|

16 Mayıs günü 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 1 Nisan hukuksuzluk davasından tahliye olan Mehmet Doğan ile röportaj yaptık. 14 ay boyunca, hakkında bir delil olmadan tutuklu tutulan Mehmet Doğan bize yaşadığı hukuksuzluğu anlattı. Mehmet Doğan’ın anlatımlarını dinleyin ve duyun Türkiye’de polis nasıl kendi hukukunu uyguluyor. Mahkeme ve savcılar nasıl adaleti işletiyor.
Mehmet Doğan bize kendini tanıtarak, 1 Nisan 2004 tarihinde nasıl gözaltına alındığını ve tutuklandığını anattı. Mehmet Doğan’ın anlatımları şöyle: “Öncelikle Halkın Sesi dinleyecilerini selamlayarak başlamak istiyorum. 1958 yılında Elazığ’da doğdum. Yıllarımın büyük bölümünü Elazığda geçirdim. Daha sonra İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci oldum. Devrimci düşüncelerle, o dönemde devrimci demokrat olarak o yıllarda tanıştım. O yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciydim. Demokratik üniversite mücadelesi içinde yer aldım. Daha sonra, 12 Eylül yıllarında uzun tutsaklık yılları yaşadım. Çeşitli dönemlerde, devrimci basında çalıştım. Devrimci demokrat düşünclerimi bu ülkenin bağımsızlığı için, devrimci demokrat düşüncelerimi sürdürmeye çalıştım. Toplam olarak 22 yıl çeşitli dönemlerde tutsaklık yaşadım. 19 Aralık operasyonunda yaralandım. Daha sonra Edirne F Tipi Hapishanesi'nde sevk edildim. Orda ölüm orucuna başladım. Daha sonra 1 Nisan hukuksuzluğu nedeniyle, İstanbul'da Şişli'de, bulunan Halkın Hukuk Bürosu'ndan gözaltına alındım ve tutuklandım. 14 ay tutuklu kaldım." Mehmet Doğan’a, “1 Nisan günü nereden gözaltına alındınız? Gözaltında neler yaşadınız?” soruya ise şöyle cevap verdi; "1 Nisan 2004 günü, İstanbul'da, aralarında Halkın Hukuk Bürosu'nun da olduğu 11 demokratik kurum, kuruluş ve devrimci demokrat yayın organları basıldı. Dinleyicileriniz zaten, kamouyuna mal olmuş, izlemişlerdir. Ben o sıra, o sabah, Halkın Hukuk Bürosu basıldığında, Halkın Hukuk Bürosu'ndaydım. Daha önceden, Devrimci Sol Ana Davası'ndan yargılanmıştım. Bu nedenle avukatlarımla, dava ile ilgili, gelişmeleri, izlemek için oradaydım. Keyfi olarak gözaltına alındım. Polis önce, gözaltına almak istediğinde, avukatlar, niye gözaltına alıyorsunuz diye sordular. Bir gerekçeleri olmadı. Bunun üzerine savcıyla yürütülen tartışmalar sonrası, daha sonra bir dava nedeniyle, devam eden bir dava nedeniyle, düşüncelerime başvurulacağı söylendi. İfademin alınacağı söylendi. Daha sonra, savcıya avukatların siz alabilirsiniz dediler. Savcı kabul etmedi. Ve şubeye götürüleceğimi söylediler. Yanlız avukatımla birlikte, gidebileceğimi söyledi. Avukatlık bürosunun dışına çıktığımda, avukatımın yanında zorla koparıldım. Ve ite, kalka ekip arabasına bindirildim. Daha sonra, Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüm. Orada arabadan zorla indirildim ve onursuz arama dayatıldı. Kabul etmedim. Bunun üzerine zorla yere yatırıldım. Yerde tekmelendim. Orda hem onur kırıcı bir saldırıyla karşılaştım; hem de fiziki bir saldırıyla karşılaştım. Bu haliyle zorla, arama yapıldı. Üzerim çıkarıldı. Kafam duvara vuruldu. Onunla ilgili işkence raporumda var. Adli Tıp'tan alınmış. Hücrelere atıldık. Emniyet Müdürlüğü'nde 4 gün kaldık. Dört gün özelikle polislerin psikolojik baskılarına maruz kaldık. Niye gözaltına alındığımız, niye gözaltında tutulduğumuza dair tek bir açıklama yapılmadı. Hem keyfi gözaltına alınışımızı, hem fiziki psikolojik saldırıları protesto için, ifade vermedim. Yalnız, gözlediğim şeyler oldu. Kız arkaşlarımız tacize uğradı. Yer yer polisin psikolojik saldırılarına uğradık. Çeşitli ihtiyaçlarımız engellendi. Avukatlarla görüşmelerimizde çeşitli problemler çıkarıldı. Hatta kız arakadaşlarımızdan birine tacizde bulunduğndan dolayı, biz müdahale ettik. Bu sırada ben, polis tarafından hücrem zorla açılarak, yalıtılmış diye hitap edilen tek kişilik bir hücreye zorla götürüldüm. Arkadaşlarımın protestosu üzerine iki saat sonra tekrar normal kaldığım hücreye getirildim tekrar. Kısacası dört gün boyunca, her birimiz çeşitli kurumlardan, alınan, 44 arkadaşımız vardı. Hukuksuzluğu protesto etmek için, slogan attık. Haksızlıklara karşı çıktık.

Daha sonra da zaten düzenledikleri, komployu çeşitli biçimlerde, ifade etmeye çalıştılar. "10 bin sayfa doküman yakaladık." onun dışında, "Her birinizi, yatıracağız" yani, orda aslında, polisin, 1 Nisan'da nasıl bir kompo düzenlediği, ne tür birşey hazırladıkları belliydi. Bizi tutuklatacaklarından, yıllarca yatıracaklarından, o kadar emindilerki, her fırsatta onu yinelediler. Kendilerini aslında bir yanıyla da mahkeme, savcı ve yargıç yerine koydular. Çok emindiler. Aslında, o hava içerisinde bizi mahkemeye getirdiler. Mahkeme gece yarılarına kadar sürdü. Aceleleri vardı. Bir an önce tutuklatmaya çalışıyorlardı. Şuna tanık olduk, yani bizlerde, gözaltındakiler olarak şuna tanık olduk; Savcıları ve hakimleri, tam bir psikolojik baskı altına aldılar. Özelikle avukatlarımıza yönelik, mahkeme koridorlarında tacizleri sürdü. Şundan eminlerdi, her birimizin tutuklanacağından eminlerdi. Zaten nitekim gece yarılarına kadar mahkeme sürdü. Mahkeme formaliteydi. İfademizin alınmasına, kaldı ki ilk defa savcıyla yüzyüze geldik, ne tür iddialarla karşıya olduğmuzu orada gördük. Aleyhimize somut, delil, kanıt olmamasına rağmen, bizlerin durumunu açıklayacak ifadelerin olmasına rağmen. İfadelerin, her birimizin demokratik kitle örgütlerinden, alınmasına, demokratik kurum çalışanı olmamıza. Kaldı ki ben on tane avukatın gözü önünde, DGM savcısının önünde gözaltına alındım. Tutuklanmama veya gözaltına alınmama gerekçe yoktu. Yani devam eden bir mahkeme nedeniyle gözaltına alacaklarını en son söylemişlerdi. Fakat Emniyet Müdürlüğü'nün özellikle de savcının iddialarıyla karşılaştığımızda, çok ayrı birşeyle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Nitekim mahkemede de kimi açıklamalarımızın, üzeremizden her hangi bir şeyin bulunmamasına, kendi kimliğimizin açık olmasına, ikametimizin açık olmasına, açık kimliğimizin olmasına, ortada olan insanlar olmamıza ve devrimci demokrat düşüncelerimizden ve daha önce çeşitli yıllarda hapiste kalmamız gibi çeşitli şeyleri ifade ettik. Buna rağmen onlar kendi kararını çoktan vermişti. Neredeyse bir kaç arkadaşımızın dışında herkesi tutukladılar. Polis sonuç olarak söylediklerini orada da kanıtlamış oldu. Daha sonra gece yarısı hapishaneye getirildik. Yolda, "bakın söylediklerimizi yaptırdık" dediler.” Mehmet Doğan, tutuklanmasından sonra, hapishanede yaşadığı ve gördüğü tecriti, hak ihlalleri, tanık olduğu olaylar ve 16 Mayıs günü görülen duruşma konusunda bize bilgi verdi. Ayrıca son duruşmada neden halen 8 kişi kanıt ve delil olmamasına ve mahkemenin davaya ilişkin sunduğu belgelirin sahte olmasına rağmen tutukluluk hallerinin devam etitğini anlattı, Mehmet Doğan. |