SES Genel Başkanı İle Görüştük PDF Yazdır e-Posta

 

AKP hükümetinin, IMF ve Dünya Bankası'nın talepleri doğrultusunda gündemlerine aldıkları Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Güvenlik Yasası, sağlık emekçileri tarafından protesto edilmeye devam ediliyor. Yasa tasarısı sağlığı ve sosyal güvenliği bir hak olmaktan çıkartıp, sağlık alanı ticarethaneye dönüştürüyor. Konuya ilişkin, bugün Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Köksal Aydın ile görüştük.

Köksal Aydın; “Bu yasalar aslında ülkemizin son 20 yıl içerisinde, sürüklenmek istediği, neoliberal politikaların bir parçası. Belki bu neoliberal politikaların, en vahşi, en ciddi saldırıdır. Öncelikle böyle bir çerçeve çizmekte yarar var. Çünkü, bütün bu yasalar, aslında Türkiye'de yıllar içerisinde, çeşitli zaman birimleri içerisinde konuşuldu; gündeme getirildi. Bugüne kadar iktidara gelen partiler de, benzer yasalar üzerinde, öncelikle toplu manipüle etmeye çalıştılar. Toplumda bir bellek yitimi, bir ideolojik bombardımanla insanların değer yargılarını değiştirmeye çalıştılar. Yine bunun yanısıra, bir takım uygulamalarla, bazı şeyleri, topluma kanıksatmaya çalıştılar. AKP hükümeti, bilindiği kadarıyla, tek parti hükümeti ve belli bir meclis çoğunluğu var. AKP hükümeti, tüm bu sürece son noktayı koymak istiyor. Bu yasalar, özü itibariyle, aslında kamu alanının talanı yasaları. Kamusal alandan, devlet hükümlülüğü, ortadan kaldırılarak, kamusal alan tamamen, piyasaya, terk edilmek isteniliyor. Kamusal alan, ticarileştirilmek isteniyor. Gerek sosyal, gerek güvenlik ile ilgili, gerekse genel sağlık sigorta sistemiyle ile ilgili düzenlemeler, hiç bir şekilde bu ülkenin gerçekliğine uygun ve bu ülkedeki emekçilerin, halkın, bugüne kadar yakındıkları, bugüne kadar ihtiyaç duydukları, sorunların çözümü olmayacak. Tam tersine, belki geçmişi aratacak ve sağlık hakkını Sosyal Güvenlik hakkını, yok edecek düzenlemeler." Diye konuştu.

 

 

Aydın, 21 Mart günü yapılacak iş bırakma eylemiyle ilgili ise şöyle konuştu; "Şimdi yarınki eylem için, tüm illerimizde bir faaliyet yürütüldü. Bu arada çeşitli Baş Hekimlerin, Sağlık Bakanlığına bağlı, çeşitli kadroların, bu eylemimizi, sabote etmek amacıyla, çalışanları tehdit eden, gözdağı veren, çeşitli uygulamalarıyla da karşılaşmaya başladık. Fakat bizim üyelerimiz, son derece duyarlıdır. Örgütümüz, butün bu tehditlerin, boşa çıkartılması için, gereken herşeyi yapabilecek olanağa sahiptir. Özellikle, büyük iller, başta olmak üzere, yani İstanbul, Ankara, İzmir, işte Adana, Antalya başta olmak üzere, yani %100'e varan katılım bekliyoruz. Belki küçük illerde, katılım konusunda bir eyleme katılım konusunda bir sıkıntı yaşıyabiliriz. Yine Türk Tabipler Birliği'nin de, bizimle birlikte aynı gün, aynı taleplerle, aşağı yukarı, aynı taleplerle, iş bırakacak olması, bizim eylemlerimize, sinerji kattı. Yani güçlendirdi. Biz büyük bir eylem bekliyoruz, Ama belki, tek eksiğimiz var. Bu da bizim eksiğimiz değil. Kamuoyu, ayağını, oluşturma. Yani, medyayı bu konuda sorumluluğa davet etme. Bu yasaların, Türkiye'de gündem olması. Ve bizim yapmak istediğimiz, eylemlerin, topluma anlatılması babında, çok fazla sorumlu davrandığından söz edemeyiz. Belki tek eksiğimiz, budur. Halkı bilgilendirme konusunda, böyle bir eksikliğimiz söz konusu. Ama bütün bunlara rağmen, toplum bizi tanıyor. Yıllardır onuruyla, herkese eşit ücretsiz, ulaşılabilir nitelikte, sağlık hizmeti için, mücadele ediyoruz.”