|

18 Şubat günü yaklaşık 1000 civarında polis ve jandarma, panzerlerle, gaz ve sinir gazlarıyla, İzmit SEKA Kağıt Fabrikası'nda direnişte olan işçilere saldırmıştı. Saldırının ardından açıklama yapan HÖC, herkesi SEKA direnişçileriyle dayanışmaya, direnişe sahip çıkmaya çağırmıştı. Bu çağrıyla birlikte kendileri de dönüşümlü olarak fabrika önünde nöbet tutan HÖC üyeleriyle görüştük.
HÖC’lü Mehmet Güvel ve Nail Yollu ile, SEKA’daki direnişi ve kendilerinin orada bulunma nedenleri üzerine görüştük. Haklar ve Özgürlükler Cephesi'nin bir parçası olan TAYAD (Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği) çalışanı olan Mehmet Güvel; “HÖC birleşenleri, burada SEKA direnişini desteklemek için, sürekli gece gündüz onların yayındayız. Ve birlikte sorunlarını paylaşıyoruz." diyerek; 20 Şubat günü HÖC'ün İstanbul Taksim Meydanı'nda yapmak istediği SEKA’ya destek eylemine polisin saldırısını anlattı. Kendisi de bu eylemde gözaltına alınan Mehmet Güvel; "Biz SEKA direnişini çok önemsiyoruz. Bu ülkemizdeki işçi sınıfının belirli olarak, bir mevzi olsun. Kendi bilincine ermesi, bu yönüyle sağlam bir direniş, kararlı bir direniş görüyoruz. Ve sürekli, sloganlarında, "SEKA Satılamaz, SEKA Halkındır, Bizim Buradan Ancak Ölümüz Çıkar" diye kararlığı ifade ediyorlar. Hem bunu toplu olarak ifade ediyorlar. Hem de tek tek gelenler, sohbet etiklerimiz de bu kararlılıklarını gösteriyorlar. Ve direnişlerine, ortak olmamız onları çok mutlu ediyor. Hele ülke çapında, hele basında ve televizyonda bunlar gösteriliyor. Bu yönüyle de onlara büyük bir moral oluyor. Biz de direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz; onların yanındayız...” Güvel, Selüloz-İş Sendikası'nın, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararının reddedilmesinin ardından bir üst mahkemeye yaptığı itiraza verilen red cevabını şöyle değerlendirdi; "Tabiki bu mahkeme kararı doğru bir karar değil. Ve tamamen SEKA işçilerini, çok mağdur edebilecek ve onları kötü duruma düşürecek bir karar. Bu yönüyle de SEKA işçileri de bu yönüyle kararlı. Hiç bir karar bizim direnişimizden bizi döndüremez. Hatta bir ara buraya 1 Mart'ta Tayyip Erdoğan'ın sözü var. 1 Mart'ta buradakileri boşaltacağız. 1 Mart'ta kadar süre verdik diyorlardı. Bütün güçleriyle o direnişi hazır olduklarını söylüyorlar (işçiler). "Bizi buradan hiç bir güç atamaz" diye kararlılıklarını bildiriyorlar." Mehmet Güvel, güvenlik güçlerinin 1 Mart'ta müdahale etme planlarıyla ile ilgili ise şöyle dedi; "Bir müdahale bekliyorlar işçiler, Tayyip Erdoğan'ın bu açıklamasından dolayı. 1 Mart'ta bir müdahele edilmesi ihtimalini düşünüyorlar. Onun içinde, "Bütün hazırlıklarımızı yaptık. Direnişe hazırız. Bizi buradan ancak ölümüzü çıkartabilirler..." diyorlar...” Hangi iktidar gelirse gelsin, iktidarların hiç bir zaman işçiden emekçiden yana olmadığını söyleyen Mehmet Güvel, polislerin HÖC'lüleri fabrika önünden atmak için yaptığı tehditlerle ilgili; "Bize zaten sürekli yaptıkları, böyle tehditler, geçerken her hangi bir provokasiyon yaratma çabaları. Bizi buradan atma çabaları sürekli var. Biz de bunun farkındayız. Ve davranışlarımız, onlara karşı olan tavırlarımız belli. Bu provokasyona meydan vermemek için çaba gösteriyoruz. Ama bizi buradan hiç bir güç atamayacak! Bunu kararlılığımızla, buraya saldırı olduğu zaman zaten ilk barikat biz olacağız. Kapıda ilk barikat biz olacağız. Önce bizi aşacaklar. Ondan sonra işçilere ulaşacaklar. Onların o tavırlarıyla bizi çok ilgilendirmiyor ve düşündürmüyor. Biz kendi direnişimize bakıyoruz. Ve bu konuda sürekli SEKA işçileriyle yan yanayız. Onlarla omuz omuzayız. Yani arkalarında değil yanlarındayız" dedi. HÖC'lülerin fabrikayı terk etmemesi üzerine, bu kez sendika yöneticilerinin devreye girmesi ve sendika yöneticisinin olumsuz tavrına karşın Güvel şunları ifade etti; "İşçiler sendikanın bu tavrına çok üzgünler. Ve sendikayı bu konuda sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bizim bayanlarımız bile tuvalet giderken almamaya çalışıyorlar. Hatta oradaki bayanlar gelip, bizim bayanlarımızla sohbet ediyorlar. Alıp içeriye sokuyorlar zaman zaman. Fakat sendika bize engel oluyor. Bizim içeriye girmemize polis değil, oradaki her hangi bir devlet güçleri değil de sendika engel oluyor. İşçilerle temas etmemizi, işçilerle konuşmamızı, işçilerin yanına gidip, onlarla oturmamıza sendika engel oluyor. O yönüyle işçilere ceza verecekleri yönüyle uyardıkları oluyor. Bunu işçiler söylüyor. Fakat işçiler buna inanmıyorlar. Bize gelip anlatıyorlar. ve " Sizin hiç bir zaman bize zarar vermeyeceğinizi biliyoruz. Bizim için bu soğukta, bu yağmurda bekliyorsunuz. Siz bizim direnişimizin yanındasınız. Bunu biliyoruz. Ve biz bu sendikayı da aşacağız. Biz zaten sendikayı zorluyoruz. Yoksa şimdiye çoktan onlarla anlaşmaya işbirliğine yanaşırdı." |