok da yıkılan duvarlardan yoksulluğumuz ve enkaz altında kalmış olan devlet gerçekliği görülüyordu tüm çıplaklığıyla. Van’da olmuş bitmiş bir deprem değil, sürmekte olan bir deprem var ve şunu bir kez daha gördük ki sorunlarımızı devlet değil, biz çözeriz ve böyle de yapmaya devam edeceğiz…
|