Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Antalya’da Çadır Eylemini Bitirdik; Halaylarla Meydanı İnlettik PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 30 Aralık 2011 19:18

29 Aralık Perşembe, 3 günlük açlık grevi ve çadır eylemimizin sonu. Basına ve kamuoyuna ilk günden söylediğimiz gibi; her ne pahasına olursa olsun bu eylemi yapacağız”.

Direnişimizi ilk günden takip eden halkımıza ve basına söz verdiğimiz gibi 3 gün sonra bitiriyoruz. Onlar da başı dik sözünün eri olan bizleri bugün de yalnız bırakmıyorlar.

Eylemimizin sonunun gelmesine rağmen, halkımız imza masasını terk etmiyor kuyruk var. Saat, basın açıklaması yapacağımız 14.00’de yaklaşıyor. Yavaş, yavaş saflar sıklaşıyor. Eylemimizin sonlandırmak için alana iyiden iyiye yığılıyoruz. Saflarımızda kimler yok ki; işçiler, öğrenciler, sanatçılar, doktorlar, turizmciler… Son hazırlıklarımızı yapıyoruz. 3 gündür aynı yerde duran “Füze Kalkanı Değil, Demokratik Lise İstiyoruz” pankartımız kitlenin en önündeki yerini alıyor. Pankartın arkasında, yanında, sağında, solunda sayamadığımız kadar insan var. Saflar net pankartın arkasında biriken halk ve karşımızda, bize gözdağı vermek isteyen halk düşmanı polis teşkilatı. İşte buradayız. Tıpkı ilk gün olduğumuz gibi! Yalnız bir fark var; bu kez daha çoğuz. Zaferimizin verdiği güçle daha da diriyiz. Polisin birkaç provokasyon girişimi eylemimizin güçlülüğüne çarptıktan sonra, eylemimiz devam etti. Basın açıklamasını okuyan arkadaşımız; “Bizler üç gün önce buraya açlık grevi çadırımızı açmak isterken polis tarafından tam üç kez saldırıya uğradık. Yerlerde sürüklendik dayak yedik işkence gördük. Buna benzer uygulamaları diğer arkadaşlarımız Edirne’de, Çanakkale’de, İzmit’de, Malatya’da, İzmir’de ve ülkemizin birçok yerinde yaşadılar.

Peki, neden bu kadar işkenceyi göze alıp tekrar, tekrar sokaklara çıktık?

Çünkü biz Malatya’ya kurulacak olan Amerika’nın füze kalkanını istemiyoruz. Biz dünya halklarının baş düşmanı olan Amerika’nın kiralık katilleri olmak istemiyoruz. Füze kalkanı projesi, Ortadoğu halklarına ve bize; kan ve ölümden başka bir şey getirmeyecek. Amerika Malatya’ya kuracağı füze kalkanıyla Ortadoğu halklarının tepesine bomba indirecek. Kendini hedef olmaktan çıkarıp bizi; hedef haline getirerek, komşu halklarla savaşmamıza neden olacak.                                                                                                                                                        Biz yukarda söylediklerimizi uydurmuyoruz, aksine geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. 1966 da ülkemizde üs sayısı 12’ye çıkartılıp, topraklarımızın 35 milyon metrekarelik bölümü Amerika’nın ve NATO’nun denetimine geçtiğinden beri halkımızı uyarıyoruz. Öyle ki İncirlik üssüne Cumhurbaşkanı bile Amerika’nın izni olmadan giremiyor. Yakın zamanda açılan İzmir’deki NATO hava üssünden Libya’ya onlarca bomba atıldı. 50 bin Libyalı katledildi. Yine İncirlik üssüne konan, insansız hava araçlarıyla Ortadoğu’ya onlarca uçuş yapıldı. Ortadoğu halkları tehdit edildi. Ardı sıra İran’dan uyarı geldi dediler ki “füze kalkanı Malatya’ya kurulursa, olası bir saldırıda önce Malatya’yı vururu” Ve bunların tamamının üstü örtülerek kamuoyu etkisiz bırakıldı. Şu anda ülkemizde bilinen ya da bilinmeyen 132 emperyalist üs var. Önümüzde buna benzer örnekler varken neden ülkemizin emperyalizme peşkeş çekilmesine izin verelim. Halkımızın kandırılmasını neden seyredelim.

Biz bu ülkenin vatanseverleriyiz; devrimcileriyiz. Biz yukarıda saydığımız sebepler yüzünden; işkencelere rağmen bıkmadan, usanmadan sokaklara çıkıp eylemler yapıyoruz. Bizce her vatanseverin anti-emperyalist olması gerekir, bizimle beraber meydanlara çıkıp, geleceğini savunması gerekir. Çünkü bağımsız olmayan bir ülkenin geleceği karanlık demektir.

Ve bize yapılan bu saldırılarda halk kimlerin asıl vatansever olduğunu, kimlerin ise satılmış olduğunu bir kez daha gördü.

Buradan bir kez daha haykırıyoruz; biz gücümüzü vatana ve halkımıza olan sevgimizden alıyoruz. Bu güçle alanlarda “füze kalkanı değil, demokratik lise istiyoruz” demeye devam edeceğiz. Biz demokratik lise talebiyle; halkımızın füze kalkanına değil, özgür, bilimsel, demokratik eğitime ihtiyacı olduğunu haykırmaya devam edeceğiz.

Halkımızı bu haklı talebimiz için, yanımızda mücadele etmeye çağırıyoruz. Ve diyoruz ki birlik olursak; hiçbir güç karşımızda duramaz. Çünkü biliyoruz ki “ savaşan yenilebilir ama savaşmayan zaten hep yeniktir!diyerek; halka bir kez daha her şeyi izah etti.

Hep bir ağızdan atılan “Yaşasın Dev-Genç Yaşasın Dev-Gençliler, Amerika Defol Bu Vatan Bizim, NATO’nun Askeri Halkların Katili Olmayacağız” sloganlarımız ise adeta bir koro edasında, insanları yanımıza çağırıyordu. Öfkemizi ise düşmanın suratına çarpıyordu. Artık sıra eylem sonunda, müzik eşleğinde çekeceğimiz halaylarımıza gelmişti. Ses verildi, davul gürledi ve umudun halayı elde bayraklarımızla sahneye çıktı…

Dost, düşman gördü ki bu ülkede umut tükenmez. Korku kaleleri böyle tek-tek yıkılır. Ve Anadolu’da bundan daha büyük halaylar çekilir.

*

Antalya’da Halklaşan Çadır Eyleminin 3. Günü; İşte Buradayız!

28 Aralık Çarşamba günü direnişle kazanılan Antalya’daki çadır eylemi devam ediyor. Sabahın ilk ışıklarıyla dostlarımız bize çay getiriyor. Acemiliklerinden olsa gerek kahvaltılık börek ve simit de getirmişler. Arkadaşlarımız açlık grevi alanın da açlık grevi yapmayanların bile bir şey yemeyeceklerini hesaplayamamışlar. Ama bu bile direnişe olan saygının ve sahiplenmenin bir göstergesiydi.

Geceden beri bizi yalnız bırakmayan, yeni tanıştığımız arkadaşlarımızla beraber çaylarımızı yudumladık. Daha sabahın ilk saatlerinde bile imza masamızın önü dolup, taştı. Atılan her imza eylemimize güç katıyordu. Açlık grevi ekibi dışındaki Dev- Gençliler de yavaş-yavaş alana doluşmaya başladılar. Hiç boşalmayan imza masamızla beraber günü öğlen etmek üzereydik. Arkamızda geldiğimiz günden beri açık olan gıda kermesi tüm ironisiyle ordaydı. Bir yanda açlık grevi, bir yanda hemen arkamızda kermes alanında yemek yiyenler. Bu durumun farkına varmış olacaklar ki; gıda kermesinden dolayı bizden sık-sık özür diliyorlar ve eylem bittikten sonra yemek sözü veriyorlar. Hatta birkaç paket yapıp daha sonra yememiz için bize verdiler. Saat 14.00’de yaklaşırken yine bir polis yığınağı gözümüze çarpıyor. Neden diye düşünürken; arkadaşlarımızın basına yanlış servis ettikleri eylemi bitiriş tarihi aklımıza geliyor. Hâlbuki eylem yarın 14.00’da sona erecek. Onlar da hatalı servisi tekrar basından öğrenince geri çekiliyorlar. Bu arada Ulusal TV muhabirleri bizimle röportaj yapmaya geldiler. Verdiğimiz röportajda “Füze Kalkanı Değil, Demokratik Lise İstiyoruz” taleplerimiz yineleyip, füze kalkanına karşı 13 Ocak’ta Kürecik’te olacağımızı söyleyip, herkesin bu eyleme destek vermesini istedik. Eylemimize basının ilgisi bugün de çok yoğun; Ulusal TV’den sonra Akdeniz Son Nokta dergisiyle röportaja girişiyoruz, bu arada imzalarımız toplanmaya devam ediyor. Röportaja açlık grevini temsilen bir kişi, üniversite ve liseli Dev-Genç’i temsilen birer kişi katılıyor. Röportaj bittikten sonra Ocak ayı sayısında haberin çıkacağı sözünü alıyoruz ve misafirimizi uğurluyoruz.

Saat 15.00 gibi Yürüyüş dergisi de masadaki yerini alıyor. Gerçeklerin sesi olmaya devam ediyor. Masaya gelenler; insanların düşüncelerini aldığımız defteri doldurmayı ihmal etmiyorlar. Ve kısaca şunu yazıyorlar; “bu gençler haklı,  füze kalkanının topraklarımızda ne işi var”… Daha sonra halkımızla sohbet etmeye devam ediyoruz. Ve bir amcamız “siz burada dayak yerken ben de buradaydım ama lanet olsun bana ki korkumdan sizi yalnız bıraktım çocuklar sizden özür diliyorum” diyerek pişmanlığını dile getirdi. Biz de üzgün olan amcamızı teselli edip, yaptığı itirafın çok güzel olduğunu, üzülmemesini söyledik. Ve sohbetimiz amcamızın gözlerindeki umudu görünceye dek devam etti. Bu arada Cumhuriyet gazetesinden bugün ya da yarın için röportaj sözü aldık, bekliyoruz.

Gün akşam olurken imzalarımız çoktan 2500’ü geçmişti. Masanın üzerindeki Yürüyüş dergileri de bitmek üzere…

Saat 22.00; hava soğuduğu için tenekenin içinde ateş yakıyoruz. Gece açlık grevinde ki ekibe destek için birkaç arkadaşımız geldi. Burada sabahlayacaklar. Yanlarında tüp ve çay için erzak getirmişler. Az sonra çayımız da hazır olacak…

Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-0Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-1Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-2Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-3Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-4Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-5Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-6Antalya-fuzeKalkani-cadir-3gun-20111228-7Antalya-fuzeKalkani-cadir-songun-20111229-1Antalya-fuzeKalkani-cadir-songun-20111229-2Antalya-fuzeKalkani-cadir-songun-20111229-3Antalya-fuzeKalkani-cadir-songun-20111229-4Antalya-fuzeKalkani-cadir-songun-20111229-5

Ana sayfa