SEKA Direnişçisi Anlatıyor PDF Yazdır e-Posta

SEKA emekçisi ve direnişçisi Murat, direnişe ilişkin şunları söyledi; "Ben 1983 yılından beri bu fabrikada çalışıyorum. Evliyim bir çocuğum var. Çocuk yaştan beri bu fabrikada çalıştığımdan dolayı, normalden, diğer işçi arkadaşlarımdan, diğer fabrikadan, fabrikamıza daha da bağlıyım. Ve bugün 40. gün. Ve 40 gündür fabrikamızı geri almak için arkadaşlarımızla beraber direniyoruz.
18 Şubat'ta işveren, devlet ve devlet temsilcileri, bize o günün son gün olduğunu, yasal yollardan bildirmemesine rağmen; mesai saatinin 18.00'de bitmesine rağmen. Saatin 16.10’u geçmesine rağmen; yaklaşık 3500 polisle fabrikamıza saldırmıştır. Burada kapıyı tutmak isteyen eşlerimize, çocuklarımıza ve annelerimize, biber gazı sıkmış, coplamış ve tekme atmıştır. Biz o sırada, daha önce böyle birşey olacağı zaman, yapacağımızı, planladığımızı yaptık. Fabrikanın en büyük alanı olan mekanik atölyeye kendimizi kilitledik. Olanlar bu kadar. Bunun dışında, biz mekanik atölyelerde oluduğumuz için, o gün televizyon kanallarında gördüklerimiz haricinde, pek fazla birşey bilmiyoruz.
Eşlerimizin, çocuklarımızın anlattıkları var. Bunun haricinde, bu saldırı gününün haricinde, müthiş bir destek var. Türkiye'nin her yerinden, işçi arkadaşlar, sivil toplum örgütleri bizi desteklemeye geliyor. Örneğin bugün bizi Grup Yorum desteklemeye geldi. Bize bir konser verdi. Türkiye'nin her yerinde eylemler yapılıyor. Bütün eylemlerde -yeri neresi olursa olsun fark etmez- "SEKA Halkındır, SEKA Yalnız Değildir" sloganları atılıyor.”

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, sendika temsilcileriyle 24 Şubat günü yaptığı görüşmenin ardından, 1 Mart'ta saldırı tehditinde bulunduğunu, saldırı ihtimaline karşılık ne tür hazırlıkları olduğunu sorduğumuz SEKA’lı işçi; "Şimdi açıkcası pek fazla birşey beklemiyoruz. Süreyi onlar verdi. Kendi süreleri. Bizi ilgilendiren bir süre değil. Ne yaparlarsa yapsınlar. Biz normal olarak direnişimize devam ediyoruz. Sonunda bizi güvenlik güçleriyle zorla atmadıkları takdirde, biz bu fabrikayı istediğimiz olan üretime geri döndürme amacını alanaka kadar çıkmayacağız." dedi.

Sendika temsilcilerinin tavırları üzerine sorduğumuz soruya ise; “Şimdi sendikamızın duruşu iyi, direnişi bölmeye yönelik bizi satmaya yönelik her hangi bir eylemi, sözünü şu ana kadar görmedik. Gayet iyi götürüyorlar. Yalnız işte o, polisin müdahale ettiği gün. Bazı ziyaretçiler tarafından bir iki hareket yapılmış diye belirtilmiş. Ondan dolayı bir çekingenlikleri var. Bazı gruplara yönelik çekingenlikleri var. Ama bunu da yavaş yavaş aşıyoruz. Onlarda herkesin aynı olmadığını görüyorlar." cevabını verdi.

Ülke çapında yapılan destek eylemlerine ilişkin olarak da; "Bu desteğin amacı bizim için çok büyük. Hem moral olarak, hem de halkımızın bizi tuttuğunu, hem de bizimle beraber hareket ettiklerini gösteriyor. Bu da bizimle, bizden sonra veya bizimle aynı anda, bu şekilde, özelleştirme adı altında saldırıya maruz kalan insanların güvenecek birbirlerinden başka kimse olmadığını gösteriyor. Biz ancak birbirimizi tutarsak, birbirimize destek olursak mücadeleleri kazanabiliriz. Yoksa, SEKA'da 700 işçi var. 700 işçi, gayet kolay haledebilirler. Ama 700 SEKA işçisinin yanına 70 bin TEKEL işçisi geliyor. Binlerce liman işçisi geliyor. Binlerce demiryolu işçisi geliyor. Böylece biz kuvvetleniyoruz. Ve istediğimizi elde etme şansı yükseliyor.” dedi. Murat son olarak Halkın Sesi dinleyicilerine selamlarını iletti.

İzmit SEKA’da direnen Murat’ın da dediği gibi, birleşirsek, bir araya gelirsek kazanırız. Herkesin SEKA’da direnen emekçilere sahip çıkması gerekiyor. SEKA’ya sahip çıkalım.