| Çorum'da Yaşananlar 'Olay' değil Katliamdır |
|
|
|
| Pazar, 29 Ocak 2012 18:14 |
|
1980 yılında Çorum’da yaşanan katliamla ilgili Çorum basınında çıkan haberler üzerine Çorum Pir Sultan Abdal Derneği bir eylem yaptı. 28 Ocak 2012 Cumartesi günü saat 16.45’te Bahabey Caddesi üzerinde bulunan dernekte buluşan dernek üyeleri buradan sloganlarla Özdoğanlar Kavşağı’na kadar geldiler. Kavşakta ’Çorum’da Yaşananlar Olay Değil Katliamdır; Adnan Baran Mağdur Değil Katliamın Başsorumlularından Biridir!’ yazan ozalit pankartı açtılar. Burada da ‘İnanç Özgürlüğü İstiyoruz, Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz, Katliamcılar Cezalandırılsın, Aleviyiz Haklıyız Kazanacağız’ sloganları atıldı. Kitle adına konuşan Hüseyin Teke ‘12 EYLÜL BUGÜNDÜR, SÜRDÜRÜCÜSÜ AKP’DİR! ÇORUM’DA YAŞANANLAR OLAY DEĞİL, KATLİAMDIR! KATİL DEVLETTİR! ADNAN BARAN MAĞDUR DEĞİL, FAŞİST BİR KATİLDİR!’ başlıklı açıklamayı okudu. Çorum halkına seslenen Hüseyin Teke; ‘bağımsız olmayan ve faşizmle yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Bir yandan sömürge bir ülkede yaşamanın sonucu olarak her geçen gün hak gasplarına uğruyoruz. Başta ekonomik, sosyal haklarımız olmak üzere yaşamak için bize lazım olan ne varsa elimizden alınıyor. Bunlara karşı direnişleri, örgütlenmeyi engellemek için yapılan katliamların, kayıpların, infazların, işkencenin yaşanmadığı bir günse neredeyse yok. Öte yandan, açlığı, yoksulluğu ve faşist baskıları yaşarken; bugünün iktidar sahibi olan AKP’nin demokrasicilik oyununda da figüran olmamız isteniyor. Oyunda gelinen son nokta 12 Eylül’ü yargılamak, darbecilerden hesap sormak adı altında halk düşmanlarını aklama çabasıdır. 12 Eylül geçmiş değil, bugündür! Faşizm AKP’nin halk düşmanlığında ifadesini bulmaktadır. Uğradığımız kıyımlar, katliamlar halk düşmanlarının aklanmasına malzeme yapılmak isteniyor. Bizler de işte bu oyuna figüran yapılmak isteniyoruz. Bunu kabul etmiyoruz! Bu oyunu bozacak ve katliamcıları her koşulda teşhir edeceğiz! Hiçbir hesabımızı halk düşmanlarının yanına bırakmayacağız.’ diyerek sözlerine başladı. Ardından neden bu eylemi yaptıklarını şu sözlerle ifade etti: ‘KATİLLERDEN HESABI HALK SORAR! Son günlerde özellikle Çorum yerel basınında, 12 Eylül iddianamesi olarak hazırlanan dosyada 1980 yılında Çorum’da yaşanan katliama değiniliyor. Ankara 12. ACM’ de kabul edilen iddianamenin Çorum’a ilişkin bölümünde, yaşananlara OLAY olarak yer verilmiş. Üstelik bu bölümdeki anlatımlar Adnan Baran’ın ifadeleri doğrultusunda yazılmıştır. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki; Çorum’da yaşanan bir olay değil, planlı bir katliamdır. Alevi ve demokrat halka yönelik bir katliamdır. Çorum’da yaşayan 70 bin Alevinin taraf olduğu bir katliamdır. O tarihe kadar mahallelerde kardeşçe, bir arada yaşayan yoksul emekçi halkı yerinden yurdundan sürgün edip, bir şehri ikiye bölen bir katliamdır. Katil devlettir. Katliam bir devlet politikasıdır. Halkın mücadelesinin geliştiği, örgütlenmenin büyüdüğü her süreçte halkı sindirmenin bir aracı olarak katliamlar yapılmıştır. Maraş, Sivas, Gazi, 19-22 Aralık 2000’deki hapishaneler katliamı, Hrant Dink ve son olarak Uludere böyledir… Çorum’da 1980 yılında, 25 Mayıs’tan, 4 Temmuz’a kadar günlerce sürmüş bir katliamdan OLAY diye bahsetmek kasıtlıdır. Halkın faşist teröre karşı örgütlü ve silahlı bir direnişle cevap verdiğini gizlemek içindir bu kasıt. İkincisi Adnan Baran’ın anlatımlarından yola çıkılmasıdır. Adnan Baran’ın MAĞDUR olarak gösterilmesi de kasıtlıdır. Yaşanan bir katliamdır ve Adnan Baran, abisi Yahya Baran ve yanlarındaki diğer tetikçiler bu katliamın fiili sorumlularıdır. Adnan Baran mağdur değildir. Halkın inançlarını, kültürünü, ulusal kimliğini kullanarak provokasyon yaratan bir faşisttir. Alevi halka karşı, ‘Allah için savaşa’ diye katliam çağrısı yapan azılı bir halk düşmanıdır. Mağdurum, demesi de kendini kurtarmaya çalıştığı içindir. Ne yaptığını bilen biridir. Her yaptığını bilerek, isteyerek yapmış biridir. Adnan Baran’ın ifadesine göre, Çorum’da toplam 57 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunların 40’ı Alevi inancından, 17’si de Sünni inancından kişilerdir. Adnan Baran’ın abisi Yahya Baran da bu 17 kişi arasındadır. Üzerinde onlarca insanı katledebilecek kadar silah ve bomba ile yakalanmıştır. Direnişteki Alevi, demokrat insanların arasına bu haliyle sızmaya çalışırken yakalanmıştır. Halk tarafından cezalandırılmıştır. Yine Adnan Baran’ın kendisi de katliama katıldığı için 9 yıl hapiste kalmıştır. Bugün de Bağımsız Ülkücüler Platformu’nun sözcülüğünü yapmaktadır. Yani mağdur değildir. Masum hiç değildir! Bu gerçekler her şeyi anlatmaktadır. İddianamenin hazırlanma biçimi bile AKP’nin 12 Eylül’le hesaplaşamayacağını, böyle bir derdinin de olmadığını göstermektedir. AKP 12 Eylül’ü halkın her kesimine uyguladığı terörle sürdürüyor ve sahipleniyor. ’ dedi. AKP’nin halkı örgütsüzleştirmek için uyguladığı terörün son örneği olarak İstanbul Küçükarmutlu halkına yönelik polis saldırısına değinen Hüseyin Teke : ‘İstanbul’da yoksul emekçi halkın yaşadığı Küçükarmutlu’da yapılan baskın AKP terörünün son örneğidir. Yıkım tehdidi altındaki mahalle halkının örgütlülüğünü dağıtmak için yapılan bu saldırıda 13 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlardan biri de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin genel merkez yöneticilerinden biriydi. Zeynep Yıldırım derneğimizin örgütlenme sekreteri, Sarıyer Şube Başkanı ve Armutlu Cemevi çalışanıdır. 4 gün süren işkenceli gözaltı sonrası arkadaşımız serbest bırakılmış ancak mahalleli 5 devrimci hukuksuzca tutuklanmıştır. Bu baskının nedeni de bizi yıldırmaktır. Örgütlenmeyin, inançlarınızdan vazgeçin diyor AKP! Bizse Çorum’da yaşanan katliamdan bu güne aynı sloganla cevap veriyoruz: Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz! Örgütlenmekten, örgütlü yaşamaktan vazgeçmeyeceğiz. İnançlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. İnançlarımızla, özgürce yaşayacağımız bağımsız bir ülke için mücadele edeceğiz. Haklıyız, kazanacağız!’ Eylem öncesinde kavşakta bulunan kahvehaneler tek tek dolaşılarak çağrı yapılmıştı. Eylem sırasında da kahvehanelerin önüne çıkan bazı insanlar yapılan açıklamayı ilgiyle dinlediler. Açıklamadan sonra atılan sloganlarla eylem sona erdi.
|