Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Ankara TKMP: “Hapishanelerde Tecrite, İşkenceye, Sürgün Sevklere Son!” PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Şubat 2012 00:00

3 Şubat 2012, Cuma günü saat 15.00'da Ankara Adalet Bakanlığı önünde toplanan TKMP (Tecrite Karşı Mücadele Platformu) bileşenleri (Alınteri, DHF, ESP, Halk Cephesi, Partizan) son dönemde hapishanelerde yaşanan halk ihlallerine yönelik bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Eylemde “Hapishanelerde Tecrite, İşkenceye, Sürgün Sevklere Son!” yazılı pankart açıldı. Yapılan açıklamada son dönemde tutsaklara uygulanan görüş ve iletişim cezalarına değinildi. Ayrıca açıklamada “Yasemin Karadağ'da tedavi görmek için götürüldüğü hastanede jandarmaların denetimi altında o teröristtir muayene etmeyiniz!’ direktifleri ile tedavisi engellenmiştir. Kelepçeli olarak ve kadın ya da erkek gardiyan fark etmeksizin gözetim altında dayatılan tedavi reddedildiği takdirde de tutsağın tedavisi engellenmekte.” denildi.

Eylemde “Tecrite Son, İçerde, Dışarıda Hücreleri Parçala, Yaşasın Devrimci Dayanışma, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Hasta Tutsaklar Onurumuzdur, Tecrit İşkencedir, Devrimci İrade Teslim Alınamaz, Tecriti Kaldırın, Ölümleri Durdurun,Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız” sloganları atılan eyleme 40 kişi katıldı.

Eylemde okunan basın açıklamasının tam metni:

Özellikle son on yılda emperyalizmin içerisine düştüğü krizi aşmak için hızlandırdığı neo-liberal saldırılara uyumlu olarak geliştirilen demokratik açılımlar'ın ne anlama geldiği, emekçilere, Kürtlere, Alevilere, toplumun farklı kesimlerine yönelik saldırılarla, katliamlarla bir kez daha deşifre oldu. Takke düştü, altından o hiç yok olmayan faşist devlet gerçeği bir kez daha en çirkin yüzüyle karşımıza dikildi.

Bir ülkede yönetim biçiminin ne olduğunu anlamak için o ülkenin hapishanelerine bakmak yeterlidir.

Özellikle son dönemlerde 'KCK Operasyonları' adı altında kadın, çocuk, ihtiyar, öğrenci, aydın, sanatçı, öğretmen, avukat ve daha sayabileceğimiz her kesimden binlerce devrimci, demokrat, yurtsever, işçi, emekçiler 'terörist' oldukları gerekçesiyle tutuklu ve süreklileştirilen operasyonlarla demokratik haklar mücadelesi yürüten en geniş kesime yönelik gözaltı ve tutuklama terörü hız kesmeden devam ettiriliyor.

Dışarıda bütünüyle bir toplumu tecrit etmek isteyen egemenler, özgürlüklerini kısıtladığı devrimci tutsaklara da türlü hak ihlallerini reva görmektedirler. İçerideki devrimci tutsakların insanlık onuruna yakışmayacak bir yaşam sürmesi için keyfi ve faşizan yaptırımlarını sıralarsak eğer;

F tipi hapishanelerde tutsakların en temel insani halkları ve talepleri tecrit politikasında ısrar edilerek yok sayılmaya devam ediyor, keyfi uygulamalarla tecrit daha da boyutlandırılmak isteniyor.

F tipi tecrit hapishaneleriyle 11 yılı aşkın bir süredir devrimci tutsaklara dayatılan kimliksizleştirme, teslim alma ve katletme politikası hızından bir şey kaybetmeksizin sürdürülüyor.

2012 yılının ilk ayında da devrimci tutsaklara yönelik saldırılar hız kesmeden sürdürüldü. Tutsakların iletişim ve haberleşme (mektup, telefon, görüş hakkı), sağlık, okuma ( kütüphane, dergi, gazete, kitap hakkı),havalandırma, açık ve kapalı görüş gibi sayılabilecek birçok hakkı keyfi uygulamalar ve cezalarla gaspedildi. Tutsakların şikayet başvuruları, dilekçeleri engellendi. Tutsaklara yönelik fiziksel ve psikolojik saldırılar tırmandırıldı. Hapisanelerden sürgünler ve keyfi
nakiller yoğunlaştırıldı.

Dönemsel rahatsızlıkların yanında kronik hastalıkları olan yüzlerce tutuklu – hükümlünün bulunduğu hapishanede revir hakkı haftada yalnızca idare tarafından belirlenen 1 gün ile sınırlı tutulmaktadır. Aynı hafta içinde iki kere revire çıkmak ise açıkça yasaklanmıştır. Bir tutuklu ve hükümlü haftada sadece bir gün revire çıkabilir.

Yıllardır kantinden parasıyla aldığımız ve üretim için değerlendirdiğimiz cilt bezi, tutkal, kontraplak, mukavva gibi malzemelerin hücrelere verilmesi yasaklanmıştır. Bu uygulama tutsakların üreterek direniyor olmalarını hazmedememenin bir sonucudur. F Tiplerindeki yasakçı anlayışın ifrada vardığının göstergelerindendir. Keza daha düne kadar koliyle gelen kırtasiye malzemelerinin yasaklanması da bu örneklerden biridir. Bunun yanı sıra tutsakların üşümemek için takmak istedikleri eldivenlere ancak doktor raporu ile ulaşılmaktadır.

Bunların yanı sıra Sincan 1 no'lu F tipi cezaevinde telefon konuşması sırasında tekmil verilmesi şartı getirilerek engelleniyor ve 4 Ocak 2011 tarihinden itibaren telefon hakkı verilmiyor, 10 saatlik sohbet hakkının keyfiyen 6 saate düşürülüyor ve kimin kiminle görüşeceğine idare karar veriyor, 1 mayıs, 8 Mart gibi etkinliklerden sonra ve onursuzca aranmaya karşı slogan atıldığında hücre cezasına çarptırılıyorlar. Tutuklanan veya hastaneye sevk edilen tutsaklar çıplak olarak aramaya tabi tutuluyor. Hastaneye ulaşabilen tutsaklar ise kadın olmalarına rağmen asker kontrolünde jinekoloji muayenesine tabi tutulmak isteniyor. 1 Ocak 2011'de D.T olayında yaşandığı gibi. Benzer bir başka dayatma ise Yasemin Karadağ olayında yaşanmıştır. Yasemin Karadağ'da tedavi görmek için götürüldüğü hastanede jandarmaların denetimi altında " o teröristtir muayene etmeyiniz!" direktifleri ile tedavisi engellenmiştir. Kelepçeli olarak ve kadın ya da erkek gardiyan fark etmeksizin gözetim altında dayatılan tedavi reddedildiği takdirde de tutsağın tedavisi engellenmekte. Bunların yanı sıra 1980 yılında yasaklanan ancak şuan yasağı kaldırılan kitapların dahi tutsaklara ulaşması engelleniyor.

Keyfiyen Anayasal hakları olan aileleri ile açık görüşleri engellenmekte. Bu da yetmezmiş gibi ziyarete giden ailelere taciz, küfür ve saldırılarda bulunulmakta. Tutsakların kendi notlarına, çizimlerine notlarına --Cezaevi Eğitim Kurulu- TEM işbirliği ile el konulmakta. Komutanlar tarafından " Devlet size ekmek veriyor daha ne istiyorsunuz yaşadığınıza dua edin" denilerek tutsaklara aba altından sopa gösterilmekte. Ceza evi arama mevzuatı dahilinde pansumanı yapılan
yaranın sargısı dahi açılarak insanlık onurunu al aşağı edercesine arama yapılmakta. Hasta tutsaklar tedavi için gitmek istedikleri hastane yollarında soğuk ve havasız ring araçlarında daha fazla hasta ediliyor.

Hasta tutsaklara ilaçlar ödenek olmadığı gerekçesi ile temin edilmiyor. Ambulans ile sevk hakları gasp ediliyor.

Tutsaklara tecrit üzerine tecrit uygulanarak göndermek istedikleri mektuplar ve ailelerinden alacakları mektuplar engelleniyor. İdare yönetmeliğince fazla olarak ifade edilen çamaşırlar idare tarafından zorla toplanarak güya stok oluşturulmakta. Ancak önceki yılın "stok"ları tutsaklara verilmemekte.

Kısacası " o kırıla kırıla koruduğumuz, insanlık onurumuzu" ayaklar altına alabilmek, bedenlerini tutsak ettikleri devrimci tutsakların belleklerini, iradelerini, kimliklerini de ellerinden alabilmek için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Ancak tarih boyunca teslim alınamayan devrimci irade bugün de, yarında egemenlerin yöntemleri, araçları ne kadar değişirse değişsin, ne kadar ağarlaşırsa ağarlaşsın teslim alınamayacaktır.

Tecrit egemenlerin insanlık ayıbıdır. Tecrit insanlık onuruna sığmayacak bir uygulamadır. O duvarlarınızı bir bir başınıza yıkıp uyguladığınız tecritin hesabını sorana kadar, insanlık onuruna yakışmayan uygulamalarınız ile iradelerini teslim almaya çalıştığınız yoldaşlarımızı, siperdaşlarımızın hepsini tecritten kurtarana kadar mücadelemiz devam edecektir.

Ana sayfa