| TKMP: Tecrit Öldürmeye Devam Ediyor |
|
|
|
| Salı, 03 Ocak 2012 21:04 |
|
TKMP yaptığı eylemle Tecritin yarattığı vahşeti bir kez daha gözler önüne serdi. Platfom, “Tecrite Son!/Tecrite Karşı Mücadele Platformu” pankartlarını açarak “Tecrite Son!”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!”, “Sohbet Hakkı Uygulansın!”… sloganlarını attıktan sonra hazırladıkları basın metnini okudular. Okunan metinde; “F tipi hapishanelerde tutsakların en temel insani hakları ve talepleri tecrit politikDsında ısrar edilerek yok sayılmaya devam ediyor, keyfi uygulamalarla tecrit daha da boyutlandırılmak isteniyor. 11 yılı aşkın bir süredir devrimci tutsaklara dayatılan kimliksizleştirme, teslim alma ve katletme politikası hızından bîr şey kaybetmeksizin sürdürülüyor.” Denilerek gündeme ilişkin de şu sözlerle devam ettiler; “ Tecridin 2011 yılında öldürdüğü son insan ise Mehmet Aras. Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde 12 yıldır "Örgüte yardım etmek" suçlaması ile tutuklu bulunan Mehmet Aras, tahliye edilmeyerek ölmelerine göz yumulan diğer arkadaşları gibi bile bile ölüme gönderildi. Hastane raporları, uzman doktor teşhisleri, insan hakları savunucularının çağrısı, tüm girişim ve çağrılara rağmen tahliye edilmeyen Aras, 18 Aralık günü önce mide kanaması geçirmiş ardından kaldırıldığı hastanenin yoğum bakımından bir daha çıkamadı. Şırnak'ta 35 kişiyi katleden zihniyetle Mehmet Aras'ı öldüren zihniyetin aynı olduğunu biliyoruz. Devrimcî tutsakların tecrit hücrelerinde her türlü baskı ve işkenceye maruz kalmasına, sessizliği boğulmasına sessiz kalmayan bizler her türlü saldırıya karşı tutsakların direnişinin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.”30 kişinin katıldığı eylem basın metnin okunmasının ardından eylem bitirildi.
Açıklamanın tam metni; Basına ve Kamuoyuna, F tipi hapishanelerde tutsakların en temel insani hakları ve talepleri tecrit politikasında ısrar edilerek yok sayılmaya devam ediyor, keyfi uygulamalarla tecrit daha da boyutlandırılmak isteniyor. F tipi tecrit hapishaneleriyle 11 yılı aşkın bir süredir devrimci tutsaklara dayatılan kimliksizleştirme, teslim alma ve katletme politikası hızından bîr şey kaybetmeksizin sürdürülüyor. Aralık ayı boyunca da devrimci tutsaklar açısından F tipi tecrit uygulamalarının oluşturduğu tabloda bir değişiklik yaşanmadı. Bizler de Tecrite Karşı Mücadele Platformu olarak Aralık ayı hak ihlalleri raporunu açıklamadan önce 2011 yılını geride bıraktığımız bu son günde hapishanelerin son bir yıllık sürecine değinmek istiyoruz. 2011 yılında da "Örgütsel iletişim", "örgütsel amaçlı haberleşme" vb. gerekçelerle tutsakların gönderdiği ve tutsaklara gelen çok sayıda mektup ve faks keyfi bir şekilde verilmedi ya da karalanarak okunamayacak hale getirildi. Tutsakların bu keyfi uygulamaları konu ettikleri dilekçeler ya kaybedildi ya da reddedilerek sonuçsuz bırakıldı. Telefon hakkı "mesai bitti" vb. gerekçelerle gasp edildi. Görüş yasakları ve onur kırıcı aramalar da keyfî uygulamaların değişmez tablosunu oluşturdu. Açık görüş, telefon görüşmesi, haftalık kapalı görüşme, mektup alma-gönderme, kütüphane, arkadaş görüşü gibi tecridin etkisini azaltacak imkanlar, disiplin uygulamalarıyla kısıtlandı, disiplin cezaları keyfi olarak verilmeye devam etti. Tutsaklar dergi, gazete, kitap ve talep ettikleri çeşitli ihtiyaçlardan yine keyfi gerekçeler oluşturularak mahrum bırakıldı. Basın savcılığınca tedbîr altına alınmamış, hakkında yasaklama veya toplatılma kararı verilmemiş yayınlar bile hapishaneye keyfi biçimde alınmadı. Genel aramalarda -ki çoğuna jandarmanın da iştirak ettiğini ve fiziki saldırıların olduğunu unutmadan- tutsaklar havalandırmaya zorla çıkarıldı, eşyalarına el konuldu ve hücreler dağıtılarak yıldırma ve sindirme politikası her fırsatta hayata geçirilmeye çalışıldı. Yeni tutuklananlar, hapishaneye girişte çırılçıplak soyularak arandı, aramada fiziksel güç kullanıldı, tutsaklar tehdide ve hakarete maruz kaldı. Tutsakların hücreleri zorla değiştirildi ve bu keyfi uygulamalara karşı koyan tutsaklar hakkında soruşturmalar açıldı, disiplin cezaları verildi. Dilekçe hakkı engellenerek infaz idaresine, savcılığa, mahkemelere veya parlamento komisyonlarına verilecek dilekçelere ya sansür uygulandı ya da dilekçeler kayboldu, akıbetleri hakkında bilgi verilmedi, infaz hakimleri de hapishane idaresinin tüm uygulamalarını onayladı, tutsakların başvurularını reddetti. 2011 yılı boyunca da sağlık hakkı gasp edildi. Hastane doktorları kapsamlı muayene yapmadı, hastalarla doktor yalnız bırakılmadı, tutsakların kelepçeleri açılmadı. Durumu ağır olan tutsaklar ölüme terk edildi, tahliye edilmedi. Hücrelerde yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda bulunan hasta tutsaklara hücre cezaları verilerek tek kişilik hücrelerde tutuldu ve ölüme davetiye çıkartıldı. Ağırlaştırılmış müebbetliklerin tek kişilik hücrelerinde yaşamı yeniden örgütleme çabaları "zor"la karşılık buldu. Sohbet hakkı gasp edilmeye devam edildi. Fiziki şiddet ve işkence devam etti. Hem hücrelerde hem de mahkeme dönüşlerinde sık sık saldırılar meydana geldi. Birçok F tipinde disiplin cezası olan 'süngerli oda' uygulamasında da fiziki şiddet kullanıldı. Nakil ve sevk esnasında kullanılan ring araçları sağlıksız ve insan nakline hala elverişli değil. Tutsakların saatlerce bu araçların içerisinde tutulmasında da değişiklik olmadı. Yıllarca hiçbir gerekçe, delil gösterilmeksizin insanların hapishanelerde tutularak uzun tutukluluk süreçlerinin "cezaya" çevrilmesinde de değişiklik olmadı. 2011 yılında hapishaneler cephesinden değişen bir durum yokmuş gibi görünebilir. Fakat az önce saydığımız tüm yapılan ve yapılmayan şeyler bu sene daha bir ivme kazandı. Sürgün şevkler arttı, tutsaklar istekleri dışında başka yerlere götürüldüler. Devlet bu sene öyle bir pervasızca saldırıp tutukladı ki, artık hapishanelerde yatacak yer kalmadı. "KCK Operasyonu" adı altında aydınlar, sanatçılar, öğrenciler, akademisyenler, avukatlar, insan hakları savunucuları tutuklanarak hapishanelere kondu. Nisan ayında açıklanan verilerde 120. 000 tutsak görünürken, yılın son aylarına geldiğimiz şu günlerde bu sayı 140. 000'nin üzerine çıktı. 2011 yılında hapishanelerde 31 tutsak yaşamını yitirdi. Tecridin 2011 yılında öldürdüğü son insan ise Mehmet Aras. Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde 12 yıldır "Örgüte yardım etmek" suçlaması ile tutuklu bulunan Mehmet Aras, tahliye edilmeyerek ölmelerine göz yumulan diğer arkadaşları gibi bile bile ölüme gönderildi. Hastane raporları, uzman doktor teşhisleri, insan hakları savunucularının çağrısı, tüm girişim ve çağrılara rağmen tahliye edilmeyen Aras, 18 Aralık günü önce mide kanaması geçirmiş ardından kaldırıldığı hastanenin yoğum bakımından bir daha çıkamadı. Şırnak'ta 35 kişiyi katleden zihniyetle Mehmet Aras'ı öldüren zihniyetin aynı olduğunu biliyoruz. Devrimcî tutsakların tecrit hücrelerinde her türlü baskı ve işkenceye maruz kalmasına, sessizliği boğulmasına sessiz kalmayan bizler her türlü saldırıya karşı tutsakların direnişinin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Tüm devrimci demokratik, ilerici kurum ve kişileri tutsakların talepleri doğrultusunda sürdürdükleri direnişi desteklemeye ve yanlarında olmaya çağırıyoruz. Tecride Karşı Mücadele Platformu |