Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

19 Aralık'ta Bayrampaşa'da katledenlerin davası PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 04 Aralık 2011 20:52

İstanbul’da, 2 Aralık cuma günü, Bakırköy Adliyesinde, 19 Aralık Bayrampaşa operasyonuna katılanlarla ilgili açılan davaya devam edildi.

Hatırlanacağı gibi bu dava, verilen mücadelelerin sonucunda, katliamın üzerinden 10  yıl geçtikten sonra açılabilmişti.  Ve davada, katliamın gerçek sorumlularının açıklanması, katillerden hesap sorulması için mücadeleye devam ediliyor.

TAYAD’lı Aileler, duruşma başlamadan önce saat 10.00'da Bakırköy adliyesinin önündeydiler. Basın açıklamasını okuduktan sonra, mahkemenin görüşeceği salon küçük olduğundan, ailelerin bir kısmı duruşma salonunda yerini alırken, bir kısmı da dışarıda beklemek zorunda kaldılar.

Saat 10.15 civarında başlayan duruşma kesintisiz 5 saat sürdü. Bir önceki davada, operasyonla ilgili imzalanan belge hakkında incelenme istenmiş, bunun sonucunda ise, belgenin altındaki iki imzanın tamamen sahte olduğu, diğer iki imza sahibinin ise İstanbul'da o dönemde bulunmadığı açığa çıkmıştı.

Bu duruşmada ise, operasyon zamanında yetki ve sorumluluğu bulunan daha sonra Bayrampaşa operasyonunu anlatan bir kitap da yazan jandarma yüzbaşısı Zeki Bingöl, cumhuriyet savcısı Ferzan Çitici'nin dinlenmesi, haklarında dava açılan sanıkların yeniden mahkemeye sevk edilmesi yönünde kararlar alındı. Bir sonraki duruşma 19 Mart'a  ertelendi.

BU DAVANIN HER DURUŞMASI GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAYACAKTIR.

19 – 22 Aralık 2000 tarihinde yapılan HAYATA DÖNÜŞ operasyonunda 28 tutsak katledildi. Bayrampaşa Hapishanesinde 12 tutsak katledildi. 6 kadın tutsak diri diri yakıldı.

Katliamı yapan devlet gerçekleri gizleyemedi. Aradan 11 yıl geçmiş olmasına rağmen gerçekler ortaya çıkıyor. Çıkmaya da devam edecek. Çünkü artık bu katliamı yapanlar bile savunamıyor.

Bayrampaşa’da, Ümraniye’de, Çanakkale’de katleden devlettir. Katilleri gizleyen devlettir. Ancak bize rağmen gerçeklerin üzerini örtemezler. Gerçekler yavaş da olsa ortaya çıkıyor.

Bu sonucu sağlayan bizim sahiplenmemizdir. Biz yıllarca katliamdan sonra tutsaklar aleyhine açılan davaların tümünü takip ettik ve gerçeklerin ortaya çıkmasını sağladık. Şimdi göstermelik yargılanan 39 erle kandırılmaya çalışılıyoruz. Bu oyunu bozmak elimizdedir. Gerçek katillerin cezalandırılmasını sağlamak elimizdedir.

Hatırlayın; katliamdan hemen sonra tutsaklara davalar ardı ardına açılmıştı. İsyan, öldürme, yaralama, kamu malına zarar verme iddialarıyla yüzlerce yıllık hapis istemleriyle davalar açıldı. Oysa gerçek ortada idi. Nitekim bu davaların her duruşması gerçeklerin ortaya çıkmasına vesile oldu. Ardından göstermelikte olsa askerlere davalar açıldı. Şimdi de Bayrampaşa Operasyonundan dolayı 39 er yargılanıyor. Aynı anda 20 hapishaneye yapılan bir operasyonun sorumluluğunu 39 ere yıkmak hiç mantıklı değildir. Buna rağmen iktidarın katilleri koruma tavrı devam ediyor. Şimdi de tutsakları suçlayan bir tutanaktaki imzaların sahte olduğu ortaya çıktı. Tutsakların askerlere ateş açtığını, birbirlerini öldürdüklerini, yaraladıklarını, kadınları diri diri yaktıklarını içeren tutanaktaki imzaların sahte olduğu ortaya çıktı. Tutanaktaki 5 imzadan üçü gerçekte olmayan sicil nolu subaylar adına atılmış, iki subay ise zaten operasyon esnasında başka illerde imişler. Sahteciliğin boyutuna bakın! Bu kadar pervasızlar.

Operasyona katılan subaylardan Zeki Bingöl Bayrampaşa Hapishanesini anlattığı kitabında operasyon hakkında kısa da olsa bilgiler veriyordu. Yazdığına göre; operasyondan önce savcılar ve askerler operasyona katılacak subayların yargılanmayacağı, kimlik bildirimlerinin yapılmayacağı, sicil numaralarının verilmeyeceği, sicil numaraları verilse sahte sicil numaraları verileceği konusunda anlaşmışlardı. Anlaşılan o ki savcıların bu anlaşmaya sadakatleri devam ediyor. Çünkü halen operasyonun asıl sorumluları, komuta kademesi, operasyon kararlarını alanlar, operasyona komuta edenler yargılanmıyor. Şimdi de yine dosyaya gelen bir belge ile öğreniyoruz ki tutsakları suçlayan tutanağa imza atan subaylar sahte imiş. Tutsakların birbirlerini, askerleri öldürdüğünü, yaraladığını, kadınları diri diri yaktığını, ateş açtıklarını içeren tutanağı kim yazdı? Kimler imzaladı?

Bu sorular cevaplanmalıdır. Gerçek en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkacak. Karanlıkta kalan tek bir nokta olmayacak. Buna izin vermeyeceğiz. Zaman aşımı kararları da kimseyi kurtaramayacak.

Şimdi tekrar soruyoruz:

Operasyon kararını kimler aldı? Operasyon nerede planlandı?

Operasyona katılan subaylar kimler?

Operasyonda hangi silahlar kullanıldı?

Bu silahların kullanılması talimatını kim verdi?

Operasyon planlanırken 300 tutsağın öleceğini kim öngördü?

Niçin tutsakların üzerine savaşa gidilir gibi gidildi ve tutsaklara derhal ateş açıldı? Öyle ki feda eylemi yapıp kendilerini feda eden tutsaklara bile ateş açıldı. Niçin?

Halen ne olduğunu tespit edemediğimiz kimyasal bombaların kullanılması kararını kim verdi? Bu bombalar nereden alındı? Hangi kimyasal bombalar kullanıldı?

Yeni sorularımız olacak. Her duruşmada yeni sorular soracağız. Sorularımızın cevaplarını alana kadar iki elimiz yakanızda olacak.

TAYAD’LI AİLELER

 

Ana sayfa