| Ankara'da Tutuklu Yürüyüş Çalışanları Serbest Bırakılsın Eylemi |
|
|
|
| Cumartesi, 24 Aralık 2011 09:15 |
|
Halit Güdenoğlu'nun Sincan 1 Nolu F Tipi Hapishanesi'nden gönderdiği mektup: “Merhaba Arkadaşlar Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin basın alanında çalışırken, bu mücadelenin bedellerinden biri olarak getirildiğimiz Sincan 1 Nolu F tipi hapishanesin'den tüm özgür tutsaklar adına eyleminizi selamlıyorum. Söylediğim gibi bizler, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelenin kaçınılmaz biridir tutsaklık. Hapishanelerle düşüncelerimizden vazgeçirmeye, ”yola getirmeye çalışıyorlar. Devrimcileri “yola getirirlerse”, tüm halkı kontrol altında tutabileceklerini biliyorlar çünkü. Bu yüzden önemlidir devrimcileri “teslim almak.” Ama ne kadar uğraştılarsada yapamadılar. Fiziki olarak hapsetmiş olsalar da; devrimcilerin beyinlerini, iradelerini teslim alamadılar. Düşüncelerinden vazgeçiremediler. Bu yüzder-n son olarak bu tecrit hücrelerini yaptılar ve devrimcileri yaptıkları katliam operasyonları ile buralara yerleştirdiler. Bütün saldırılardan olduğu gibi bunu da emperyalist babalarından görüp öğrenmişlerdi. Sık sık “Avrupa standartlarında” demeleride bundandır. Doğrudur, bu işkence önce Avrupa ülkelerindeki tutsaklar üzerinde denendi. Kendi kendine bir şey üretme yetisinden yoksun olan işbirlikçi iktidarlarise işkence yöntemini bile emperyalistlerden devşirdi. Fakat bu saldırılarıda tutsakların 7 sene süren büyük direnişine çarptı. Tüm ümitlerini bağladıkları tecrit hücrelerinde de devrimcileri teslim alamadılar. Yine de çaresizce saldırmaya hak gasplarına devam ediyorlar. Sohbet hakkımız 10 saat uygulanmıyor., söylemiş oldukları saatte tam olarak uygulanmış değil. Bu mektubu yazıyorum ama iki hafta sonra göndereceğim. Çünkü şu an uygulanan “1 ay haberyeşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma” cezamız var. Gerekçe malum, “Gereksiz yere marş söylemek ve slogar atmak”. Ceza “iletişim” ama ayda bir kez çıktığımız açık görüşümüzü de bu cezayı bahane ederek gasp ediyorlar. O hafta kapalı görüşe çıkartmayarak bir hafta ziyaretçisiz bırakıyorlar. Üstelik ceza süresi 1 ay fakat 4 ay açık görüşe çıkamıyoruz. Ceza bittikten sonraki 3 ay gözlem süresiymiş. Açık görüşümüzü gasp ederek neyin gözlemini yapacakları ayrı bir konu. Bizler 24 Aralık 2010 tarihinde dergimizin teknik işlerinin yapıldığı Ozan Yayıncılık'ın gece yarısı özel harekat polisleri tarafından, kapıları ve duvarları yıkılarak basılması sonucu , yerlerde sürüklenerek, dayak ve küfürlerle gözaltına alındık. Baskın sırasında ve gözaltındayken Hiçbir açıklama yapma gereği duymadılar. Israrla neden gözaltına alındığımızı sormamız üzerine polislerden biri kerhen “ Baskın sırasında orada olduğunuz için” cevabını verdi. Aldığımız tek cevapta bu oldu. Sonrasında İstanbul'dan Ankara'ya getirildik ve 28 aralık 2010 günü tutuklanarak Sincan 1 Nolu F Tipi Hapishanesi hücrelerine konulduk. Neyle suçlandığımızı bilmeden 11 ay tutsak kaldık. Deniz Feneri, Balyoz, Ergenekon davalarıyla “tutukluluk sürelerinin uygun olması” tartışılıyor. Hatta AKP hükümetinin içinde bile rahatsız olduğunu söyleyenler var. Fakat konu devrimciler olunca kimsenin sesi çıkmıyor. Bırakın tutuklu ya da tutuksuz olmayı biz 12 aydır yargılanmayı bekliyoruz. İddanameye getirilen gizlilik kararı ile avukatlarımızda 11 ay boyunca herhangi bir bilgi alamadılar. Yani 11 ay boyunca ilk gün ne biliyorsak onu bildik. Mahkeme durumumuz bu şekilde. Bu da tecrit saldırısının bir parçası. Belirsizlik! Neden tutuklandığını, neyle suçlandığını dolayısıyla neden halen hapiste olduğunu bilmiyorsun. Bu belirsizlikle moral bozmaya, tecritin etkilerini arttırmaya çalışıyorlar. Ama bu da çaresizliklerinden başka bir şey ifade etmiyor. Bizler halka gerçekleri anlatmak için neleri göze aldığımızı Ferhat Gerçek'le, Engin Çeber'le gösterdik, göstermeye devam ediyoruz. Sizlere tüm Sincan özgür tutsaklarının sıcak selamlarını getiriyorum. Hepinizi sevgi ve özlemle kucaklıyorum.
Halit Güdenoğlu” |