Eğitim-Sen OGK'sından İzlenimler PDF Yazdır e-Posta

 

Halkın Sesi: Bugün yapılan Eğitim-Sen Olağanüstü Genel Kurulu’nu bize değerlendirebilir misiniz? Genel kurulda neler yaşandı? Karar nasıl alındı? Ne gibi tartışmalar yaşandı?

Mehmet Toğan: Yargıtay Genel Kurulu'nun, MGK'nın gizli ibareli yazısı sonucu Ankara Valiliği'nin uyarısıyla birlikte, Yargıtal Genel Kurulu'nun vermiş olduğu kapatma kararı sonrası Eğitim-Sen'in Genel Merkezi 3 Temmuz günü Olağanüstü Genel Kurulu’nu topladı. Genel Kurul, salonundan, toplanma şekline kadar çok ilginç geçti bugün diyebiliriz. İlginç hareketli geçti. Sabah saat 09.00'dan itibaren, çeşitli muhalif gruplar, Eğitim-Sen 1 No’lu Şube önünde toplanarak, Kocatepe'deki Genel Kurul Salonu önüne kadar pankart ve sloganlar eşliğinde yürüyerek gitti.
Genel Kurul Salonu'nda delegeler bulunuyordu. Şöyle bir yaklaşım gördük. Daha önceki genel kurullarda, delege kartları içeriden alınıp salona giriliyordu. Delege kartlarının dışarıda olduğunu gördük. Ve delegelerden başka kimsenin içeriye alınmayacağı bir durumla karşı karşıya kaldık.

Biz tabii delege arkadaşlarımız, MYK ile görüşüp, bunun böyle olamayacağını ifade ettik. İzlemek isteyen insanların salona girmesi gerektiğini, misafirlerin salona girmesi gerektiğini ifade ettik. MYK, bize önce delegelerin daha sonra misafirlerin içeriye alınacağını beyan etti. Kitle, dışarıda bekledi bu şekilde. Pankartın üzerinde "Eğitim-Sen'i Teslim Etmeyeceğiz" yazıyordu. Genel Kurul başladı. Önce delegeler alındı. Daha sonra misafirler balkona alındı. Fakat misafirlerin hepsi balkona sığmadı. Çünkü gelen kişi sayısı fazlaydı. Salon çok az kişilikti. Hatta Genel Kurul salonundaki sandalye sayısı veya oturma yeri, delegelerin sayısından daha azdı. 550 delegeyle bugün Eğitim-Sen Genel Kurul’u yapılacaktı. Daha azdı. Biz tabii bunu biraz şeytanın avukatlığını yaparsak, çok bilinçli seçilmiş bir yer olarak görüyoruz. Çünkü, kısa süre içerisinde, ben yaptım olduya getirerek, bir saat içerisinde tüzüğü değiştirmeyi planlayan bir merkez yönetim kurulumuz vardı karşımızda gördüğümüz. Saat 11.00, 11.30'da falan başladı Genel Kurul. Kavgalar yaşandı girişte. Yine barikatlar oluşturulmaya çalışıldı. Eğitim-Sen Genel Kurulu’na gelindiğinde onlarda barikatla karşılaşmak durumunda kaldı. Barikatları açma yönünde, yüklenildi. Tabi biz dışarıda bunu göremedik. Şait olamadık, ama çeşitli kavgaların, tekmelerin, yumrukların konuştuğu bir süreç yaşandı. Daha sonra, gelen üyeler, delege olmayan muhalif üyeler, tüzüğün değiştirilmemesinden yana olan üyeler salona girdiler.

Eğitim-Sen Genel Başkanı'nın açılış konuşması sonrası, divan seçildi. Divana, eski KESK Genel Başkanı sayın Sami Evren başkanlık etti. Sami Evren gündemi başlattı. Gündem üzerine, konuşmalar, önergelerden sonra konuşmalara geçilince, yoğun protestolar, ıslıklar, sloganlar atıldı. Ve saat 12.00 gibi Genel Kurul'a bir saat ara verilmek zorunda kalındı. Saat 13.00'te Olağan Üstü Genel Kurul, yeniden başladı. Misafirler yine alındı üst kata. Delegeler salonun içine alındı. Ve bu seyirde devam etti. Tabii, farklı maddelerde görüşüldü. İşte, şube üyesi sayısı 400 olan illerinde seçileceği farklı maddelerde görüşüldü. Fakat esas iş ana dilde öğrenim görme, kültürlerin geliştirme maddesinin değiştirilip değiştirilmemesiydi. Diğerleri detaydı. Biz bu konuda ısrarla ve ısrarla, bunun sadece anadilde öğrenim meselesi olmadığını; davanın siyasal olduğunu, siyasal yanıt verilmesi gerektiğini ifade ettik. Siyasi iktidara karşı bu davanın Eğitim-Sen'i MGK çizgisine çekmeye çalışma davası olduğunu; Eğitim-Sen'i özelde, genelde ise KESK'i iyileştirme davası olduğunu; 12 Eylül hukunu koruma davası olduğunu; Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde, demokratik kitle örgütlerini ezmek davası olduğunu; Yine Susurluk hukukunu sürdürme davası olduğunu, sermayenin, uluslararası sermayenin ve devletin sivil toplumlaştırma davası olduğunu; Eğitim-Sen'i devletin ideolojik aygıtına dönüştürmeye çalışıldığını salonda ifade ettik. Bu maddelerin, bu ifadelerimizden sonra farklı siyasetlerin de görüşleri oldu. Emek Hareketi, DTP ve diğer farlık gruplar red oyu kullandılar. Değiştirilmemesi yönünde oy kullandılar. Yine Devrimci Dayanışma Hareketi red oyu kullandı. DSB dediğimiz grup kabul oyu kullandı. Kürt Milliyetçileri dediğimiz, Kürt arkadaşlarımız kabul oyu kullandı. Tüzüğünün değiştirilmesi yana olduklarını ifade ettiler. Bunlar bizim olmazsa olmazımız değildir dediler. Hatta, bu arkadaşlar şunu dediler; "Bu kürtlere açılmış bir davadır. Biz bu işi sizden öğrendik. Devrimciliği sizden öğrendik. Ama sizi aştık, siz artık bizden öğrenmek durumundasınız" dediler. Biz de kendilerine, madem aştınız, neden Türkiyeleşmeden söz ediyorsunuz. dedik. Bizim sizden öğrenebileceğimiz birşey yoktur. Ama sizin yine bizden öğrenecekleriniz vardır dedik. Öğrenmek istiyorsanız, beş yıldır süren direnişe bakın, öğrenmek istiyorsanız Ayşenur Şimşek'lere bakın, Elmas Yalçın'lara bakın dedik kendilerine. Bu akıl devletin aklıdır dedik. Sizin modelinizin adı demokratik emperyalizm mi dedik. Ki bahsettiğiniz AB ve ABD anlayışları, bugün Bağdat'ın yıkıntıları arasında kaybolmuştur dedik. AİHM dediğiniz çerçevede, delegelerin idaresine ve kitlenin idaresini ipotek koymak demektir. Mücadele etmemeyi, öğütlemektir. AİHM'den medet ummayı beklemektir. Bu AB'ci ve sivil toplumcu anlayıştır dedik. Burda sorunun ideolojik olduğunu, sendikalardaki öncelik ideolojik olduğunu, eylem programlarındaki tektiksel, yaklaşımlar değil, ideolojik olduğunu ifade ettik kendilerine. Tabii bu süreç içerisinde ABD'nin geliştirdiği politikalar çerçevesinde, bize yukarıdan devrimle üste demokratikleşme olacağı hayallerinin, beklentilerinin boşa çıktığını; 16 yaşında bir gencin şiir okuduğu için gözaltına alındığını; yine ülkenin çeşitli yerlerinde infazların yaşandığını; yine sırf bir mahkemeye katıldı diye, Uğur Kaymaz'ın mahkemesine katıldığı diye insanlar hakkında soruşturma açıldığı bir süreçte, asla bu ülkede AİHM'ye havale edilen bir demokrasi ve siyasi anlayışın olmaması gerektiğini ifade ettik kendilerine. Bu süreçte, yine bu davanın KESK'i hazır ol yoluna sokma davası olduğunu söyledik.

 

 

Yine üyelerden bir yaklaşım vardı bizim Kürt delegelerimiz üzerinde… İşte onları gaza getiriyorsunuz, söylemleriniz buna yöneliktir. Çünkü biz şunu da söylemiştik. Bu aynı zamanda Kürt halkının kimliğinin yırtılıp atılmasıdır. Bu kimlik Genel Kurul’un önüne atılmıştır. Bu Genel Kurul karar verecektir. Bu kimlik birleştirilecektir yada buna ortak olunacaktır diye. Bize burdan kendi kitlelerini veya delege arkadaşlarını, gaza getirmekle nitelendirdiler. Biz bunu da tahmin ediyorduk. O yüzden Türkiye'ye yönelik yayınladığımız deklerasyonda bundan hiç bahsetmemiştik. Ama Kürt emekçi kardeşlerimiz, karşımızda görünce, buna dair de iki söz edelim dedik. Bu anlamıyla bize vermeye çalıştıkları dersin, elbetteki ideolojik ders, siyasal anlamda cevap verdik kendilerine. Yine sendikada bulunan hakim anlayışların, Marksizm, Marksist kuşağından geçmiş kuşağın anti-emperyalizmin batıdan geleni sahiplendiği; batıyla kol kola girip, hapislere düşüldüğünü; ölündüğünü; fakat batı ploteryasının burjuvaziyle barışması sonrası, artı değerden aldığı payın yükselmesi sonrası, batı proletaryasının sesini kestiğini; Artık bizim gibi ülkelere, feminizim, çevrecilik, insan hakları bireycilik teorileri gönderdiğini; Bunların da, bu siyasetlere hakim olan siyasetler üzerine, kitlelere yutturulmaya çalışıldığını kendilerine ifade ettik. Bu tartıştıkları konunun batı patentli olduğunu ifade ettik. Bunun da kendi, kitlemizin halkımızın güvenini sarsmanın yansıtması olduğunu ifade ettik. Ve Genel Kurulu salonunda Pir Sultan'ın bir sözünü kullandık: "Dönen dönsün, biz dönmeyiz yomuzdan" ve bu maddenin çıkarılmasına karşıyız. Bu siyasal bir duruştur. Siyasal bir cevap verilmelidir. Bunun için kitlemiz vardır. Konuşurken alternatifimiz olmadan konuşmuyoruz. Sonuç almaya yönelik kesin bir direnişin örgütlenmesi yönünde, talebimiz olmuştu. Var olan bütün siyasi anlayışlar, fakat bunlar direnmeyi değil. İşi AB'ye, Avrupa Birliği'ne, AİHM'e havale etmeye yönünde bir mantıklarının olduğunu belirtmişlerdir bize. Sayın başkan Alaaddin Dinçer, konuşmasında bu maddeyi çıkartıyoruz ama yarın dava AİHM'de görüldüğünde, bu tekrar buraya koyacağız demiştir. İşi takoz tahtasına dönüştürmüştür. Yani sendika, Eğitim-Sen bugün devletin ideolojik aygıtı olma yolunda bir adım daha atmıştır. Bu geri adım atan bir Eğtim-Sen'in artık gelecek saldırı yasalarına karşısında direnme şansının çok fazla olduğunu düşünmüyoruz. Bu anlamıyla Genel Kurul salonunda 381 kabul oyu, 115 red oyu kullanılmıştır. Red oyu kullanan siyasi anlayışlar, Emek Hareketi, Devrimci Dayanışma Hareketi diğer farklı siyasal yapılar ve DMH'dır. Hayır oyu kullanmıştır tüzüğün değiştirilmesinde. Diğer siyasi yapılar, tüzüğünün değiştirilmesini onaylamışlardır. Ve şu an Eğitim-Sen'in tüzüğü değiştirilmiştir. Bundan sonraki süreçte göreceğiz.

Halkın Sesi: Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, “Anadilde eğitim” ibaresinin tüzükten çıkarılmasının usül bir değişiklik olduğunu söylüyor bu konuyu bize değerlendirebilir misiniz?

Mehmet Toğan: Bu hukuki bir değişiklik değildir. Bunların niyeti hiç bir zaman direnmek, hak almaya yönelik sonuç alıcı bir direnişin örgütlenmesi yanlısı, örgütlenme diye bir anlayışları, böyle bir örgütlenme tarzı niyetleri olmamıştır. Bu siyasi anlayıştaki arkadaşlarımız, tamamen yukarıdan aşağıya AB sürecinde demokratikleştiğini, çıkan yasalarla birlikte demokrasinin ve hakkımızı alacağımızı… sürekli olarak örgüt içerisinde bu argümanı öne çıkarmışlardır. Ve bu süreç aslında onları şok etmiştir. Kapatma kararı. Şundan biliyoruz biz. Yaşadığımız süreçten biliyoruz. Eğitim-Sen MYK'nın kapatılması sonrası ne olacağına dair bir B planı dahi yoktur. Kapatılma kararı sonrası tam bir şok yaşanmıştır. Bu genel kitlenin ve sıradan bir üyenin gözünden kaçmamıştır. Çok sonrasından ise alınan bütün eylem kararları, yapılan işler tamamen göstermelik, oyalamacılık, kendine güvensizliğin ifadesidir. Bu anlamıyla Sayın Alaaddin Bey sadece polemik yapmaktadır. Bundan ötesi de yoktur.

Halkın Sesi: Teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için ve mücadelenizde başarılar diliyoruz.

Mehmet Toğan: Biz teşekkür ediyoruz. Kolay gelsin.